Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Haziran '09

 
Kategori
Yurtdışından Bildiriyorum
Okunma Sayısı
350
 

Bulunduğum ülkeyi anlatayım biraz...

Bulunduğum ülkeyi anlatayım biraz...
 

KANADA


Şu anda bulunduğum ülkeyi anlatmak istiyorum. Burada yaşayan insanların yüzde sekseni neredeyse göçmen olduğu için herkes kendi kültüründen birşeyler getirmiş buraya ve karma bir toplum oluşturulmuş.

Bunca göçmenin yaşadığı yerin bu kadar düzenli ve temiz olması şaşırtıcı gelsede alt yapısı ve kanunlar düzgün işleyen bir ülke burası.

Bu yüzden her gelen göçmen de bu düzene ayak uydurduğu için yaşam güzel olmuş ve gözle görülür şekilde uygulanıyor.

Örnek vermem gerekirse yollardan başlamak istiyorum; Yaya yürüyüş yollarında bir tane izmarit yada luzumsuz çöp bulmanız mümkün değil, bizdeki gibi çekirdek yiyip atmak asla! Kazayla bir kürdan düşürseniz aninda sırıtıyor, utanıyorsunuz! Sanırım yerlere birşeler atma alışkanlığı sadece bizde var.
Tabi burada evler yapılırken alt yapı ve proje muhteşem olduğu için düzenli bir yerleşim yerine göre ilk yapılan üç katli yada tek katlı ona göre o bölge tamamalaniyor. Biri uzun, biri kısa, biri sağda, biri solda, çarpık değil alan çok diyelim.

Ön ve arka bahçeler yem yeşil çim ve her türlü çiçek görmeniz mümkün. Evin ön tarfındaki bahçenin bitiminde yayalar için yol var sonra yine yeşil alan bir miktar sonra ana yol...

Bu bahçenin bakımı ve yeşil alanın bakımı size ait. Bakımsız kalması mümkün değil ve bakıyorsunuz.

Çünkü karşı komşu, sağ, sol hepisi bakıyor bahçeleri çok güzel ve bakımlı. Kimdir, nerelidir, adı sanı, ırkı, tabiati, hiç önemli değil. Görür görmez selam veriyor, hatır soruyor. Bu çok anlamlı benim için...

Yollar, sokaklar, parklar çok çok temiz çoçuk parklarına görevli geliyor, bakım yapıyor kumu eliyorlar, çoçuklar için zararlı bişeler olmasın diye.

O çoçuklar, nasıl bir alışkanlık kazanmişlar hiç bir şey atmiyorlar yerlere. Ellerinde bir poşet hemen çöpe koşuyorlar, kirlenmesi mümkün mü? Asla mümkün değil tabi ki.

Okula başlayan çocuklara verilen bir başka şeyede değinmeden geçemeyeceğim. Koka Kola yada başka teneke kutu içecekleri açtığımız kapakları toplamak için birer küçük poşet veriliyor. Ve okulda akvaryum görünümünde kutular var burada toplanan bu küçük kapaklar ne işe yarıyor bilir misiniz? Bu çok önemli!

Engelliler için sandaliye yapılıyor bu minik kapaklardan, , , şaşırdım kaldim ve ANKARA'ya yazdım "Milli Eğitim Müdürlügüne" bizde başlatalım diye.Cevabimi aldim ve oturdum...- Her şeyimiz bitti bu mu kaldı - diye cevap aldım. Biz bu kapakları sokaklara atmaya devam edelim elin oğlu neler yapıyor demeye devam edelim.

Bakin birde odun kömür gibi şeyler yanmadığı için havası muhteşem, temiz ve devasa çınar ağaçları, yağan yağmur onları ve yeşilliği besliyor tabi ki...
Onca göller, elektirik üretimi çok, benzin deseniz sudan ucuz...

Kirlenmesi mümkün mü doğanin? Ve çevrenin temiz kalması sanirim bunlarda etken ve kültür.

Mesela festivallar oluyor, mahşeri kalabalık. Yiyen, içen, yürüyen. Canlı müzik, caz, saz, ne ararsan var. Ama ardından bir çöp, bir dağınıklık bulmak mümkün mü?

Başı boş kedi köpek bulmanız ne mümkün? Aslında her evde köpek var. Her köpeğin bir sahibi var...Burada insan hakları çocuklar, kadınlar, köpekler ve erkekler şeklinde sıralanmış. Karşı komşumuz, sabah yürüyüşüne gidiyor köpeği ile ve dönünce de kapıda ayaklarını yıkıyor, koca bir havluyla da kurulayıp içeri aliyor.

Şimdi ben hem kızıyorum, hem kıskanıyorum. Benim ülkemde, çocukların gördüğü muamale beni yıpratıyor.

Birde burada büyük marketlerin çıkışında kocaman bir kutu var. Aldığınız şeylerden gönlünüzden ne koparsa ihtiyaç sahıplerı için oraya birseyler birakiyorsunuz. Ihtiyaç sahibi gelip ihtiyacıni oradan alabiliyor,

Mesela makarnaysa onu alıyor dığerlerıne dokunmuyor bile. Götürüp stok etmiyor!

Sanırım bunlar çok abartılı gelecektır bazılarınıza. Ama gerçek gördüğüm ve yaşadıklarım!

Oysa biz kocaman bir ülkeyiz. TÜRK'üz, doğruyuz, çalışkanız ve müslümanız... Sizce bunları bizimde uygulamamız gerekmez mı? Ne dersiniz?

Yolda yürürken yaşlılara yol vermek, unutulan ve özlenenen bir durum burada size saygıyla selamlayıp yol veriyorlar.

Bir başka konuda ev alanlara, yada evlenenlere, bebek bekleyenler için bakın neler yapılıyor;

Örneğin bir arkadaşınız ev almış kafanıza göre bir hediye alıp gitmek yerine küçük ev aletleri listelıyorlar, mağzaya bırakıyorlar ihtiyaca göre gidip sizde bütcenize göre oradan onun ihtiyacını alıyorsunuz. Evlenen içinde ayni. Bebek için ise anne adayının en yakın arkadaşı annenin adres defterini eşinden aliyor ve bütün arkadaşlarını davet ediyor bebek için surpriz bir parti duzenliyor. Bunada yiyecek içeçek hazırlanıyor ve herkes toplanıyor aynı şekılde bebeğin ve annenin ihtiyaçları alınıyor yada para, hediye çeklerı. Anne adayınıda oraya sürpriz bir şekilde getiriyorlar çok hoş bir ortamda eğleniyorlar dağiliyorlar dünyaya gelecek bebeğe karşılama bu şekilde. Kisacasi yardimlasma hat safhada... Yeni evli cifte yardim ev alana destek dunyamiza yeni adım atacak minik bebeğe güzel ihtiyaçlar...

Daha neler neler anlatmayla bitecek değil.

Şimdi birazda trafikten bahsedelim; Olağan üstü! ifade etmek zor görmek gerekli. Sanırım tabiki imkanlardan olsa gerek...

Bu ülkenin yüz ölçümü yaklaşık bizim ülkenin yüz ölçümün on katı. Dolası ile istediğini yapma imkani var. Yollar geniş ve bakımlı. Yaya geçiti olsun olmasın adımı attığınız an araçlar durup yol veriyor, gülerek selamlıyorlar. Yol kavşağına gelen sürücü yaya olsun olmasın mutlaka duruyor...

Polisi görmek mümkün değil nerdeyse. Herkes çünkü kendi düzenini bir nevi tutturmuş gidiyor. Sonuçta belki madem sen orada kal diyeniniz olacak ama sadece paylaşmak ve her birimizin ders alması gereken şeylerin olacağını düşünüyorum Saygıyla...
Hafize KILIÇ

Vatan ve Gurbet

Toprak bu gün hüzün kokuyor,

Güller yapraklar boyun büküyor,

Içim içime sığmıyor,

Gurbetim ayaz gözlüm,

Rüya gördüm seni özledim diyor...

Ya ben ya ben gönlümün gurbeti?

Hasretin yetti gel artık bekledığim gün bitti,

Rüyalarim bile dertli gel gönülümün kurşunu,

Gurbet kuşu kalbime daha kaç mermi atacaksın?

Üşüdü gözlerim göz yaşlarımı ayaz aldı,

Düşündün mü hiç bu hayattan geriye bana ne kaldı?

Hüzün çiçeğim sevgi kelebeğim gel!

Içimdeki hasret alev aldı,

Bunlara direnmeye takatım kalmadı,

Gelişin yaklaştikca dönüşünün alevi sardı,

Gönlümün gurbeti bu bir isyandı,

Bu gün bu gönülde grev vardı,

Kazanan yine gurbet oldu....

Gurbet Meleği

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 34
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 621
Kayıt tarihi
: 19.11.06
 
 

Okul hayatımın tümü İstanbul'da geçti . Turizmciyim, kendi şirketim olan turizm sektöründe çalışmakt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster