Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '10

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
439
 

Bunları, biliyor muydunuz? (4)

Bunları, biliyor muydunuz? (4)
 

& Taciz mağdurlarından birinin aynı pilavı ısıta ısıta önümüze koymasından gına getirdiğimizi,

&Aynı mağdure’nin bizden yardım isteyerek blog’da spam yolu ile tacizci nasıl önlenir? diye sorduğunda, ilk aklıma gelenin blog’da e-mail yolu ile tacizin olabileceğini düşünerek, kendisine önleyici tedbirleri hararetle tavsiye ettiğimi, hiçbir zaman için, ve asla, “alev olmayan yerde, duman tütmez!” diye düşünmediğimi,

& Aynı şahıstan aldığım mesajla şoke olduğumu, sualini yanlış anlayabileceğimi düşünmeyerek bu iyiliğime karşılık bana “ Allahım ya, milletin aklı neresinden çalışıyor, anlamıyorum” diyerek utanmazlık örneği verdiğini,

& Ancak; “Şaşkın ördeklerin tehlike halinde, neresinden dalacaklarının” bilindiğini, bununla teselli olduğumuzu,

& Ettiği bu densiz lâflarla, emeğimin boşa gittiğini, “herhalde yanlış anlaşılmış olabilir” diye hiç düşünmeden, içindekileri kusan, bir “histeri halinde şaşkınlığı ve telâşı” oynayan bu şahsı, kınadığımızı,

& Ha telefonla, ha MSN ile, ha blog yolu ile, ha E-posta yolu ile tacizlerin, hep aynı kapıya çıktığını, esas gayenin, tacize tedbir almak olduğunu, bu şahsın, tavsiyelerime, şükran duyması gerektiği,

& Ve yine blogcu’yu bozanın “konu kapanmıştır, bu konudaki bu son yazımdır. Yorum yazmayın. Mesele bitmiştir” deyip, deyip, yeniden sayfa açması, ertesi gün de aynı şeyleri tekrar etmesi olduğu,

& Daha ertesi gün de, sahur vakti “Mesajlarımı silin” diye haber saldığı, bize de bu telâşın altında ne var? diye düşünmek düştüğünü ve “sen kiminle dans ettiğini sanıyorsun?!” diye de sormadan edemeyeceğimizi,

& Son olarak da: ” Perhizleri ne bozar? Lahana turşusu. Oruçları ne bozar? Boğazdan geçenler bozar. Blogcu’yu ne bozar? Suçluluk duygusu değil, suçluluk telâşı bozar dediğimizi,

& Bu sıralar bir kısım arkadaşlarımızın, “yorumlarımız siliniyor durduk yerde. Arkadaşlara mahcup oluyoruz.” feryatlarının, bloglarda yükseldiğini, durumun, idaremizce bilinip bilinmediğini, haliyle bilemeyeceğimizi,

& Blogda badana, boya işleri, tadilatların olduğunu, bu sebeple uçan ve kaçanların, gemiye azıya alıp uzaklara gidebileceğini, yorumdur, morumdur, mesajdır falandır, festekizdir bütün bunların başımıza gelebileceğini,

& Blogcu dediğin sabırlı olmalıdan yola çıkarak, bütün güzelliklerin bayrama yetiştirileceğine inandığımızı, bir de bakmışız bayram sabahı, ne kadar uçan ve kaçan varsa, bloglarda yerine osssat konacağını,

& Sizlere, sabreden derviş’in, sıkıntıdan gebermiş olduğundan dem vuranları unutmayıp, biraz da müsbet düşünüp, bunu, “gebermemiş” olarak algılamamız lâzım geldiğini,

& Blogda, hala daha, bu önemli tadilattan bihaber olan blogcularımızın olduğunu, sevgili idaremizin bunu duyurmak için yırtındığını, şimdilik uçan, kaçan, takla atan, yan yatan, çamura batan her tür yazı, resim, çizgilerden dolayı “Ya sabır” çekmesini bilmemiz gerektiğini de, öğrenmemiz lâzım geldiğini,

& Türkiye’nin en güzel ve görkemli tek blog sitesi olan MB’un yazılımının tamamlanıp, zirve yapıp gönüllerde taht kurmasının yakın olduğunu, bayramda şekerlerimizi yerken, maziyi düşünüp de bu günlere kavuşmamıza bakıp “ne günlerdi onlar” diye iç geçireceğimizin, muhakkak olduğunu,

& Cevap kutularının numaratörü dönmüyor mu? Ne kadar hacimlidir diye yazdığınızdan emin mi olmak istiyorsunuz? Numaratöre bakıp bakıp kahroluyor musunuz? Hepsine çare bulunacağını garanti eylediğimi,

& Sakın ola ki; dönmeyen, aklına estikçe dönen numaratörünüz, neresinden yağlanır diye, ananızın, ablanızın veya kendinizin dikiş makinesinin yağını kapıp, aranmağa başlamayın. Cereyana kapılırsınız vallahülazim ( Ne demekse!)

& En iyisi mi, numaratörü bir fincan olarak düşünürsek, dolu dolu iki buçuk fincanlık yazı kapasitesiyle yazınızın kesilme tehlikesinin olmayacağını,

& Şimdi siz bana; “sen editör müsün? Nerden biliyorsun? Yoksa aramızda gizli editör müsün? Allahasen işin mi yok, bu martavalları git başkasına oku diyor ve diyecek gibiyseniz, hiç gücenmem, merak etmeyin, güceniklik yapmayacağımı,

& Meselâ yorum veya mesaj yazmağa kalktığınızda kutunuz yamuk mu açılıyor? Yahut Arnavut tüfeğinin sapı gibi eğri mi açıldı? Kolayı var. Çareler tükenmez dediğimizi,

& Bu takdirde mausunuzun ucunu, “Arkadaşına gönder”’in ucuna koyup, bir de, derinden lâhavle çekip bir defa enter’lediniz mi, derhal o yamukluk ve kesiklik düzelecektir,

& Ama bu sefer, “Gönder” butonu, Kanal7 nin malları gibi akibete uğrayıp, ekranda gözükmeyecektir. Bu takdirde, lâhavle’nin ikincisini çekiniz dediğimiz,

& Eee, bizim sayfa nasıl dolacak? Böyle şeyleri yaza yaza, böyle dolacak elbet dediğimizi ve kurşun ata ata biter türküsünü de çağırdıktan sonra devamla,

& O çeşme reklâmındaki gibi kutuyu “Çarpı” işaretiyle kapatıp, bir daha açacaksınız. Taaa ki yamulmamış çerçevenin gönder butonu çıkıncaya kadar aç kapa ve devamlı aç-kapa yapmağa devam edeceksiniz,

& Göreceksiniz ki, o gönder butonu yeni doğan Ay gibi, incecik kırmızımsı kaşını nihayet size, gösterecektir. Şükretmesini de bilmelisiniz. (Tabi ne geliyorsa başınıza “Şükürsüzlükten “ geliyor) Aman heyecana kapılmayın, diyeceğim o ki, “ Kız Ay’ın on dördü, saçlarını kim ördü” şarkısını hatırlayıp, “ Gökte Ay Hilal gibi / Dili ballı gibi / Dudak, Şam baklavası / Kaş sürmeli geyik gözü gibi” türküsünü söyleyerek farenizi ( İşlem yaparken, evin kedisini uzaklaştırınız) o sürmenin incecik kenarına koyup tıkladınız mı, yorumunuzun, kaybolmadan varacağı yere ulaşır dediğimizi, sevinçten de “ “Sürmeli, sürmeli Raziyem” i söylemenizi, tavsiye ettiğimizi,

BİLİYOR MUYDUNUZ?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Baksanıza, globalleşeceğiz diye kurbağa bacağı ve tırtıl'la başladı şimdilik, arkasından ne gelir bilinmez:-)) Saygılarımla..

Arif ÖĞÜTÇÜ 
 15.03.2010 17:19
Cevap :
Ahşapçı bu sıralar tahta takunyalarla dolaşıp, aklı sıra iz bırakmuıyor. Bir gecede kaç yapaı yaptığı biliniyor zaten. Dur bakalım. Açık vermeyelim. Selamlar  15.03.2010 17:59
 

MERHABALAR..SEVGİLİ ÜSTADIM MUZAFFER BEYCİĞİM..! ;-)) KISSADAN HİSSE OLARAK HATIRLIYABİLDİĞİM KADARI ile BU ** TEMCİT PİLAVI ** nın PİRİNÇLERİ BENİM KAFAMA YAĞMIŞTI.. ANCAK PİRİNÇ PİLAVINI SEVERİM, FAKAT DİYABETİK RAHATSIZLIĞIMDAN DOLAYI MALESEF BANA "YASAK..!" (Fakat gerçekten üzülmüştüm,neyse sağlık olsun.!) MERAK ETTİM BU ** TEMCİT PİLAVI ** NE DEMEKTİR.? DİYE..ARAŞTIRDIM ve ÖĞRENDİM.. :-)) (Temcit Pilavı) = Tembel hanımların, ramazan ayında aynı pilavı her gece ısıtıp ısıtıp iftar ve sahur sofralarına çıkarırlarmış.! İşte bu deyim böyle doğmuş..! (OSMANLI'DAN BUGÜNE KADAR GELEN BİR DEYİMMİŞ.!) ÜSTAD SİZİN BU BLOGLARI OKUMAK, AŞAĞI YUKARI ve YERİNE GÖRE 20-25 BLOĞU OKUMAYA BEDEL GİBİ..:-)) SİZE ÇUKUROVA'nın MÜMBİT TOPRAKLARINDAN, EGE'nin İNCİSİ GÜZEL iZMİR'e SONSUNZ SEVGİLER, SELAMLAR ve SAYGILAR SUNARIM..! :-)) NECİP KÖNİ - ADANA / TR

Necip Köni - Adana / TR 
 15.03.2010 16:07
Cevap :
Sizi tanımak farz oldu. Pilav tarifini üşenmeden bulmuşsunuz. Edebiyat yazılarında benzetmelerde sık kullanılır bu söz. Olaylar ve insanlar sütunu da diyebileceğimiz bu seri yazı, komprime bilgi sunuyor. Hoşca vakit geçiriliyor. Mahsustan isim de vermiyoruz ki, daha da merak uyandırsın diye. Yoksa adli takibata uğrarız korkusu ile isim vermemezlik etmiyorum. Kırk yıllık gazeteciyim. İzmirde 50 yıllık bir gazetenin, ayrıca höşe yazarıyım. Bunca yazı ve röportajlarda, hakimin karşısına çıkmadım. Bir yazar, kendisinin editörüdür. Her satırının, nereye gittiğini, otomatikman bilir. Yazısından geriye dönüp bakarak " suç var mı bu yazıda diye bakmaz. İşini bilir çünkü. İltifatınıza da çok teşekkürler efendim.  16.03.2010 12:13
 

Bağdatın baklavası berbat Abi! İki gün bir tarafım tutmadı!! Barsaklarımda kıl kurdu bile kalmadı !! İnsan kalır ya!! Onlar da zehirlendi zahir!!

Ahmet Balcı 
 15.03.2010 13:49
Cevap :
Nasıl ki bakla va, baklacık va! Aynen onun gibi, Baklavadan baklavaya da fark va! Eccük datcesin, farkını anlecesin. İnsan sormadan lop lop atıvemez ağzına. Sağa sola baka insan. Bi danışı..İnsan bi baka, sora, sen neyniyon diye. Nolcek, gafa gafa değil de hamsi tenekesi... Lâfı, annatamadık daha! Kal sağlıcakla.  15.03.2010 16:17
 

Çamura batan yorumlar:) Siz çok yaşayın e mi? Sevgili Muzaffer Bey, öğrenmenin yaşının olmadığını benden iyi biliyorsunuzdur. Bundan sonra öğrendiklerimiz doğrultusunda belirleriz rotamızı olur biter. Önümüz yaz, siz şimdi onu bunu bırakıp maviliklere yelken açar, sonra da güzellikleri resimleyip sayfanızda paylaşırsınız biliyorum. Bilmediğim bir şey vardı; yazıdaki civcivin ne olduğu, onu da öğrenmiş oldum da bunun yakışıklısı yok mu:) Sevgi ve saygılarımı yolluyorum size her zamanki gibi aydınlık şehrimden masmavilerle.

derinmavi.. 
 15.03.2010 12:40
Cevap :
"Masmaviler içinde" aldım yorumunuzu. Maviliğe meftunluğunuz, her heceye sinmiş. Başka türlü de kurtarmazdı zaten.))) İyi bildiniz. Yelkenler onarılıyor. Isgarmazlar değişiyor. Yeke'si eğrilmiş taka'nın, o da değişti.. Yelken basıp da, agantai burina burinata diyeceksin gaynaları suya değdirdin mi, gel keyfim gel. Sonracığıma da H. Balıkçısı gibi gür bir sesle " Ey Arşipel! Ben geliyorum! Savulun! "Ver mavinden, serinleyeyim biraz!" diyeceksin. " Gayfeler nasıl ossun?"efem?!... Uçan, kaçan, yan yatan, çamura batan, pirpirikli Raziyem falan derken... Gerisini söyletme gayri. Selamlar gari.  15.03.2010 13:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 881
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster