Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
464
 

Bulvarda çarşafa dolanan adam; Baykal!

Bulvarda çarşafa dolanan adam; Baykal!
 

Yeni kapanım açılımı


Sonunda bunu da gördük. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Çarşafın bir Türkiye gerçeği" olduğunu itiraf etti. Daha düne kadar akredite sayılmayan; bu yüzden parti toplantılarına bile alınmayan başörtülü, türbanlı ve çarşaflı bayanları partisine üye yaptı. Onlara resmen ve alenen arka çıktı. Böylece ait olduğu hakim grubun laiklik ve demokrasi anlayışını tarümar etti.

Bununla da kalmadı; yandaşlarının tarihî ezberini bozdu. Tam bilmiyorum ama belki hayatında ilk defa, geçmişi doğru okudu. Tek partili dönemde cumhuriyet uygulamasının nasıl olduğunu gerçek yönüyle açıkladı. Şu sözler ona ait:

"Cumhuriyet döneminde Atatürk Bulvarı'nda(n) kılık kıyafeti müsait olmayan insanları geçirmiyorlardı. Poturlu, şalvarlı bir takım insanlar öyle Ankara'ya gelip bulvara gir(e)miyor(du). Tek parti zihniyeti oydu. Kıyafetini düzelt gel de öyle geç diyorlardı."

"Biz bir siyasi partiyiz. Yani bir kıyafet tüzüğü mü ilan edeceğiz. Türkiye'deki genel yasaların ötesinde insanları kılık kıyafetine göre yeniden tasnif mi edeceğiz? Böyle bir şey olabilir mi? Türkiye bu ya! Kimse (Herkes) her şeye layıktır. Her yere gider, her meydana da girer bulvarda da yürür, her siyasi partiye girer, CHP'ye de girer."

".... Bu tek parti zihniyetini şimdi 2009 yılına girerken, Türkiye'de sosyal demokrat bir parti olarak, insancıl bir parti olarak biz mi uygulayacağız?"

Artık Baykal da itiraf ettiğine göre demek ki, "kanunlarımızda kadınlar için kılık kıyafet yasağı yok" diyenler haklıymış. Bu sadece, tek parti zihniyetinin bir uygulamasıymış. Doğru söze ne denir?

Söz konusu açıklamaların, içinde bulunduğum camia için sarsıcı bir yanı yoktur. Bizim taraftakiler cumhuriyetin, dedelerine nasıl davrandığını dinleyerek büyüdüklerinden, Deniz Bey'in anlattıklarına yabancı değillerdir. Onları şaşırtan, anlatılanlar değil anlatan olmuştur.

Acaba Baykal'a ne oldu da bu noktaya geldi? Ait olduğu kitlenin dünya görüşüyle bağdaşmayan, hatta bir kısım milletvekillerine kazan kaldırtan bu yola nasıl girdi? Başına kiremit mi düştü, birileri büyü mü yaptı, rakiplerinin gardine mi uğradı? Sanmıyorum.

Yoksa ihtilallerden, terörden, iç karışıklıklardan, günlerdir gündemde tutulan "ekonomi çöküyor" haberlerinden kamuoyunun pek fazla etkilenmediğini gören "iyi saatte olsunlar, " CHP için yeni bir taktik denemeye mi karar verdi? Evet, büyük ihtimalle bu, böyle bir yöntemi çağrıştırıyor.

Oyun kurucular, CHP'nin artık tepeden inme numaralarla iktidar olamayacağını, mevcut zihniyetle de milletten oy alamayacağını görmüş bulunuyorlar. Demokrasi dışı yollar kapandığında ise geriye, halk (ın temayüllerini, yaşam biçimini, giyimini, kuşamını kabullenmek) kalıyor. Anladığım kadarıyla CHP bu istikamete doğru yönlendiriliyor.

Baykal bu yöne dümen kırınca, Hürriyyet yazarı Ertuğrul Özkök hemen albümünü karıştırdı ve babaannesini çarşaflı gösteren bir aile fotoğrafını köşesinde yayınlayıverdi. Dün konuyu gündeme alan Star Haber sunucusu Uğur Dündar, kendi ailesinde de başörtülüler bulunduğunu açıkladı. Yani herkes birer, birer çarşafa dolanmaya başladı.

Yıllardan beri tesettür karşıtlığını "türban" üzerinden yürütenler, örtünmenin "Türkiye'nin gerçeği" olduğunu inkar edenler bakalım şimdi ne diyecekler? Bu konuda yazdıkları onca yazıyı, demeci ve açıklamayı nereye koyacaklar?

Şimdiye kadar CHP ile paralel düşünen Anayasa Mahkemesi, bundan sonra açılacak benzer davalarda nasıl davranacaktır? Görüş değiştirmek istediğinde, "başörtüsünün anayasanın başlangıcına, değişmez ve değiştirilemez maddelerine aykırı olduğu kararından" hangi gerekçeyle tornistan edecektir?

Öte yandan CHP, düne kadar yürüttüğü başörtüsü karşıtlığına makul bir kılıf uydurabilecek midir? Öyle ya, önce örtüyü mahkum ettireceksin, sonra da hiç bir şey yapmamış gibi alıp partinin il ve ilçe merkezleriyle, meclis grup salonunun duvarlarına asacaksın! CHP'nin ve zihniyet ortaklarının başörtüsüne karşı gösterdiği bunca tepkiden sonra milleti, bu değişimin samiyetine ikna etmek pek kolay olmayacaktır.

Aslına bakarsanız, AYM'nin türban kararlarının zaten yenilir yutulur bir tarafı yoktu. Fakat Baykalın bu açılımından sonra gerekçeler sistemin boğazını iyice tıkadı. Değişmez ve değiştirilemez maddelerin pozisyonu bozuldu. Hukuk adına uydurulan bütün argümanlar boşa çıktı. Çünkü devletin resmi partisi bile önceki duruşundan çarketti. Laiklikle ilgili katı kabullerini yumuşatmaya hatta tersine çevirmeye başladı. Üstelik bunu, itiraz eden ve kendi anlayışlarını her türlü fikrin üzerinde gören bazı CHP'li vekillere rağmen yaptı, yapıyor.

Belki sözkonusu tıkanıklık Baykal'ın da destek vereceği yeni bir anayasa ile açılabilir. Zira, "güya anayasayı" koruma endişesiyle bizzat yargıçların meydana getirdiği hukuksal tahribatın, başka türlü telafisi mümkün görünmüyor. İnşallah, karar merciinde olanlar ideolojik hüküm ikame etmenin doğurduğu abuk sonuçların, hukuku nasıl çıkmaza soktuğunu bu vesileyle görürler de bir daha aynı hatayı yapmazlar.

CHP'nin son yaklaşım tarzı bir bakıma başörtüsü, türban veya çarşaf kullananların, ülkemizi İranlaştırma, Malezyalaştırma yahut Arabistanlaştırma niyeti taşımadıklarının kabulü anlamına gelmektedir. Başörtüsü, türban ve çarşaf, "Türkiyenin gerçeği" kabul edildiğine göre, artık tesettürlü öğrencilere söylenecek söz kalmıyor demektir. Bu durumda, onları da bu gerçeğin bir parçası saymak gerekiyor.

Eğer bu yeni açılım birbirimize düşmemizi önleyecekse, toplumu kaynaştıracaksa ister ciddi olsun, isterse takiyye... hiç farketmez. Sanki tartışırken, kavga ederken hep samimi mi davranıyoruz? Orada da takiyye yapmıyor muyuz? O zaman "no problem!" Baykal'ı kutluyorum.

Resim:http://www.bydigi.net/komik-resimler/322502-carsafli-baykal.html

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bence Sayın Baykal "örtünmenin" Türkiye gerçeği olduğunu zaten biliyordu. Hatta parti içindeki muhalif kalmaya devam edenler de pekala biliyorlar.. Sadece sayın Baykal kuru kuruya direnmekle partisinin bir adım dahi ileri gidemeyeceğini, bilakis marjinal bir parti haline dönüşeceklerini anlamış bulunmaktadır. ama zamanlama konusunda büyük bir yanlış yapmıştır. Halkın hafızası artık balıkla kıyaslanmayacak kadar güçlendi. Güzel bir blog ..elinize sağlık..

Zulkarneyn 
 05.12.2008 8:28
Cevap :
Doğrudur. Zaten, Türkiyede yaşayıp ta örtünmenin bir ülke gerçeği olduğunu kabul etmeyenin aklından şüphe edilir. İşte bunlar onlardandı. Gerçeği biliyorlar fakat hazmedemiyorlardı. Bir kısmı hala dirense de diğerleri şimdilik hazmetmiş gibi duruyor. Bekleyip göreceğiz. Teşekkür eder, selamlarımı sunarım. Mutlu bayramlar.  05.12.2008 16:49
 

Merhaba...Bence CHP günah çıkarıyor. "Zararın neresinden dönsek kârdır" diyor. Selamlar.

cdenizkent 
 03.12.2008 11:55
Cevap :
Günah çıkarmakta samimi ise bu büyük bir olay demektir. Sonucu zamanla göreceğiz. Selamlar.  03.12.2008 16:20
 

Değerli Hüseyin Bey, uzun süredir şu vurgulanmaktadır; 1)Halka rağmen hiç kimse (Asker-yargı-siyasetçi) dayatma yapamaz. 2) Halk okumuyor. Ancak az da olsa okumaya başladı. 3) Okuyan halk hem Cumhuriyeti, hem de Vakit gazetesini okumaktadır. 4) Vatandaş kendisine anlatılanların her zaman doğru olmadığını, aldatıla, aldatıla öğrenmiştir. 5) Halk henüz dememektedir; "Ey bu ülkenin yöneticileri... Benim alımterimle geçiniyor, benim kanım ve canımla bu ülkeyi koruyorsunuz... Ancak bana neden hala hesap vermiyorsunuz! Siz hala alemi kör, herkesi sersem mi zannedersiniz? Uyanın! 6) Denilmişti ki, çömlek çatladı... Artık su tutmaz. Dönersek konuya; Kamuoyu yoklamalarında mevcut siyasi parti tüm oyunlara rağmen güçlenmektedir. "Eh o zaman bizde ne yaparız? Senin oyunu böleriz..." Çocuğun adı hıdır... mesele bir su kadar berrak şekilde budur. Ancak Vatandaş, bugüne kadar uyutulduğunun farkına varmış ve henüz kızmaya başlamamıştır! Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 03.12.2008 11:11
Cevap :
Azizim Canmehmet: Eğer toplumu öte yakalılar, beri yakalılar olarak iki mahalleye koyarsak karşımıza şöyle bir durum çıkıyor. Beri yakalılar hem cumhuriyeti, hem vakiti okuyor. Hem kanal yediyi hem de kanal d yi seyrediyor. Öte yakalılar ise sadece cumhuriyeti okuyor. Kanal d ve ona mümasil kanalardan başkasını seyretmiyor. O yüzden hayata tekil bir gözlükten bakıyor. Kısacası öte yakanın elitlerinin hali pürmelali bu! Sanırım son zamanlarda öte yakalı birileri kanal yedi, samanyolu falan seyredip, yeni şafak ve zaman okudu ki, hakikati görüp orta bir yol bulmaya karar verdi. Eğer bir süre sonra yuttuklarını geri çıkarmaya kalkmazlarsa bunu, müsbet bir aşama olarak görmek zorundayız. Baykal'ı takip edelim. Selam ve hürmetlerimi sunarım.  03.12.2008 16:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 698
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster