Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '06

 
Kategori
Okullar
Okunma Sayısı
4502
 

Büyük adam olmak

Daha, hayatı, insanları kendimizi bile tanımadan düşeriz okul yollarına… niye gittiğimizi bile bilmeyiz oysa ki okula, silgi kokan sınıflarda başlar maceramız, bir hevesle okumayı yazmayı öğrenir, ilk arkadaşlıklarımızı kurarız, sonra ilk okul biter, ardından ortaokul gelir,ders çalışmak ilk okulda ki heyecanı vermez artık, sorarız annemize(babasına soran varmıdır bilmem) :anne niye okula gidiyoruz, niye ders çalışıyoruz? ” diye. “ Okuyup büyük adam olmak için çocuğum ” cevabını alırız... “ Okuyup büyük adam olmak için ” bir gazla liseyi’ de bitiririz… ama nedense bitmez bu “ okuyup büyük adam olma ” mücadelemiz, önümüzde üniversite vardır, bunun için dershanelere gider, gecemizi gündüzümüze katarız…çok azımız ilk senede kazanır, birkaç sene, üniversite için çabalarız… Bir çoğu bu yolda pes eder, erkekler asker’ e gider, kızların bir kısmı artık “ ev kızı ” olur, kendisine hayırlı bir kısmet bekler, bir kısmı da ufak bir işte, cuzzi rakamlarla çalışmaya başlar…

Üniversiteye gidenlerimiz ise diğerlerinden daha şanslı görürüz kendimizi,bizler çalışmış ve üniversitelerimizi hakkımızla kazanmışızdır,ilk sene büyük bir rehavet çöker üniversite öğrencilerine,artık nede olsa “büyük adam olma” hedeflerine yaklaşmışızdır,üniversiteli olduğumuz için ilk seneler derslerle de fazla ilgilenmeyiz, ne de olsa yıllardır “Okuyup büyük adam olmak için” çalışmış ve bunu artık yavaş yavaş yakalamıştırız…sonlara doğru fark ederiz altta ki derslerinde bizlerle geldiğini,o zaman anlarız ki mücadelemiz daha bitmemiştir…yeniden başlarız ders çalışmalara,vizeler,finaller,bütünlemeler…Yoruluruz artık şu okul bitse de “büyük adam” olsak artık deriz…Kimimiz zamanında,kimimiz ise uzatmalı olarak bitiririz okul’u.

Artık yıllardır verdiğimiz mücadelenin sonuna gelmiş ve “büyük adam” olmuşturuz… Daha ilk iş başvurumuzda anlarız,hala “büyük adam” olmadığımızı…sayısız iş başvuruları,cv hazırlıkları, “siz şimdi gidin,biz sizi sonra ararız” göndermeleri…Yılların mücadelesinin sonu budur işte,23-24 yaşlarında annemizin,babamızın eline bakarız hala utanarak,evde herkesin somurtması bize yönelikmiş gibi gelir artık bizlere,lokmalar bile boğazımızdan zor geçer..sessiz sessiz ağlar,kahrederiz…neye kahrettiğimizi bilmeden……

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hepimiz ilkokuldan itibaren sınav sınav yarış köpekleri gibi burnumuzun ucundaki tavşanı yakalamak için koşullandık. hiç bir zaman yakalayamayacak olduğumuz bir tavşan var. alice harikalar diyarındaki gibi. hep gitmekte kolundaki saate bakarak. hep gecikmekte. bizse ona tam yetişmişken o başka yerde. işte sonunda biz de bu sefer köpekten kuyruğunu yakalamaya çalışan kedilere döneriz. "bunların anlamı ne" diye sizin gibi kendime sorduğumda da artık diyorum ki "bizi herşeye yabancılaştırıyorsa hiçbir anlamı yok". sevgiyle kalın.

Başak ALTIN 
 29.09.2006 21:02
Cevap :
yorumunuz için teşekkürler...anlatmak istediğimi çok güzel yakalamışsınız.Aslında bitiş çizgisi olmayan bir yarış'ın içinde bulduk kendimizi,yine de çetin altan'ın deyişiyle "enseyi karartmamak lazım", kalın sağlıcakla.  30.09.2006 12:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 33
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1172
Kayıt tarihi
: 26.09.06
 
 

Bu zamana kadar toplumda, televizyonlarda gördüklerime, gazetede okuduklarıma hep tepki duyar ve bu ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster