Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '08

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
645
 

Bunlar güzel anılar..

Bunlar güzel anılar..
 

Nilgün,Murat Vera ve ben aşağıda görünen annecim.


1/Eylül/2008

BİZİM AİLE ÇOKTANNN, DÜNYA BİRLİĞİNE GİRDİ ..

Yanlış okumadınız, gerçekten de şöylece bir düşündüm, “vay canına!” dedim. Dünya kapısını ilkten kardeşim Yüksel araladı. Yıllar önce gittiği İsviçre’de oradan bir dr. bayanla evlendi yeğenlerim oldu. Sonra kız kardeşim bir Amerikalı ile evlendi, onun kızı yeğenim Menekşe İngiliz kraliyet donanmasından bir subayla evlendi. Yeni bir bebeğimiz oldu adı Ekin Maykl. Erkek kardeşimin oğlu Murat’ın da dün gece düğününü yaptık. Rus bir gelin getirdi bize. İşte gördünüz mü ya, AB. ye girdik, gireceğiz diye uğraşırken dünya birliğini ailece kurduk biz. Bu bizim aileye giren ikinci Rus vatandaşı. Daha önce ablamda Rus asıllı eniştemle evlenmişti. Kendisi 9 Eylül Üniversitesi Profesörlerindendi. Allah rahmet eylesin. Aman az daha unutuyordum. Büyük teyzemin kızı da bir Avusturalya’lı ile evli ve orada yaşıyor. Maşallah ne aileyiz değil mi?

Gelelim dün geceye aman bir eğlendik bir eğlendik ki sormayın. Hele Vera ve Murat’ın bizlere sürpriz dansları oldu ki sormayın. Bir ara gelin ile damat kayboldular, birkaç dakika sonra geldiler Vera gelinliğini çıkartmış, incecik bedenine yapışmış kırmalı çok güzel beyaz bir İspanyol elbisesi giyinmişti.. Tabi hepimiz şaşırdık acaba neden ola, böyle adetlerimi var diye düşünüp konuşurken, pistin ortasına gelip durdular. Orkestra bunlar ortada dururlarken nefis bir Arjantin tangosu çalmaya başladı. Aaa o da ne! Aman bizimkiler bir dans gösterisi yaptılar ki sormayın. Tv lerin birinde dans yarışması var ya, inanın bu yarışa girseler mutlak birinci seçilirlerdi. Meğer dans dersi almışlar kimseye çaktırmadan. Her halde özellikle düğün geceleri için bu eğitimi almışlar ki şahane bir gösteri izledik. Allah mutluluklar versin ikisi de birbirlerine çok yakıştılar.

Danslarının sonunda alkışlamaktan ellerimiz kızardı. Bravo çocuklar, bravo. Bir dans bu kadar güzel ve kusursuz yapılabilirdi.

Vera ile Murat Amerika’da ikisi de mastır yapmaya gittiklerinde tanışmışlardı. Vera St. Petersburg Üniversitesi’nde antropoloji ve Kültürel İlişkilerde okurken bizim çocukta yeni deniz teğmeni çıkmış oraya elektronik mastıra yollanmıştı. Deniz Harp Okulunu ikincilikle bitirmiş o zamanki TBMM si Başkanından diplomasını almıştı. Meclis başkanı ona bir de hediye vermişti ama şimdi hatırlamıyorum. İşte bu iki genç yaklaşık bir senedir konuşuyorlardı. Bazı Vera Türkiye’ye geliyor bazense Murat Moskova’ya gidiyordu.


Salona gittiğimizde misafirlerimizin bazılarının gelmiş olduklarını gördük. (Biz biraz trafik yüzünden gecikmiştik.) Onlardan özür diledik. Eh düğünlerde böyle şeyler istemesek de mutlaka oluyor işte. Daha dün gece yapılan kına gecesinin yorgunluğunu atamamıştık üzerimizden.Sonra misafirlerimizi karşılamaya başladık. Saat 8.30 da orkestra yerini aldı müzik eşliğinde bizim gelin ile damadın bebeklikten şimdiki zamana gelen resimlerinin görüntüleri slâyt ile gösterildi. Bu gösteri bittikten sonra Muradın subay arkadaşları kılıçlarını çattılar her birinin yanında ellerinde çiçekler olan genç kızlar vardı. Bembeyaz üniformaları içerisinde nede yakışıklı görünüyorlardı. Gelinle damat bu kılıçların altından geçerek salona girdiler. Muhteşem bir görüntüydü.

İlk danslarını yaptılar. Vera’nın anne si babası ve de Rusya’dan gelen akrabalarının oturdukları masaya hem Rusya hem de Türkiye bayrakları koymuştuk. Bu güzel oldu. (Gelin arabasında da vardı tabi.)Neyse ilk danstan sonra Veranın annesi elinde tepsi ile ortada bitiverdi. Tepside kocaman bir ekmek vardı. O, Rusça konuşuyor yanındaki diğer bir akrabası İngilizceye çeviriyor, İngilizceyi de Suna, yani kardeşimin karısı bize Türkçe olarak anlatıyordu.(kendisi İngilizce öğretim üyesidir.) Bu onların gelenekleriymiş. Bizler göremedik ama tepside biraz da tuz varmış. Önce gelinle damadın başından pirinç, şeker döküldü dualarla, sonra ekmeği ikisinin eline verdi Tanya (Veranın annesi).Ekmeği çekerek parçalamaları gerekiyormuş, hangisinin elinde büyük parça kalırsa evde onun sözü geçecekmiş. Tabi bizim çocuk bir asıldı, ekmeğin neredeyse tamamı onun elinde kaldı. Eh şamatayı görecektiniz. Görmeye değerdi. Bizlerde nikâhtan sonra ayağa basmak gibi bir şey bu. Sonra birer parça ekmeği tuza batırıp ikisine de yedirdi Tanya. Bu da beraberlikleri, hayatları tatlı olsun diyeymiş. Bu geleneği de öğrendik dolayısıyla. Daha sonra zaman zaman Rus müziği eşliğinde, sonra bizim müziklerimiz ile hopladık, zıpladık. Kardeşim Nilgün’ün oğlu Günhan da İngiltere’de okuyordu. Yaklaşık bir senedir görememiş bayağı özlemiştim. O da, Ankara Misket havasını bir döktürdü ki sormayın. Eh! Yaşamın bir kesiti bu işte.. Dün kucağınızda gezdirdiğiniz bebeler büyüyüp meslek sahibi oluyorlar. Bir bakıyorsunuz ki evleniyorlar, hatta çoluk çocuğa karışıyorlar. Seneler su gibi akıp geçiyorlar...

Bizim aile dört biryana dağılmış, böyle düğünler de, Allah korusun cenazelerde bir araya gelme imkânımız oluyor. Allah kötü günlerde değil, inşallah hep böyle mutlu günlerde bir araya getirir herkesi. Günhan annemi bile oynamaya kaldırdı. Yürümekte zorlanan anacım da onu kırmadı kalktı, bir o yana bir bu yana salındı durdu.

Salonda klimalar yetersizdi biraz kan ter içerisinde kaldık ama her şeyi ile muhteşem bir düğündü en önemlisi de burada Rus, Türk, Amerikalı, ayırımı yoktu herkes dost ve sevecendi. İnşallah dünyada da bir gün bu dostluklar perçinleşir de savaşlar, katliamlar biter. Onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevetine. Öyle derler galiba değil mi? Darısı tüm sevenlerin, bekârların başına diyelim…

Sevgi ve sağlıkla kalınız…

Tünay Süer

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

o nedenle bizi tanımıyorsunuz,kafanız karıştı...))) bu kadar zengin kültürü barınıran bir aile kimin dediğine inanacak,vala merak ettim...alemsiniz vala...harika... sev

Metin TOPÇU 
 23.09.2008 20:24
Cevap :
Değerli Metin Bey Artık onlarda bizden oldular.Önemli olan anlaşabilmek ve mutluluğu yakalayabilmektir.Aşk,dil,din hatta renk tanımıyor.Saygı ve sevginin olduğu yerde anlaşmak çok kolay olur ve yalan,riya olmaz.En azından bizim ailede böyledir.Temennim tüm dünyada böyle olmasıdır.Sizi tanımak isterim. Teşekkürler.Sevgiyle kalınız.  23.09.2008 21:20
 

mutluluk işte herşey burada. onsuz olmaz onsuz yaşanmaz.onsuz su içilmez onsuz yemek yenmez. mutlu olmamayı bile düşünemessiniz. allah bir yastıkta bir ömür mutlu olsunlar.

hayatsin35 
 01.09.2008 23:17
Cevap :
Çok teşekkür ederim efendim. Darısı kavuşamayanların başına.  02.09.2008 1:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 375
Toplam yorum
: 766
Toplam mesaj
: 47
Ort. okunma sayısı
: 773
Kayıt tarihi
: 30.04.08
 
 

İstanbul Kadıköy doğumluyum. Herhangi bir menfaat grubuna bağlanmadan, açık fikirli, dürüst, önya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster