Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '13

 
Kategori
Magazin
Okunma Sayısı
1130
 

Bursa’da bir Mançolog: Alper Dinçer-Ferhan Petek Röportajı

Bursa’da bir Mançolog: Alper Dinçer-Ferhan Petek Röportajı
 

Alper Dinçer ile, Alper Dinçer’i ve Mançoloji’yi konuştuk.

Bu hafta yıllardır özlemini içimizde yaşadığımız, bir dönemin üzerinde etkisini bırakmakla kalmayıp,  bizi bırakıp gittikten sonra da yokluğunu kabul edemediğimiz Barış Manço’nun doğum günüydü. 2 Ocak için google bile boş durmamıştı…

Onu hatırlamak için her ne kadar tarihlere sayılara ihtiyaç duymasak da 1 Şubat’ta da bedeninin bu dünyadan göçtüğü günün yıl dönümü sebebiyle onu yeniden anacağız…

Ben de onu Bursa’da yaşatan adam buldum. Birlikte doya doya Barış Manço’yu andık…

 

Ferhan PETEK

 

Uzun zamandır Bursa’nın Barış Manço’su olarak biliniyorsun. Gösteriler, konserler… Ne zaman, nasıl başladı bu hikâye?

Ben her şeyden önce bir Barış Manço seveniyim. Ama şarkılarını dinlemekle, ona sadece hayran olmakla yetinmedim, 4-5 yaşlarından beri var olan bu sevgi aklım erdikçe onu anlama onu tanıma çabalarına itti. Her şeyi bilmek istedim onun hakkında. Onu tanımak için her şeyi yaptığım, denediğim yıl öldü. Hatta bu yüzden suçluluk duygusu bile hissettim. Çok mu kurcaladım nazar mı değdirdim acaba diye. Bu gidişi kabul etmek çok zor oldu benim için.

#

 

Sendeki Barış Manço’yu keşfetmen de bu dönemde mi oldu? Hayranlıktan öte bir durum yani…

O gitmeden önce son bir 1,5 yılında onunla şahsen görüşme şansım oldu. Müzisyen yönümden ya da ona yakın özelliklerimden, ona çok benzeyen sesimden o da bihaberdi. En fazla yakın çevremdekilere, eş dost akraba sohbetlerinde tanıdık düğünlerinde davetlerde çıkıp birkaç şarkısını söylerdim. “Haydi Alper” durumu olurdu. Barış Manço gibi de görünerek değil. Söylerdim sadece. O öldükten sonra onu yaşatma isteği fiziksel olarak artık göremeyeceğimiz Manço’yu onu tanımayanlara tanıtma sevenlere unutturmama çabası başladı. O yaşasaydı böyle bir şey asla yapmazdım ki.

Taklit değil evet kesinlikle değil. O hayattayken de birçok komedyen yapardı onun taklidini. Çok düşündüm ne bu yaptığımın adı diye ben de. “Barış Manço Konser Show” bulduklarımızın en mantıklısı gibi geliyor şimdilik. Bunun bir açıklaması yok çünkü. Oyuncu kökenliyim. O yüzden benim sahnede yaptığım BarışManço’yu oynamak. Yerini doldurmak; asla bu zaten mümkün değil. O olmak; düşünülemez. Ki böyle dertlerim olsaydı kapı kapı dolaşır uğraşır kendi görüşüme göre şarlatanlaşırdım. Ben yeni “Barış Manço’yum” derdim dolanırdım o meşhur İstanbul piyasasında.

Ama derdim bunu kullanmak paralar kazanmak değildi olmadı da. Ben, bir müzisyen bir mekânda sahne alır, çalar söyler ne kazanırsa aynı durumdayım. Sadece bir müzisyene ek olarak şükrettiğim Allah vergisi bir durumdan böyle bir misyon yükledim kendime. Bu misyon adına birkaç ortaya çıkma denemem oldu. Ama onda da ne anlaşıldım ne bana inanan oldu. Öylesine denemiş oldum işte.

Yarışma programları?

Evet. 2004 yılında Popstar’a sadece kendi sesimle gittim. Müzisyen Alper olarak. Ama sesimin Barış Manço’ya benzerliği nedeniyle taklit olarak algılandı ve formata uygun bulunmadı. Hatta jüride Seyfi Dursunoğlu vardı. O yapmıştı bu tespiti. İbrahim Tatlıses beğenmiş desteklemişti. Bir de Acun. Yetenek sizsiniz Türkiye’ye katıldım orada da yarışma formatına uygun bulunmadım. Gerçi Michael Jackson, Whitney Houston gibi kişilerin taklitlerini yapan bazı arkadaşlar elemelerden geçti ama böyle yaman bir çelişkinin arasında kalmış oldum.

 

Peki ya Manço ailesinin tepkisi nasıl oldu? Haberleri vardır tabi yaptıklarından değil mi? Mutlaka izlemişlerdir. Desteklediler mi bu yaptığını? Onu yaşatma çabalarını?

Tabi. Çok da güzel şeyler oldu bu konuda. Onun çok yakınındaki insanlar ailesi hepsi geldi dinledi gördü ve beni anladılar. Ne olduğumu kim olduğumu amacımı anladılar… Tabi ilk anda acabayla tereddütle yaklaştılar. Şimdi Manço için birçok etkinliği birlikte yapıyoruz.

Mesela, Bursa’da bu Eylül ayından itibaren geçerli olan İnci Manço imzalı onaylı bir belge aldım. İçeriğinde “Bu adam Barış Manço’ya ait her şeyi sahneleyebilir buna yetkilidir” maddesi bulunan. Ayrıca benim dışımda birileri Manço’yu kullanarak prim yapmak gibi amaçlarla bir şey yapamayacak. Ben daha ne isterim.

 

Birçoğumuzun yapılmasını istediği bir şey yaptın aslında. Ama neden yerelde kaldın? Yani iyi bir şey tabi bu da ama sanki daha çok mu bilinmen gerekiyordu?

Barış Manço bile yeterince anlaşılamamış felsefesi tam olarak hazmedilememiş, hakkı yaşarken yeterince verilememiş biriyken “Ben kimim ki?” diyorum. O yüzden yaşadıklarım bana tanınan bu haklar bana yetiyor ve beni çok mutlu ediyor. Bu konuda bana yetecek kadar başarı elde ettim diyorum. Yetiniyorum. Kimseye gidip bakın ben ne yapıyorum demedim. İnancıma göre zaten her şey olması gerektiği zaman olması gerektiği şekilde olur. Yoksa ne yaparsan yap gideceğin yer gidebildiğin yere kadardır. Zamanı gelince her şey oluyor. Oldu yaşadım bunu kendi hayatımda defalarca.

 

İlk gösterini hatırlıyor musun peki? Neredeydi nasıldı?

Unutur muyum? Kestel’de çıkmıştım ilk olarak 2002 yılı bir19 Mayıs gösterisinde.

Zeki Ajans’tan Zeki Ağabeyimiz vesile oldu buna. Bursa’da çekilen Kınalı Kar dizisinde oynadığım dönemde tanıştığımız Kemal Ağabey vardı. Zeki Ajansın bu etkinliğinden bahsetti ve benim ne yapabileceğimi ne şekilde yer alabileceğimi sordu. Konuştuk ve ben bu Barış Manço fikrimden bahsettim. Biraz tereddüt yaşandı bu bir riskti sonuçta ama inandılar bana ve hem görsel olarak hem de sesimle Barış Manço olarak sahneye çıkma fırsatı verdiler bana.

Bana ayrılan 45dakika da 8-9 şarkısını söyleyecektim. Kestel stadı 5000 kişi. Bir ilk olacaktı ve eş dost arasında ufak tefek Barış Manço şarkıları söylemeye benzemez bu farkındayım ama heyecanı kelimelerle anlatamam. Hazırlandım çıktım sıram gelince. Yok, tarifi yok. İlk 3 şarkı zaten seyirci yoktu diyebilirim. Ses yok arada şarkılara eşlik etmeye çalışıyorlar ama endişeli bakışlar üzerimde. Gülpembe şarkısında ortalık ısındı seyirciyle tanıştık kaynaştık ve o geceden beri 10 yıldır durmadan bu iş için sahnedeyim.

Şu ana kadar olumsuz bir tepki hiç almadım bu konuda. Biri de çıkıp ne yapıyorsun yanlış yapıyorsun bu böyle olur mu deseydi yapmazdım. Asla devam etmezdim.

 

Neler yapıyorsun peki? Nerelerde izleyebiliriz seni? Nasıl ulaşırız?

Ajans Biberde’ye bağlı olarak çalışıyorum. Organizatörüm, menajerim bana inanan Emel Duman ile birlikte. O yapıyor programlarımı. Okullar var zaten bütün zamanımı alıyor. Hafta içi her günümüz dolu. Barış Manço şarkıları ile ortaokul ve liselere ana okularına gidiyoruz. Özel günlerinde davetlerinde Barış Manço şarkıları ve onların sevdikleri popüler şarkıları söylüyorum mini konserler gibi. Adam olacak çocuk yapıyoruz bazen. Hem bilenlere hoş bir nostalji oluyor hem de küçükleri onu tanımayanları Barış Manço ile tanıştırıyoruz.

 

Bir Mançolog olarak neler geçiyor içinden?

Gençliğimden beri onun müzikalini yapma hayalim var. Barış Manço okullarda okutulacak ders kitaplarına girecek kadar bir adamdı bana göre.

Şubat geliyor. Ölüm yıl dönümünde onu anmak için her türlü imkânı zorlayıp yaptığımız daha önce yaptığımız onu anma gecesini bu yıl yapamama ihtimali var. İmkânlar sınırlı çünkü. Desteğe ihtiyacımız var birilerinin de bizimle hareket etmesine ihtiyacımız var. Manço’nun da dediği gibi; melekler ağzına şeytan kulağına diyelim. Bu biraz sitem gibi olacak belki ama kendim için müzisyen Alper için değil Manço için. Tabi geçerli hatırı sayılır davetler öneriler oldu ama tam anlamıyla Mançolojiye uygun yeterli bir ilgi görmediğini düşünüyorum amacımın. Bir yere koyamadılar herhalde beni. Aslında birçok şey yapılabilir. Barış Manço’ya hizmet etmeli onu anlatmalı onu yaşatmalı yaptığım her şey.

 

Ne yapmak istiyor Alper Dinçer?

Nerede olur bilemem ama Bursa ağırlıklı olarak hayata geçirmeyi umduğum bir hayalim var var; bir sanat kompleksi. Sadece bir müzik okulu değil de her tür sanatın icra edilebildiği kütüphanesi kafesi olan çok geniş kapsamlı Konservatuar değil ama konservatif bir şey yaratmak olabilir. Ya da buna yakın bir ortam.

 

Alper, melekler ağzına şeytan kulağına o halde. Yaşatabildiğin kadar yaşat bize Barış Manço’yu ömrün ve imkânın yettiğince.

Kişisel kaygılarından arınmış Alper. Sahnede Barış ama diğer zamanlarda bir Mançolog.

 

Çocukluğundan pek bir şey kalmadı 70’lerin sonunda 80’lerin başında doğmuş olanların. Anıları kaldı, üretenlerin ürettikleri. Yaşatılanlar yaşatılabildiği kadar bizimle. Ama yaşatmaya çalışanların yaşayabilmesi gerekiyor önce.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 336
Kayıt tarihi
: 18.06.12
 
 

Köşem Sultan Ferhan PETEK kimdir ki ? Yaşı olmayan kadın. Kendi yaşar, kendi yazar, kend..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster