Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mart '10

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
1267
 

Bütünselci ve analitik yaklaşım farkı

Bütünselci ve analitik yaklaşım farkı
 

Cumhuriyet gazetesinin Bilim Teknik dergisinde okuduğum bir yazı tam sıkışmışken, ne yaptığımı anlayamazken durumumu açıklayıcı bir hale getirdi. Doğulu ve batılı düşünce arasında ki farklılıklar ile ilgili bir yazı. Doğulunun her şeye bütünselci, batılının ise analitik yaklaşımı üzerine. Bütünselci yaklaşımın bağımlılığa doğru seni taşıyabilecek tehlikeli bir tarafı var. Analitik yaklaşımın ise aşırı bireyselliği hortlatan bir düğmesi. Bir çok psikolog’un yıllardır sürdürdükleri araştırmalar sonucunda edinilmiş bir bilgi bu. Bütün bunlar beni yaşadığım coğrafya ya odaklandırdı nedense.Yaşadığımız tüm ikilemlerin yaşadığımız coğrafya ile ilgili olduğunu gösterdi. Doğu ile batının ortasında, coğrafik, yönetimsel ve aklımıza gelebilecek her anlamda Araf da kalmış bir ülkede yaşıyoruz. Ailemin de yaşadığı bir Akdeniz kentinde ayrı yaşama, kendi ayakları üzerinde durma ve bireyselliği, yalnızlığı doya doya yaşama şansını kendime vermek için içinden uzun süredir geçtiğim bir süreç var. Bütün bu çabayı sarf ederken aile, yakın çevre ve ihtiyacı olanları kapsayan bir insan topluluğuna da faydanın dokunması; dokunurken bireyselliğini kaybetmeme, maddi manevi dengede kalabilme savaşı bu.

Bağımlılıkların çok yoğun yaşandığı bir toplumda tamamen bağımsız olmadığını anlamak zor. Bağımsızlığını iddia ettiğin her an senle bağını koparmak istemeyenler ile bir ilişki yaşamaya devam ettiğin hatırlatılıyor. Coğrafyanın konumunun nasıl yaşayanları da sarıp sarmaladığını fark etme. Duygusal anlamda ve maddi anlamda sana ihtiyacı olanları dışlayamaman ve arada yaşadığın sıkışmışlığın. Bağımlılık ve bireyselliğin ortası bir durum var mıdır diye soruyorum uzun zamandır kendime. Bireysellik aşırı bencilliğe gitmemeli, bağımlılık da aşırı sindirmemeli seni. Seçim mi yapmak gerekiyor diye sorarsanız bana; bu ülkede yapılamıyor sanırım. Duyarlı olduğu kadar sevgiye, şefkate, değerlere önem verip aynı zamanda bağımsız olmak isteyenler bunu yapamaz kanımca. Bu ikisinin arasını bulmak lazım. Duyguları ve mantığı uçlarda çok yoğun yaşamadan, ortada her ikisini de toplayıp harmanlayarak, ne kendimizden ne de sevdiklerimizden vazgeçmemeliyiz. Zor inanın çok zor. Bu zorluğu birebir yaşayan birisi olarak bunu çok net söyleyebilirim.Evet ve hayır kelimelerinin çok sihirli ve hayatımızı yönlendiren kelimeler olduğuna inanıyorum. Evetlerimizin ve hayırlarımızın oturmasının zaman aldığını, içselleştirdiğimiz evet ve hayırların zamanla yer değiştirebildiğini de biliyoruz. Var olan doğu ve batı farklılığını, yani bağımlılık ve bağımsızlık farklılığını farklılık olmaktan çıkarıp bütünleyebilmeliyiz. Her ikisinin de tek tek hiçbir anlamı ve faydası yok. Bunu ben ve sen’e de indirgeyebiliriz. Her ikisini de taviz vermeden yaşayabilmek için yapmamız gereken kendimizi iyi tanımamız ve evetlerimizi, hayırlarımızı ne kendimizi ne de karşımızdakini incitmeyecek bir hale getirmemiz. Kadınsanız bu daha zor ama yapılamayacak bir şey değil sanırım.

Aslında bütün bu yazdıklarım bir nevi kendime hatırlatmadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 484
Kayıt tarihi
: 07.03.10
 
 

“Kendimden başka hiçbir eksiğim yok” demiş Kafka. Görmek, duymak, hissetmek, konuşmak, okumak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster