Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Nisan '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
473
 

Bunları biliyor musunuz?

Bunları biliyor musunuz?
 

“Bunları biliyor muydunuz” başlıklı bir yazı sunuyorum okuma zahmeti içine giren herkese. Bir çoğunuz ben daha önce zaten benzer şeyler okudum diyeceksiniz belki de... E şimdi niye gene getirildi önünüze, yapabileceğiniz bir şey mi var sanki de diyebilirsiniz. Düzen kurulmuş, çark dönmekte önüne geçen çarkın altında eziliyor diye de... Ama artık bir şeyler de yapmak lazım değil mi? Karşı atak için bir çaba, bir fikir birliği... Küçük grupların amatör ama inançlı baş kaldırışları ile vatan toprakları bağımsızlık mücadelesinden ak, apak çıkmadı mı? Lafı uzatmaya niyetim yok ama kendi cebini doldurmayı hedefleyen düşmanlarınızın varlığından daha da emin olalım diye yazıyorum...

Bu gün bu konuya ilişik, tanık olduğum olayı da sizlere aktarmak isterim... Sabah işe başlamadan, bizim iş yerinde ofisboy olarak çalışan arkadaşımızın şeker hastalığı üzerine bir konuşma başladı. Sonra onun eczane tarafından evine kadar gelen, kullanmak zorunda olduğu ilaç hizmetine döndü tartışma. Hayretle öğrendim ki bizim arkadaş bu ilaçlar için SSK sağlık karnesini eczaneye vermekte, eczane bu sağlık karnelerini topluca götürüp doktora doldurtmakta... E ne var bunda, ne güzel diyenler vardır... Sıkı durun o zaman. Eczane hayrına, sevabına yapmıyor bunu. Beş tane ilaç yerine yedi hatta sekiz tane yazdırıyor her sağlık karnesine, siz düşünün artık Devletimizi uğrattıkları zararı... Tabi bizlere de yol, su, elektirik olarak dönüyor, hepimizin cebinden çıkıyor...

Konuya ilişik bir mail dolaşmıştı aylar önce bileniniz vardır “Doktorlardan İtiraflar” başlığıyla... Hatırlatmak için bir kaç altı çizilecek bölümü aklımda kaldığı kadarıyla ekleyeyim istedim... Halkın özel hastanelerden yararlanmasını sağlamak amacıyla yapılan düzenlemeler sonucunda ortaya çıkan hepimizin az çok tahmin ettiği gerçekler bunlar... SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'na bağlı hastalar, özel hastanelerde en kalitesiz malzemelerle ameliyat ediliyor. Özellikle kalp ameliyatlarında kalitesiz kataterler, iplikler, stentler, balonlar kullanılıyor. Özel hastanelerin hemen hemen hepsi katater, idrar sondası gibi tek kullanımlık malzemeleri, ayni kan grubundaki birkaç hastada tekrar tekrar kullanıyormuş.

Bu kadar da değildi hatırlarsanız... Hastalara ilaç yazan doktorların bu ilaçların üzerinden ne kadar kar ettiğini ama ayrılan bütçeyi de sekteye uğrattığını da okumuştuk... Ben ilaç dağıtım firmalarında tıbbi mümesillik yapan tanıdıklarımdan duyduklarımı da eklemek istiyorum... 02.04.2007 tarihinde gazete de yayınlanan bir haber vardı okuyanlar bilir... BAE'den silah alana iki kadın oyuncu bedava! Başlığıyla. Bu olay yıllardır bu mümessillerin doktorlara ilaç ya da tıbbi cihaz, makine vb. satışını yapmak için kullandıkları yöntem değil midir ülkemizde de? Yoksa İngilizler bize mi özendi?

Sadece bu konuda değil inanın, elimizi her attığımız alanda sömürülen, yanlış giden bir şeyler var, yok mu? Sağlık istismarından kadın istismarına dönelim isterseniz hızlıca... Yıllar önce bir arkadaşım gazetedeki iş ilanı ile başvurdukları bir şirketin yetkilisi ile görüşmelerinde başına gelen olayın şokuyla anlatmıştı. Dinlediğim de çok şaşırmıştım, artık şaşırmıyorum. Yurtdışından ithalat yapan firma yetkilisi diyor ki “ işlemlerimizi yürütebilmemiz için noter destekli çalışmaktayız. Noterin destek ve tasdikleri içinde sizler gibi çalışma arkadaşlarımızın onları eğlendirerek, bir akşam yemeği yemesi gerekiyor” cesarete bakar mısınız?

Artık şaşırmıyorum demiştim ya alıştırılmış yanlış davranışlara psikolojide ne denir bilmiyorum ama alıştık artık galiba... Her yanlışın üstünden kolayca geçiveriyoruz... Üzüntülerimiz bile anlık. Sadece şarkılar değil çabuk çarçabuk eskiyen gündemde eskiyiveriyor... Mesela mı? On yedi aylık bebeğin uğradığı insanlık dışı olay ne çabuk unutuldu değil mi? Peki hiç düşündünüz mü o günden beri kaç on beş yaş altı tecavüz, taciz olayı okuduk. O! Çok diyorsunuzdur değil mi? Evet çok hem de pek çok haber okuduk... Babasının yüzüne tecavüz sicilini haykıran kız, ağabeyi tarafından beş ytl ye arkadaşlarına taciz ettirilen kız vs...

Okuyucu yorumlarına gözünüz iliştiyse çivisi çıktı bu dünyanın lafını da sık okumuşsunuzdur... Bir kanıksama, bir alışma, bir bıkkınlık var. Çözüm mü çözüm değil... O zaman çözüm nerede? Bende bilmiyorum ama bilen biri varsa bana da anlatsın yoksa alışma evresine girmişken insanlığımızı kaybettiğimize de alışacağım...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 277
Toplam mesaj
: 117
Ort. okunma sayısı
: 1413
Kayıt tarihi
: 25.03.07
 
 

1976 yılında Iğdır'ın Tuzluca ilçesinde doğmuşum... 8 yaşımda göç ettiğim bu ile bir daha hiç git..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster