Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Eylül '14

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
64
 

Bütün dünya suçlu!

Bütün dünya suçlu!
 

Önce İŞİD’ten alınan vatandaşlarımıza büyük geçmiş olsun! Bunun perde arkasını daha sonra çok tartışacağız… Savaşın kokusu güney sınırlarımızda her tarafı sarmaya başladı! Hani 6 veya 7 yıl önce BOP Projesi konusunu yazarken, domino taşının ucu Fas’tan başlayıp Mısır’a,  oradan Libya ve Cezayir’e sıçradığında, sıranın bize de geleceğini söylemiştik…

Evet, terör ve savaş çanları kapımızda tıngırdamaya başladı. Bir taraftan PKK Doğu’da çocuklarımızın okullarını yakarken, Ağrı İlimizde de, sözde mahkemeler kuruyor, yolları kesip kimlik soruyor. Şantiyeler yakıp, işçi ve çocuklarımızı kaçırıyor,  şanlı bayrağımızı da gönderinden indirilip,  yakıyorlar…

“Barış süreci tek taraflı yürüyor!”

Yalnız PKK mı? Suriye sınırımız da kevgir gibi… İŞİD kafa keserek ilerledikçe insanlar, can korkusuyla kaçarak sınırımıza aç ve susuz dayanıyor!  Onlara el uzatan yine Mehmetçiğin merhametli yüreği… Önce ABD’nin BOP hayaline ortak olup yıllardır komşu olduğumuz, akrabaların bayramlarda birbirine gittiği Suriye’ye kafa tuttuk.  Liderleri Esad’ı makamından hemen indirecek zannettik. Olmadı. Dünya devleri Çin ve Rusya işaret parmağını dünyaya gösterince işler gevşedi. İş uzadı. Ve sonunda muhalif güçlerin içinden kiralık ordu adı altında birden İŞİD türedi… Batı ve müttefikleri biran önce Suriye liderinin gitmesi için silahlarıyla ha bire bu güçleri desteklediler. Ünlü şehirlerde toplantı üstüne toplandı yaptılar. Bayraklarını bile hazırladılar. Yine olmadı. İŞİD’i önceleri kimse önemsemezken. İŞİD ne yaptı? Savaş stratejini belirleyerek dünyadan kendisine katılanları profesyonelce eğitti. “Ya Allah, Ya Bismillah!” nidalarıyla kendi mezhebinden olmayanların kafalarını uçurup, dünyaya gösterdi. Sosyal medyada kafa kesilenler ile kurşuna dizilenlerden geçilmedi. İnsanlar ürktü. Dünya ürktü!  İnsanlar, iğrenerek empati yaptı. Korktu!  İŞİD durmak bilmiyordu. Ortadoğu’nun çöllerinde ilerlemesi çevre ülkelerini de tedirgin ediyordu. Güvenlik kurullarını acilen toplayarak, ne gibi kararlar alacaklarını planlıyorlardı…

Birbirine düşman olanlar bile bir anda İŞİD’e karşı müttefik kesildi. ABD,  İran ve devirmek istediği Suriye ile bile yakınlaşmaya çalıştı…

Bunları hepimiz biliyoruz ama asıl soru: “Dünyanın herhangi bir yerindeki devlet oluşumuna kadar giden terörü kim ve kimler yaratıyordu? Ve kimler besleyerek onları son teknoloji ile silahlandırıyordu? ABD’nin eski Dışişleri Başkanı Condoleezza Rice bir zamanlar ne demişti? “Bütün Ortadoğu ülkelerinin sınırları değişecek ve bunların içinde Türkiye’de var” demişti… İşte planları yavaş yavaş ilerliyor. ABD, İŞİD’in ilerlememesi ve yok edilmesi için bir çok ülke ile müttefik anlaşması imzalarken Kürtleri de koz olarak kullanmaya başladı. Bizim yıllardır uğraştığımız PKK’yı bile silahlandırmaktan bahsettiler. Şimdi de sınırımıza tampon bölge oluşturuluyor. Oraya kimler yerleşecek ve sonra kimlere bırakılacak?  İşte geleceğimiz!

Evet, Ortadoğu’yu karıştıranlar kimler?

Tabii ki,  Batının ta kendisidir!

Şimdi sınırımıza onların yüzünden insanlar yığıldı. Onlar için çadır kentler kuruluyor. Ve daha önce gelen Suriyelilerin birçoğu ya,  Cami önlerinde, ya da sokak, sokak dileniyorlar. Ne demişler, “Aç insan tehlikelidir”  İşte tehlike şimdi hemen hemen bütün şehirlerimizi sardı. Artık kimse rahat ve güvende değil…

Ve dünya ne yapıyor? Ortadoğu ve sınır ülkelerde olup bitenleri televizyonlardan umarsızca izliyorlar. İnsanların perişan göçlerine,  öylesine “Vah! Vah!” Diyerek, dünyalık işlerine  keyiflerine bakıyorlardır.

Dile kolay ülkemizde iki milyonu aşkın göçmen var. Onların barınma ve yemek ihtiyaçları bir ülke ekonomisine de kolay değildir.  ABD’nin yarattığı bu durumu bizlerin karşılaması adalet mi? Bütün dünya bu göçmenlere biran önce sahip çıkmalı ve masraflarını karşılamalıdır. Hatta her ülke,  geçici de olsa ülkelerinde savaş mağdurlarını misafir etmelidirler.

Bekir Coşkun’un bir yazısında okumuştum. Söylediği gibi, bir gün sokağımızda beliren bir pikap üstünden eli makineli tüfekle tarayanları görürsek şaşırmayalım! Veya dünyanın herhangi bir ülkesinde canlı bir bomba ortalığı kan gölüne döndürürse işte o zaman savaş mağdurlarını daha iyi anlamış oluruz…

Barış umudumuz daim olsun!

Ertuğrul Erdoğan

Eylül 2014/Bursa

www.erdoganlaedebiyat.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 301
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 452
Kayıt tarihi
: 06.05.08
 
 

Ertuğrul Erdoğan, 1958 yılının sonbaharında Ankara'da doğdu. 1968 -1980 yılları arasında babasını..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster