Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '07

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
1005
 

Bunları biliyor muydunuz? (16)

Bunları biliyor muydunuz? (16)
 

B U N L A R I…

& PKK’nın, İran’a kaçması ile İranlıların telaşa düştüklerini, ‘nokta’ atışları ile ve de PKK.bahanesiyle başlarına ateş yağacağını da bidiklerini

& Amerika’nın, böylelikle İran’ı, adım adım ‘gıdıkladıklarını’, bizim de ağzımıza bir parmak ‘bal’ çalındığını, Amerika’nın kar duasına lüzum kalmadan topu, sonradan olma kadim dostu Barzani Efendi ile talihsiz Irak’a attığını, Amerikanın, ’’tavşana kaç, tazıya tut’’ politikası izlediğini bilmeyenin kalmadığını,

& Amerika’da ne kadar insanlı-insansız uçak varsa, canlı-cansız dahi varsa, gösteriş olsun diye devreye girerek, bu mazeretlerle sınırlarımızı kontrol ettiklerini, keline melhem bulamayan Amerika’nın, bu teknik sistemlere rağmen, Bin Ladin’i hala daha bulamadığını,

& Öte yandan Amerika’lıların, PKK.dan sonra İran’ı karıştırsın diye ortalığa saldığı ve anlaştığı PJK’yı kolladığının çakılmaması için, Bush’un terör örgütlerini ‘terörist ‘ olarak damgalamasının, ince bir diplomasi ve bir kamuflaj olduğunun anlaşıldığını, Amerika PKK’ya ‘otur oturduğun yerde, ... yeme! dese, PKK’nın buna uyacağını, bu kadar patırtıya, gelip gitmelere hacet bile kalmayacağını,

& Amerikanın PKK’ya yakınlığının 5 Kasım’da kanıtlandığının, en sersemimizce de anlaşıldığını, 8 askerimizin salıverilme günü ile oval ofisteki buluşma saatinin tıpa tıp aynı ana rastladığını, Washington’da da bunların konuşulur olduğunu, bizimse, iyimserliği üzerimizden atamadığımızı,

& Hala daha bu ikili, üçlü oyun oynamayı seven Amerikalının; kalleşliklerine rağmen, aramızda, onları ‘kardeş’ olarak gören zihniyet sahiplerinin bulunduğunu, günümüzde Atatürkçü olmanın gericilik, yabancı olmanın çağdaşlık sayıldığı günümüzde ‘erdemlilikden dem vuranların ‘erdemsizlik’ettiğini hala daha anlayamayan gafillerin bulunduğunu,

& Amerikanın bizi, İran’a sıçrama tahtası gördüğünden bu yana, gıdım gıdım yaklaşırken, ’ne ga ekmek, o ga köfte’ kabilinden adımlar attığını, işe yarayacağı hala açıklık kazanamayan teknolojik oyuncaklarını, bizlere hala göstermediğini

& Dağlarda eşkiyayı ararken uzantılarını ovalarda bulduğumuzu, bunu da demokrasi adına kabullendiğimizi, adım başı suç işleyen bu güruha karşı, savcıların takibata geçtiğini, sonun da yine ‘fos’ olacağının bilindiğini,

& Bu topraklarda doğ, çalış, büyü, çoluk çocuk sahibi ol, bu memleketin suyunu, ekmeğini zıkkımlan, sonra da, yemek yediği kabı beğenmeyerek ‘istemezük' çülerin, ayrılık tohumları ek, sonra da Devlet kasasından maaş al.Bütün bunlara ne Allahın, ne de kulların razı olmadığını,

& ‘Bu topraklarda/ Gaflet içindeyiz/ Kuvay-i Milliye Şehitleri/ Kalkın, uyandırın bizi ‘ diye diye bir hal olduğumuzu, bizi yüreğimizden vurmağa hazırlanan hainlerin çemberiyle sarıldığımızı,

& DTP’nin kurultayında söz sahibi olan bebek katili Öcalan için, caydırıcı olsun diye Besim Tibuk’un önerdiği ‘ 5 yıl için idam cezası, yeniden ortaya konsun’ dediği halde , Ada’daki katilin, melanetlerine hala devam ettiğini, korkak bebek katili yakalandığında ‘Türk Devleti için işbirliğine hazırım ‘ dediğinin de unutulmadığını, haber alıp götüren sözüm ona avukatlarının da aynı kaba ettiklerini,

& Seçim barajının aşağıya çekilmesinin gündeme muhakkak gelmesi lazım geldiğini, ayrılıkçıların aramızda bulunmasından Türkiye’nin çivisinin çıktığını, çöpçülük için işe alınacaklarda ‘İyi hal kağıdının’ istenildiği halde, o çatı altındakilerden, demokrasi icabı istenmediğini

& Suudi Kralına ‘Devlet şeref madalyası’ verilmesinin, tartışılacak bir nesne olduğunu, ülkemize varolmasında üstün yararlılık gösterenlere verilen bu madalyanın, Anıtkabiri ziyareti reddeden bu ‘şeriatçı başı’ Abdullah Efendiye verilmesinde hangi kriterlerin oluştuğunun da açıklanması lazım geldiğini, S.Ekim gibi ‘Allah Allah bu nasıl sevmek!’’ türküsünü çığırdığımızı, ve de kendisine ‘ ne hakla, otuz beşe bakla’ dediğimizi, efendi Toranaga’ya ‘nişan’ vermeğe hazırlanan Başbakanımızın da bunu verirken 18 defa düşünmesini salık verdiğimizi,

& Türkiye Malezya ve Endonezya olur mu olmaz mı diye entel, dantel liboşların havanda laf dövdükleri ortamdan sonra Malezya’nın uyanarak hosteslerde mini eteğin yasaklanmak istediğini ve ayak bileğine kadar etek giyilmeli dendiğini, bu isteğin en çok kadınlardan geldiğini , erkeklerinde bu işi desteklediklerini,

& Flaş TV.de bir canlı yayın programında ekrana, skandal sözlerin yansıdığını, ekran başındaki adamın, Bulgaristan’ a kaçan karısının geri dönmesi için yalvar yakar olurken, karısının: ‘önce tedavi ol. Gelip görürüm. Bakarım, istediğim gibiyse kalırım.Yoksa dönerim’ diye cevap verdiğini,

& Kadın, şartını alenen tekrar ederek ‘Yapmak’ fiilinin bütün çekimlerini de , alenen ‘şart’ olarak kullandığını,

& Özetle asıl kaçış sebebini, kadının sözlerinden çıkardığımızı, özetle de ‘’ben yanıyorum, yanıyor!…Boşuna dön diye yalvarma! Tedavi ol. En az günde bir defa istiyoruuum!’’ diye bas bas bağırdığını,

& Edirne Keşan’da ilköğretim okulları arasında açılan kompozisyon yarışmasında bir öğrencinin Padişah Vahdetine ‘Hain’ ifadesini kullanmasından, 7 öğretmenin sorumlu tutularak Kaymakamlıkça tahkikat başlatıldığını, bu ‘hain Vahdettini’ , Kaymakamlığın aklamağa mı çalıştığının anlaşılamadığını ve ‘aman Yarabbi, ne günlere kaldık demekten de kendimizi alamadığımızı,

& Editörlerimize: ‘ onca uğraşlara, vakit kaybına rağmen yazılarımızda (Bunun gibi) siyah seçili harfler kullandığımız halde, bunun müsvettesiyle birlikte silinerek yayına beyaz çıkmasından sitemkar olduğumuzu, defalarca çıtlatmamıza rağmen, bazı bazı ofsayt durumlarına düşürüldüğümüzü,

& Yaptığımız işin, ’yazarlık’ değil, ‘’yazı yazmak’’ olduğunu, şahsen kendimi, ikinci kategoride gördüğümüzü, (Sevgili Ümit Culduz’un kulakları çınlasın) zaten bu sitede hiç kimsenin 'yazar ' olmadığını, bir şey yapıyorsak, ağız tadı ile olmasını arzu ettiğimizi, bu uğurda ‘Uhud savaşı’ verdiğimizi, bu fikirde olanların blog’da çoğunlukta olduğunu, bu işi sık sık ortaya attığım için idaremiz bize gücenecekse, tribünlere dönmeğe razı olduğumuzu, bu yazımın, bir ‘veda hutbesi’ gibi de algılanmasını rica ettiğimizi, tarihçimiz Vakayinüvis’in kulaklarını da bu ‘’hutbe söylemi’’ ile çınlattığımızı,

BİLİYOR

MUYDUNUZ ?

Gülden Işık bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli yazı yazan (?) , september1 özlem in öğreniyorumuna verdiğiniz yemek tarifinden bahsediyorum.Evet biraz bunu yapmıyormuyuz. Sevgilerimle yasemin yenil

Yasemin çiçeği 
 12.05.2008 5:14
Cevap :
Siz de haklısınız.Selamlar  13.05.2008 0:08
 

yazınızı yeni okudum,insan zaten bildiği şeyleri yeniden okuyunca çok etkileniyor. Çok hoşuma gitti.Bir daha sefer yemeği ben karıştıracağım. Bunları biliyordum ama yeniden hatırlamak harika oldu.

Yasemin çiçeği 
 11.05.2008 0:39
Cevap :
'Bir dahakine yemeği ben karıştıracağım' demeniz,tyo vermek veya bir konu yardımı mı olacak? Pek algılayamadım..Bunları biliyor muydunuz ?50 nci sayıya ulaştı.Siz 16 numaralayı cımbızlamışsınız.Merak ettim bakacağım ne yazmışım.Çok teşekkürler.Sürpriz oldu.  11.05.2008 10:02
 

dediğiniz olsun...ben bilerek diyorum bunu, bir yıl sonra yine aynı şeyi söylerim ya...öyle olsun bakalım...tamam siz yazı yazansınız...peki ona ne denir;)))

Gülden Işık 
 14.11.2007 17:14
Cevap :
Yazı yazana, 'yazı yazan' denir. Bilemiyecek ne var? Sınavı geçtim mi? Sevgiler.  14.11.2007 17:24
 

Siz var ya siz ;)))ne kadar ''yazar değilim ''deseniz de benim için bal gibi yazarsınız ...niye mi ....hiç bıkmadan okuyorum da ondan....üstelik okuduklarım bilgi dağarcığımı genişletiyor... Kalın sağlıcakla ...Ömrünüze bereket ...

Gülden Işık 
 13.11.2007 21:50
Cevap :
Bu yazarlık konusunu,öteden beri tartışırız sizinle.Hep derim: ''Ben yazar'' değil,yazı yazan '' bir kimseyim diye.Tam bir yıl sonra baktım,yine aynı yerdeyiz.Ben kendimi muaf tutuyorum,siz de 'he!' deyiverin olup bitsin a hemşerim.A Zonguldayıklımız!..(Unutmamışım değil mi Zonguldayık derken?!.Saygı ile.Sizin de ömrünüze bereket.  14.11.2007 1:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 873
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster