Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mayıs '07

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
403
 

Bunun adı gaflet

Bunun adı gaflet
 

Ne şampiyonluk stresi, ne Türkiye Kupasının dayanılmaz hafifliği... Ne özür kaldı ortada ne de kabahat. Lig ikincisi Beşiktaş, cebindeki şampiyonluk kırıntılarını Şehreküstü Meydanında güvercinlere yem ettiyse eğer, bunun adı olsa olsa gaflet...

Futbolda yenilmeyecek takım yoktur elbet... Yok olmasına yoktur da böylesi kişiliksiz oyun, bu denli acz içinde bir takım görmekti bu gece Beşiktaşlıların başını öne eğdiren. Küme düşmeme mücadelesi verilen sezonda tıklım tıkış tribünlerin haykırışlarıyla gözyaşlarına karışan “Başın öne eğilmesin / Aldırma Kartal aldırma / En büyük sen değil misin? / Aldırma Kartal aldırma” dizeleri bile hicap etti bu geceki Beşiktaş’tan... Öfkeli gözler maç boyu sığınacak bir bahane aradılar ekranda, belli ki siyahıyla beyazına kıyılamayan formalara konduramamışlardı bu şahsiyetsiz futbolu. “Hani” dedi genç adam boynundaki atkısını sıyırırken, “Vurursun vurursun girmez, canını dişine takarsın olmaz. Öyle bir şey değil bu. Bu takım bu gece benim Beşiktaşlı olma sebebime kast etti.” Sunturlu birkaç küfür yükseldi çevre masalardan. Her kafadan bir sesin çıktığı lokale, sigara dumanıyla birlikte var oluşçu bir isyan hali çökmüştü şimdi. Kimisi yönetime veryansın ederken, bazısı da Tigana’ya takmıştı kafayı. Hele bir tanesi “Abi bizim takıma kariyer yapmaya gelen kazmalar var. Veysel gidene kadar akla karayı seçtik, bu sefer tutup Baki’yi getirdiler.” deyince metazori tebessümler yerleşti öfkeli yüzlere. Tesislere gitme planları yapıldı, içlerinden bazıları karşı çıktı. “Üç gün önce Türkiye Kupasını almış takımı sıkıştırmak bize yakışmaz” fikri hâkim oldu en yaşlısı 35’inde olan beyinlere. Kızgındı hepsi. Son günlerde “Beşiktaşlılık duruşu” tamlamasıyla moda olan tutum ağır basmıştı belki de. Hem de sahada ayakta duramayan futbolculara inat. Dağıldılar...

Ayrılırlarken bir grup Nuri Baba’nın yerine gidip iki kadeh parlatmayı, diğerleri mahalledeki Fenerlilerle yüzgöz olmamak için ara sokaklardan kendi evlerine “sızma harekâtı” düzenlemeyi uygun gördüler. Ve eminim ki, yolda birbirleriyle dahi konuşmadılar. “Ağzını bıçak açmamak” şeklindeki bir deyimin varlığını ispatlar gibiydiler.

Bünyeyi alkole vermek niyetinde olanlar yol boyu bozuk çaldılar. Kendi aralarında yaptıkları istişarede, durumun muhasebesi kerameti kendinden menkul bir sonuç çıkardı orta yere: Öyle bir takım düşünün ki, ligin bitimine üç hafta kala hem de en önemli maç öncesi teknik direktör ayrılacağını açıklamış, gazeteler çarşaf çarşaf futbolcuların para alamadığını Başkan’ın çareyi yurt dışına çıkmakta bulduğunu yazıyor. Bu esnada takımın İstanbul aşığı yabancısı “Ben Bursa’ya gitmem” diye tutturmuş, akabinde Türkiye Kupasıyla poz vermek için birbirini ezen yöneticiler nedense toz olmuşlar. Ligin en önemli haftasında, hınç ve öfke dolu rakibe karşı yine aynı düzen, yine o sallapati futbol... “Bu kadar eksinin olduğu yerde artıyı bulmak mümkün mü ki zaten?“ dedi içlerinden zayıfça olan bir tanesi. Ötekiler de bol biplisinden onay cümleleri kurdular. Şampiyonluğun kaybedilmesinden sonra, Şampiyonlar Ligi de tehlikedeydi bu dakikadan itibaren. “Tehlikenin farkında mısınız?” cümlesi serbest çağrışım yaptı genç beyinlerde...

Şampiyonluğu garantilemiş Fenerbahçe’yle oynayacak Galatasaray’ın galibiyet olasılığı tartışıldı rakının yanında... Arada haydariden gönülsüz çatallar alınsa da esas meze futboldu taraftarın çilingir sofrasında. Eksikler, cezalılar, gönülsüzler, kazmalar... Hepsi bir potada eritildi, birer buçuk çöp şiş ile hazmedildi. Durum şalgam kadar acıydı görünüşe göre... “Şampiyonlar Ligi de elden gidiyor galiba...” diye düşündüler, düşündüler, düşündüler.

Peki ya ben ne mi yaptım? Ben zaten geçen hafta Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu kutladığımdan, bu hafta farklı bir yazı yazmak üzere bilgisayarın karşısındayım...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Akşam uzunca bir süre sonra çok ağır küfürler ettim. GS neredeyse Şampiyonlar Ligi biletini alıyor ama sahada bulunan sarı kırmızılı futbolcuların umrunda değil. Son yarım saat tek kale oynadı Sivas. Eskiden yerli futbolcular duygulanırdı bu tür maçlardan sonra. Şimdi bakıyorsun yabancılar ellerinden geleni yapıyorlar yerlilerin umrunda değil. BJK teknik adam değiştirecek anlaşıldı. Bizim ise başkandan başlayarak kafa değişmesi lazım.

Eşit Ağırlık 
 14.05.2007 6:14
 

Katılıyorum yorumlarına, bir şey de ben ekliyim Beşiktaş lı olarak TİGANA hariç ben bu takıma sonuna kadar güvendim, güvenmeye de devam edicem sonuna kadar...

sürahi 
 13.05.2007 23:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 235
Toplam yorum
: 233
Toplam mesaj
: 44
Ort. okunma sayısı
: 716
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Yazar 1976 yılında İstanbul'da doğdu. Tüm eğitim ve öğretim hayatını burada tamamlayarak, 1999 yı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster