Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Haziran '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
363
 

Bütün tanrıları intihar etmeliyiz...

Bütün tanrıları intihar etmeliyiz...
 

...tanrı


Hiç gidilmemiş seferleri olur ya hayatımızın. Doğumdan, ölüme gitmek istediğimiz ama cesaret edip gerçekleştiremediğimiz seferler. Her birimizde farklı nedenlerle tezahür eden gidememelerimiz hep ukde olarak kalır içimizde. Korkarız kimi zaman, ilk adımımızda ve gerisin geri atarız adımlarımızı. Bahaneler üretiriz en çok da. Yaş, cinsiyet, çevre v.b. Sonunda hep geride kalırız. Kendimizin gerisinde… Ukdelerimiz arttıkça, yaşama hevesimiz kırılır. Artık bütün adımlarımız engellenir satırlarca, sayfalarca. Düşlerimiz yarım kalır. Bir mabet yaratırız ardına. İbadeti olmayan bir mabet…

Tanrılar ediniriz. Kulluğunda kendimizi arar dururuz. Her tanrı alır ellerimizden zamanı. Geride ‘hiç’ bırakarak… Düşünme sendromlarımız engellenir. Ya da tedavi edilmesi gereken bir hastalık gibi, bize tedavi yolları dayatılır. Bilinir ki düşüncenin, yaşamanın ve özgürlüğün başladığı yerde tanrıların hâkimiyeti son bulur. Ve bütün tanrılar kandırır bizi. Söylemler geliştirirler. Her adımımız, geliştirilen yeni söylemlerle geldiğimiz noktaya döndürülür. Tapınıldıkça kaçarız kendimizden. Uzaklaşırız bir ömre bedel güzelliklerden. Bakmalarımız vardır artık görmelerden ziyade… Prosedüre uyan her şey meşrudur. Tanrıların prosedürü…

Balığın suda olduğundan bihaber olması gibidir artık hayatımız. Tanrıların kurduğu dünyada, o dünyadan bihaberiz bizlerde. Bu bizim olmayan dünyanın farkına vardığımız an, dayatılan onca şeyle pes ediyoruz çaresizce. Ardından bütün çıkmazlarımızı ‘nasip’, bütün yaşanmamışlıkları ‘kader’ sayıp kendimizi kandırmaya, bir suçlu yaratmaya ve böylece mutlu olmaya çalışıyoruz. Artık yalanlar ‘gerçek’, gerçekler ‘yalan’ oluyor. Tanrıların işine nasıl geliyorsa öyle şekil alıyor yaşam biçimimiz. Bir mahkûmuz artık. Ölüm saatini bekleyen olması gereken için çabalamayan, olanı yaşam biçimi seçen gönüllü mahkûmlarız.

Bütün tanrıları intihar etmeliyiz ki; mahkûmiyetten kurtulabilelim. Nasıl mı? Düşünerek, cesaret ederek, aykırı olarak, gerçekliğimizi yaşayarak, olması gereken için çabalayarak ve tanrısız yeni nesiller yaratarak…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tanrıların işine nasıl geliyorsa öyle şekil alıyor yaşam biçimimiz.Bir mahkumuz artık. Çözerken dağılır, parçalanır,insanın toparlanması zaman alır.Her yara kendi ağacın da büyür. Her yara kendi ağacında budanır. Bir yanımız hep böyle eksik yarım mı kalır?

Sevinç Güler 
 16.06.2008 19:39
Cevap :
Merhabalar. Hoşgeldiniz...Eksik kalan yanlarımızdır aslında bize hayat veren. Bir düşünün lütfen eksiksiz bir hayatımız olsaydı bu hayata ne kadar tahammül edebilirdik? Veya nasıl tanrılar, tanrıçalar yaratırdık? Yaralarınızın ve eksiklerinizin daim olması dileğiyle... Sevgiler...  17.06.2008 1:43
 

Önce çok beğendim yazını eline sağlık,eğer tamamını okumadan baştan sondan bir kaç parça okunsa kesinlikle yanlış anlaşılabilir.Yaşadıklarımızı yaşayamadıklarımızı yükleyecek bir günah keçisi buluyoruz her zaman gerçekten.Cesaret işi cesaret etmek de düşünüp değiştirmek de cesaret işi.Bu cesareti bulabilelim UMARIM.sEVGİYLE UMUTLA....

Özlem Manaf Birgün 
 16.06.2008 13:16
Cevap :
Ben de öncelikle sizi tebrik etmek istiyorum. Yazıyı, okumuş, anlamış ve yorumlamışınız. Bazı şeyleri anlamak için biraz çaba gerekir. Ve siz bu çabayı göstermişiniz. Teşekkür ederim. Tanrılarımızı intihar edebilmek dileğiyle. Sevgiler...  17.06.2008 1:41
 

Geride hiç bırakmak.. yalnızlaşmak.. Pes etmek kolayına geliyor insanın,o büyük kalabalıkların ardından tek başına can çekişmek zor geliyor. O nefret ettiğimiz kalabalığın içine karışıp gidiyoruz sonunda benliğimizi kaybederek...

Kalbin Ritmi 
 15.06.2008 13:43
Cevap :
Evet o kalabalığın bir parçası da biziz. Benliğimiz de o kalabalıklar gibi akıp gidiyor bizden. Bir değil bin parçamızı peşinden sürükleyerek. Geriye tek parça kalıyor...hiç... Üç harf sadece. Ve son olmuyor yine de. Hiçlerimizden doğabiliyoruz. Anka kuşu oluyoruz kalabalıkların... Sevgiler...  16.06.2008 2:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 336
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 370
Kayıt tarihi
: 14.02.08
 
 

1983 Aksaray doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Aksaray'da tamamladım. Lisan eğitimimi Fırat Ünivers..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster