Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Eylül '14

 
Kategori
Doğal Hayat
Okunma Sayısı
64
 

Burdur Gölü kurumasın diye bugün su orucundayız

Burdur Gölü kurumasın diye bugün su orucundayız
 

Burdur Gölü kuruyor


Bölgenin ikliminin ılımanlığını sağlayan ve ayrıca dünyada yalnız burada yaşayan Burduriks balığına ve yüz elliden fazla göçmen kuşa ev sahipliği yapan Türkiye’nin önemli endemik alanlarından BURDUR GÖLÜ HIZLA KURUYOR…


İnsanlar; özellikle Burdurlular telaş içinde…


BURDURLULAR BUGÜN SU ORUCU EYEMİNİ BAŞLATACAK. Burdur Gölü kurumasın diye ‘YAĞMUR DUASINA ÇIKAR GİBİ’ dua edecek.


Burdur Gölünün kurumasının önüne nasıl geçilir? Bunu tartışacak. Çareler konuşulacak.


Aslında çare belli… Hiç uzatmadan Burdur Gölüne su sağlayan en önemli akarsu BAZ ÇAY ve öteki çayların önüne kurulan barajlar boşaltılıp iptal edilecek. Sonra gölün çevresindeki sondajlar da iptal edilecek. O zaman göl kesin kurtulur.


Bakalım bu irade gösterilebilecek mi?


Bunları yapmak için irade gösterecek olan Burdurluların öncelikle dönüp kendilerine sorması gerekiyor. “Acaba bu sonucun alınmasında bizim katkımız var mı? Katkımız ne?” diye


Yalnız kuruyan Burdur Gölü değil, çölleşme tehlikesi yaşayan sadece Göller Bölgesi değil elbet.


Türkiye Hızla çölleşiyor…


Konya Ovası çölleşiyor...


Onca para ve emek harcanıp, onlarca kere kurdele kesilerek tören yapılan GAP ın sulama alanına giren topraklarda sulama kanalları ihmal edildiği için Mezopotamya’nın bereketli toprakları tuzlanma sonunda çölleşme tehlikesi taşıyor.


Peki; ne oldu daha düne kadar ‘kendi kendine yeterli tarım ülkesine?’ Neden bu hallere düştü?


İlkokulda ‘bugün dudak büküp küçümsenen’ YERLİ MALI haftasında çocukların övünçle getirdiği bereketli toprak ürünlerinin yetiştiği topraklar niçin çölleşiyor?


Dönüp Burdur Gölünün çölleşmesi nedeniyle Burdurlulara söylediğimiz gibi dönüp hepimizin kendimize “bu sonucun oluşmasında benim ne katkım var diye?” Sormamız gerekiyor


. Çünkü bu topraklar üzerinde yaşayan bizler yıllardır bu toprağın bereketiyle var olurken ucuz kestirmeden kar uğruna plansız programsız tarım politikaları, sulama politikalarıyla sulak alanların, göllerin kurumasına biz sebep olduk.


Yerli yersiz yapılan baraj ve sondajlarla bu göllerin kurumasına, yer altı sularının çekilmesinin sulak alanların yok olmasının asıl nedeni biziz.


Çünkü bu toprakları, bu toprakların insanını hiçe sayan tamamen vurgun ve rant, karına kar katmaktan başka amacı olmayan sağ iktidarları ellili yıllardan beri başımıza taç etme marifetini biz gösterdik.


Çünkü onlar duyarsız politikalarla bu bereketli toprakların kanını emerken bizim de önümüze bir şey atıp sırtımızı sıvazlamayı çok iyi bildi. Bizim inançlarımız, ortak kültürel değerlerimizi çok iyi kullandı. Gerçeği söyleyenleri bize çok iyi taşlattılar.


Ama artık deniz bitti. Onların size bize verecek bir şeyleri kalmadı. Dilberim tarım ülkesi allem edildi kalem edildi bir lokma ekmeklik buğday için bile el kapılarına muhtaç edildi.


Oysa bu bereketli topraklara, ona can veren kan veren sulama yollarına gereken önemi gösterip, onları gerektiği gibi planlı programlı kullanabilseydik bu durumlara düşmez bugün Göller Bölgesinin en büyük gölü Burdur Gölü kuruyor, Göller Bölgesi çölleşecek diye telaşa düşmezdik.


Bu yörede çok değil 1965 yılında Bucak’ta da yanlış tarım politikaları sonucu daha fazla tarımsal verim almak için Kestel Gölü kurutulmuştu. Ama o gölün çevreye verdiği ılıman hava gözden uzak tutulduğu için çevre hızla kuraklaşmış Kestel gölünü tekrar canlandırma çabalarına girilmiş; ama giden çoktan gitmişti.


Göller bölgesinde belki onun üzerinde göl kurudu. Onlar küçük göller olduğu için fazla fark edilmedi.


Ama doğa kendiyle oynanmayı sevmez. Doğaya can veren su ise hiç sevmez. O kendi mecrasında akıp gidecek. Ona daha çok kar amacıyla dokunmayacaksın. Elektrik üretimini ucuzlatacağım diye yolunu HESLERLE kesmeyeceksin.


Çünkü küsüp giden suyun intikamı çok acı oluyor.


İnsanlık tarihi doğanın, suyun verdiği acı derslerle oluşa gelmiştir.


Onun için SU ORUCU tutarken, BURDUR GÖLÜ kurumasın diye titrerken oturup bunları herkesin düşünmesi gerek.


Çünkü kuruma çölleşme tehlikesi bütün ülkemiz için var.


Türkiye 2035 yılında temiz içme suyu sıkıntısı yaşayacak diyor uzmanlar. Bu bir uyarıdır. Bugünden bu uyarıyı dikkat almak zorundayız.


Bugün BURDUR GÖLÜ kurumasın diye SU ORUCU tutarken aynı zamanda Türkiye kurumasın diyebilmeli, BURDUR GÖLÜ KURUMASIN diye verdiğimiz desteği HESLERE HAYIR diyenlere de verip dalga dalga ülkeyi çölleştirmeyecek, planlı programlı insana ve toprağa değer veren tarım ve sulama politikaları izleyecek iktidarlar için çoğalmalıyız.


Bu düşünceyle BURDUR GÖLÜ KURUMASIN diye bugün BURDURLULARIN yanında olalım.


Göller Bölgesinin bu en büyük gölünün kuruması bu bölgenin giderek ÇÖLLER BÖLGESİ diye anılmasına neden olacak.


Çünkü bu bölgede epey göl kurudu.


Sevgili dedemin bugün mezarında kemikleri sızlıyordur.


Çünkü bu göllerin içinde canlılarıyla yaşaması için 1946 yılında Alman faşizminden kaçan bir Yahudi asıllı su ürünleri profösörü ile tanışıp göller bölgesinin göllerini balıklandırmaya soyunduğunda öğrenmişti Burdurikus balığını.


O Alman profösör dedeme balıklandırmak için çabaladığı göller için yaptığı tahliller sonucu en uygun balığın Sazan balığı olduğunu söylerken Burdur Gölündeki balığın türüne hiç rastlamadığını ve Burdur Gölünde o balıktan başka tür balığın yaşamayacağını söylemiş.


Balık tutkusuyla, göl tutkusuyla soyadını değiştirip Sazan yapan rahmetli dedem yıllar sonra Salda gölü kenarında kurduğu çilingir sofrasında Almanya’dan getirttiği balıkçıların çalışmasını seyrederken “dede Burdur Gölüne balık attın mı? diye sorduğumda öyle söylemişti bana bunu.


Onun emek emek balık attığı üç göl önceden kurudu. Şimdi Salda Gölü ve Karataş Gölü kaldı. Zaten Göller Bölgesi ismi artık Burdur Gölü bile birlikte bu üç gölün uhdesinde kaldı.


Onlar da kurursa ki en büyükleri BURDUR GÖLÜ gerçekten bu bölge insanına çok yazık olacak.


Dilerim bu çaba bugün tutulacak SU ORUCUYLA kalınmaz.


Yukarıda yazdığım gibi BURDUR GÖLÜNE su sağlayan BOZ ÇAY üzerindeki barajların kapatılması ve çevrede bütün sondajların iptali gibi radikal kararlarların acilen alınması sağlanır.


Eğer bunu gerçekleştirebilirlerse BURDUR GÖLÜ kesin kurtarırlar.


Burdur Gölünün kurumaması için çaba gösteren Burdurlular aralarındaki her türlü siyasi çekişmeyi son verip elele olmalı.


Sonuç olarak elele verip BOZ ÇAY’ın yolunu kesen barajların ve göl çevresindeki sondajların iptalini sağlasınlar. Çünkü Burdur Gölünün kurumasını önlemenin başka yolu YOK!! YOK!! .YOOOK.!!!!!


Yalnız Burdurlular değil Türkiye’de yaşayan herkes ‘nerede olursa orada’ bu ucuz sulama politikalarına HESLERE karşı Nükleer enerjiye karşı savaşım varsa onlarla dayanışma içinde olsunlar.


BURDUR GÖLÜ, GAP BÖLGESİ, KONYA OVASI, HESLERLE YOLU KESİLEN BÜTÜN AKARSULARLA BÜTÜN BU TOPRAKLAR HEPİMİZİN.


BİZİM GİDECEK BAŞKA YERİMİZ YOK. YAŞADIĞIMIZ YERİN SUYUNU, IRMAĞINI, GÖLÜNÜ, SULAK ALANLARINI, ORMANLARINI, ÇAYIRLARINI KORUMAK ZORUNDAYIZ.


BU HEPİMİZİN ÖNCE İNSANLIK SONRA YURTTAŞLIK GÖREVİDİR.


Bu düşünceyle BUGÜN BURDURLULARLA BİRLİKTE SU ORUCUNDA DAYANIŞMA İÇİNDE OLALIM.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 182
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 204
Kayıt tarihi
: 12.02.13
 
 

Sanat Enstitüsü yapı bölümünden 1967 yılında Denizli'den mezun oldum. Buca Mimar Mühendislik Özel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster