Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mayıs '16

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
361
 

Bülbülü Öldürmek

Bülbülü Öldürmek
 

“Başka insanların yüzüne bakabilmek için, ilk önce kendi yüzümüze bakabilmeliyiz.”

Kitabın en can alıcı cümlelerinden birinin altını çiziyordu bana göre yukarıdaki sözcükler. Bunun için bir kasaba halkının vicdanına ve ön yargılarına karşı tek başına savaşmayı, mücadele etmeyi göze almak gerekiyordu. Ancak böylelikle adaletin, iyinin, doğrunun kazanmasına yardımcı olabilirdik.

1960 yılında yayınlandığından bu yana dünya klasikleri arasına giren Bülbülü Öldürmek, Harper Lee’nin Amerikan ırkçılığının son noktaya ulaştığı bir dönemde, olayları küçük bir çocuğun gözünden en masum ve duygusal bir yorumla anlattığı ırk ayrımcılığına dair yazılmış en güzel eserlerden biri olarak kabul edilir.

Yazarın 1930 larda Amerika’nın güney eyaletlerinden birinde yaşanılan gerçek bir olaydan yola çıkarak yazdığı bu yarı oto-biyografik eser, insanın iyiliği ve kendi vicdanıyla olan imtihanını merkeze alıyor. Beyaz bir kadına tecavüzle suçlanan bir zencinin savunmasını üzerine alan beyaz avukat, ön yargı ve şiddetle beslenen kasaba halkının mantıksız yaklaşımıyla eleştiri ve baskıya maruz kalıyor. Toplum Bay Ewell’ın iftirasına, daha doğrusu inanmak istediğine inanmıştır çünkü. Kasaba halkının gözünde suçlu bulunan Tom Robinson, mahkemeye gerek duyulmadan idam edilmelidir.  Zaman içinde bu baskılar gittikçe şiddete yönelse de Avukat Attikus Finch tüm kasabaya, hakim ve jüri üyelerine karşı tek başına mücadeleye devam eder.

Irkçılık konusunda bildik ve sık işlenen bir olay örgüsü olsa da burada önemli olan, yaşanılanların küçük bir kız çocuğunun gözünden aktarılarak her yaş kesiminin okuyacağı bir kitabın oluşturulmasıdır. İyiliğin ve doğruluğun yanına masumiyet ilave edilerek farklı olana duyulan nefretin nasıl insanlık dışı bir duygu olduğu vurgulanmak istenmiştir.

Avukat Attikus’un iki çocuğundan küçük olanı, Scout tarafından anlatılıyor öykü. Duygusal, akıllı, ama aynı zamanda asi ve dik başlı olan bu tatlı kız, insancıl ve sevgi doludur da. Kitap boyunca kendisini küçümseyen büyüklere saf, doğal, çocuk haliyle yaklaşarak adeta hayat dersi verdiğini görüyoruz.

Romana önce ağabeyi Jem ve arkadaşı Dill ile birlikte bize  yaşadığı yeri anlatmakla başlıyor Scout. Kitapta önemli bir yere sahip olan Boo Radley üçünün de ilgi odağıdır.  Boo’nun yıllardır evinden hiç çıkmamış olması hakkında çıkarılan rivayetleri doğrulamasa da onu bir hayalet olmaktan kurtaramıyor. Çocukların bu görünmeyen adamı görebilmek, ona ulaşabilmek için türlü çarelere başvurmaları sonunda Boo’yu da harekete geçirecektir elbette. Bazı günler okul dönüşü önünden geçtikleri ağacın kovuğunda buldukları küçük hediyeleri kimin koyduğuna dair kuşku duysalar da bunu  tek kişinin yapacağı ihtimali hep soru işareti olarak kalıyor.

Çocuklarına doğruyu göstermek için elinden geleni yapan Attikus, ideallerini çocuklarına da aşılamaya çalışan bir babadır. Toplumdan soyutlanma pahasına bundan vazgeçmez. Suçsuz olduğuna inandığı zenciyi mahkemede en iyi şekilde savunsa da toplumun katı ön yargısına yenilir. Tüm deliller Tom Robinson’un suçsuz olduğunu kanıtlasa da jüri onu suçlu bulur. Attikus asla vazgeçmez. Bir üst mahkemeye başvurur.  Ama Tom, bunun da bir işe yaramayacağını düşünerek idam edilmekten korkar ve hapisten kaçarken öldürülür…

Finalde kötüler cezasını bulacaktır. Bay Ewell intikam almak için bir gece okul dönüşü çocuklara saldırır. Karanlıkta çocuklar kendilerine kimin saldırdığını görmeden mücadele ederken biri onların yardımına koşar ve kurtarır. Bu arada Bay Ewell kendi bıçağının üzerine düşerek ölür. Çocukları mutlak bir ölümden kurtaran Boo Radley’dir.   

1959 da yazdığı romanı bitiren Lee, onu bir yıl sonra bastırabildi. “Ağabeyim Jem on üç yaşına yaklaşırken kolunu dirsekten kötü bir şekilde kırmıştı” cümlesiyle başlayan kitap inanılmaz bir satış yakalamış, baskı üstüne baskı yaparak herkesi şaşırtmıştı. Birçok ödülün yanı sıra 1961 Pulitzer ödülünü de alan roman ertesi yıl filme çekilip altı dalda Oscar’a aday gösterildi. Attikus Finch’i canlandıran Gregory Peck en iyi erkek oyuncu dalında Oscar alırken, senaryo da en iyi uyarlama senaryo dalında Oscar aldı.

Bülbülü Öldürmek, bugün hâlâ işlediği konuyla güncelliğini koruyor. Halen dünya üzerinde farklı boyutlarda yaşanan ırkçılığın önüne bir türlü geçilemiyor. Bu önlenemediği gibi, ırkçılık kadar tehlikeli bir başka kâbus yaşanıyor son yıllarda. Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren  mezhep ayrımcılığı maalesef ülkemizi de tehdit altına almakta.

Sonuç olarak, teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, insanlar başka yıldızlara barış götürmekten ne kadar söz ederse etsin, yine de insanları derisinin rengine ya da inançlarına göre yargılamaktan asla vazgeçmiyoruz.

 

Melek Koç/ Bülbülü Öldürmek  Yaba Edebiyat Kültür Sanat Dergisi / Nisan-Mayıs-Haziran 2016

 

 

Şahbettin Uluat, Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu filmi sanıyorum çok küçükken izlemiştim ve konusunu tam hatırlamıyordum. Tanıtımınızdan etkilenerek yeniden izlemeye karar vermiştim ta ki filmin sonunu anlattığınız paragrafı okuyana kadar. Irkçılığın bu kadar gündemde olduğu bir dönemde böyle bir kitap yazmak cesaret işi. Selamlar

Güz Özlemi 
 18.05.2016 12:49
Cevap :
Yazarlara en çok böyle dönemlerde iş düşüyor. Onların misyonu bu aslında. Bence kitabını bir kez okuyun ve hata varsa çocuğunuz da okusun. Teşekkürlerimle...  18.05.2016 17:56
 

Filmi hatırladım.Irkçı düşünceye anahtar vurmak isteyen bir anlayışın eseridir.Okullarda mecburi okunması gereken eserler arasına alınmalıydı ve tüm ülkeler için geçerli olmalıydı.Özellikle Ortadoğulu genç kuşaklar edebiyat,sanat, bilim ve teknolojiden uzak bırakıldıklarından hep cihat için kullanıldılar...Önemli bir paylaşımdı Melek hanım.Duyarlılığınız için sağolun.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 02.05.2016 22:40
Cevap :
Üç Silahşörler'i 100 Temel Eser listesine alan zihniyet bu kitabı görmezden gelmiş... Ne denebilir ki? Ülkemizde hiçbir iş maalesef ehline bırakılmıyor. Ehil olduğu sanılan kişiler de böyle seçimler yapıyorlar. Yorum için teşekkürler, selamlar.  03.05.2016 16:26
 

ve filmi öyle güzeldi ki...:))

nedim üstün 
 01.05.2016 13:08
Cevap :
Gregory Peck'in savunma yaptığı sahne müthişti...  02.05.2016 11:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 230
Toplam yorum
: 1829
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2011
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster