Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '10

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
572
 

Burada din olabilir mi?

Burada din olabilir mi?
 

http://devkazani.files.wordpress.com/2009/07/atlasss.jpg


Snelman nerede memurların, doktorların, tüccarların büyük toplantısı olduğunu haber alsa oraya koşar ve; milleti unutmayınız, siz hepiniz halkın içinden çıktınız. Şimdi ne yapıyorsunuz? Aydın olmayan kardeşlerinizden mi kaçıyorsunuz? Halk kitlesini uyandırmak ve yüksek kültür seviyesine taşımak için neler yapıyorsunuz derdi.

Papazlara da, halkın gerçek koruyucusu olun. Sizin göreviniz sadece dini fitnelerin doğru uygulanmasını sağlamak değildir. Peygamberler, öncelikle halka temiz, iyi ve adil bir yaşam öğretiyorlardı. İnsanlar dahi vicdan duygusunu uyandırıyorlardı. Nasıl iyilik yapabileceklerini öğretiyorlardı. Siz de sanki İsa peygamber Suomi’ye gelmiş gibi konuşun. Üzerinizdeki ölü toprağını temizleyin ve hala bu gerçeği anlamayı öğretin. Yaşlılarda, gençlerde, çocuklarda ve yetişkinlerde canlı iradeyi uyandırın.

Halk kabadır, halk şiddet doludur, halk yalancıdır. Halk eziktir, halk hiç kimseyi ve hiçbir şeyi umursamıyor. Halk kimseye güvenmiyor. Her şeye ve herkese şüpheyle bakıyor. Bu dinin yeri nerde? Burada din olabilir mi?

İnsanın insanlarla, dünyayla, tarlada ki her otla bağlılık duygusu olmalı. Eğer böyle bir bağ yok ise ne devlet, ne toplum, ne aile ve hatta insan bile olamaz. Kitlelerin dine olan ilgisizliği halkın tehlikeli hastalığı haline gelebilir. Tanrısızlık, halkta olan bütün kutsal şeylerin ölümüdür. Tanrı halkın kalbinde ölüyor. Bu ölümden daha korkunç ne olabilir?

Kendinizi suçlayın, kendinizi iyileştirin. Halkı nasıl eğiteceğinizi öğrenin. Gönüllerde tanrı olmadan halk kurtarılamaz. Halkı kurtarın. Onu tanrıya verin. Eskimiş, inanç formüllerinin değil, canlı tanrı duygularını verin halka. Halkı ayağa kaldır. Halkı geliştir.

Yukarıdaki satırlar neredeyse 100 sene önce yazılmış. Biraz dikkatli okusanız tahmin ederim sizlerinde tüyleri diken diken olacaktır. Ülkemizi düşünelim; acaba bizdeki din adamları halkı uyandırmak ya da yüksek kültür seviyesine ulaştırmak için çaba harcıyorlar mı? Böyle çaba harcayan birkaç aydın din adamına da organize bir şekilde küçük düşürme, hakir görme, itibarsızlaştırma ve görmezden gelme politikaları uygulanıyor. Ya da daha kestirme yoldan öldürülüyorlar. Belki adlarını biliyoruz ama ne fikirlerine ne de yaşamlarına dair hiçbir şey bilmiyoruz.

Yıllardır inançları tartışıyoruz bu ülkede. Siyasette olsun, ticarette olsun din faktörü o kadar çok kullanılıyor ki din adamları nerede diye düşünmeden edemiyorum. Cayır cayır bankacılık yapan, faiz alan faiz veren, ama adına faiz demeyen bir sistem alenen halkın dini inançları üzerinden ticaret yapıyorlar. Konu derin, fazla dalmayalım. Bizdeki din olgusu o kadar durağan ki akıl almıyor. Hz Muhammedi bile düşünürken, söylerken o kadar durağan bir şekilde ele alıyor ki insanlar çıldırmamak elde değil. Düşünsenize 1400 sene önceki Arap kültürünü ve yaşantısını. Acaba peygamber bugün gelmiş olsaydı diye düşününce insan çok farklı sonuçlara varabilir. Yazar da galiba aynen bunu anlatır gibi. Toplumun ayağa kalkmasını, temiz, adil ve iyi bir yaşamı savunur ezenlerle ezilenlerin bir mücadelesi varsa burada nerede yer alırdı? Herkes kendi kendine sorsun ve cevaplasın. Kimse dini de kendi siyasi ve ticari çıkarlarına alet etmesin.

Şu satırlara bir kez daha dikkat edin.’ Halk, hiçbir şeyi ve hiç kimseyi umursamıyor, halk kimseye güvenmiyor, her şeye ve herkese şüpheyle bakıyor’ Ve soruyor, Burada din olabilir mi? Bizde kendi kendimize sormak zorunda değimliyiz? Kimse kimseye güvenmiyor, halk her şeye ve herkese şüpheyle bakıyor burada din olabilir mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınız güzel olmuş. Gönlünüze sağlık. Lakin ülkemizde istenen konumun zaten bu olduğunu düşüncesindeyim. ( ekabirweb.blogspot.com/2009/09/mutlaka-okuyun.html ) Çünkü devletin dini olmaz, dinin de devleti olmaz. Din kavramının eğitimi, öğretimi, bu işe gönlünü, kalbini koymuş, hayatını adamış, KARŞILIK BEKLEMEYEN insanların gözetiminde sivil olarak teşkilatlanıp kendi bünyesinde, devletin kontrolünde yapılmalıdır. İnsan 0 karakter olarak doğar. Bu nedenle daha bebeklik çağından itibaren inanç eğitimi başlamazsa sonradan artık veremezsiniz. Tıpkı yabani bir fidanı aşılamak gibi. insanın da aşılanması gerekir. Aksi halde yabani doğar, büyür, yabani olarak ölür. İnancın; Allah’a, doğaya, kendisine, çevresine karşı bir sorumluluk sistemi olduğunu, ahireti daha küçükken benimsemiş olması gerekir. Çocukken diş fırçalamayı alıştırmamışsanız büyüyünce artık fırçalamaz. İşte bunlardan dolayı kolay düzeleceği inancında değilim. Bu iş bizzat insanın kendisine düşmekte. Selam ve saygılar.

akar 
 12.06.2010 16:30
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim. Samimiyet çok önemli. Faiz haram deyip adı faiz olmayan ama kendisi faiz olan bir sistemi kullanmak gibi nice örnekler var. Ya da Irakta 1,5 milyon müslümanın öldürülmesi gün gibi ortada dururken bunu görmeden müslüman katliamından bahseden insanlara denilebilecek en güzel şey herhalde çekin elinizi inançlarımızdan demektir kanımca. Ama ne yazık ki Türkiyede inançları maddi çıkarları için kullanan çok fazla insan olduğu kanaatindeyim. Ve ne yazık ki din adına dine en büyük zararı da bu insanlar veriyorlar bence. Saygılarımla...  13.06.2010 13:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 580
Toplam mesaj
: 76
Ort. okunma sayısı
: 1931
Kayıt tarihi
: 30.09.06
 
 

Sıcak bir Ankara yazında, 1975 yılında doğmuşum. İlk gençliğim Ankarada geçti. Üniversite yılları..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster