Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '19

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
36
 

Büyük Atatürk

Büyük Atatürk 19 mayıs 1919’da arkadaşlarıyla Samsun’a çıktığı zaman kurtuluş, bağımsızlık sürecini de başlatır. Bu süreçte Büyük Atatürk cephede asker kişilik, cephe gerisinde düşünür bir kimlik olarak görülür. Bu kimlik Batılı Devrimci olarak somutlaşır.

Batılılaşma akımının büyük bir temsilcisi olarak Ulusal Kurtuluş Savaşı verir.Savaş bitince asıl savaşın başlayacağını belirten Atatürk dil, tarih, yurt, kültür alanlarına yönelik kurumlar kurar.Türk Dil Kurumu, Tarih Kurumu bunun somut kanıtlarıdır.

SÖYLEV :

. Tanzimat’la (1839) başlayıp 1919’lara gelen eski-yeni, ileri-geri kavgasının bir kesitini yansıtır bize.

. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın hangi koşullar altında kazanıldığını O’nun gözüyle izleriz.

. İlerlememize ayak bağı olan ortaçağ düşüncesinin temsilcilerini tanırız.

. Atatürk, cepheden çok cephe gerisindeki tehlikeyi önemser, günümüzde bu tehlikeler hâlâ sürmektedir.

15-20 Ekim 1927 CHP 2.Kurultayı’nda Atatürk’ün bu sunumu bugün de okunmalıdır.


*


DÜŞÜNÜR A T A T Ü R K

Atatürk’ün cephe gerisindeki düşünürlüğünü şöyle özetleyebiliriz:

. Hiçbir sınır tanımayarak dünyadaki bütün Türkleri bir devlet olarak birleştirmek ulaşılmayacak bir amaçtır.

. İslamcılık ve Turancılık siyasasının başarı kazandığına ve dünyayı uygulama alanı yapabildiğine tarihte rastlanmamaktadır.

. Soy ayırımı gözetmeksizin bütün insanlığı kapsayan tek bir dünya devleti kurma hırslarının sonuçları da tarihte yazılıdır.

. İnsanlara her türlü özel duygularını ve bağlantılarını unutturup onları kardeşlik ve tam eşitlik içinde birleştirerek insancı bir devlet meydana getirme kuramının da kendine özgü koşulları vardır.

. Bizim aydınlık, uygulanabilir gördüğümüz siyasal yönetim “ulusal siyasadır.”

. Tarihin dediği de budur. Bilimin, aklın, mantığın dediği de böyledir. Bunun dışında hayalperest olmak yanılgısına düşeriz.

. Ulusal siyasa kendi gücümüze dayanarak varlığımızı koruyup ulusun ve yurdun gerçek mutluluğuna, bayındırlığına çalışmak; gelişigüzel, ulaşılmayacak istekler peşinde ulusu uğraştırmamak ve zarara sokmamak.

. Uygarlık dünyasının uygarca ve insanca davranışını ve karşılıklı dostluğu beklemek.

. Ulusal egemenlik temeline dayanan halk hükümeti, cumhuriyet.

Büyük A t a t ü r k Türkiye Cumhuriyeti’ni kurma sürecinde dünya görüşü, amaçları S ö y l ev’ de açıkça görülüyor.

. Gerçek, Osmanlı Devleti’nin ve halifeliğin yıkıldığını ve ortadan kalktığını düşünerek yeni temellere dayalı yeni bir devlet kurmaktı. Ama, durumu olduğu gibi söylemek, amacın büsbütün yitirilmesine yol açabilirdi.

. Mecliste ilkin halifelik ve padişahlık onuru ile bağlantılı İstanbul hükümeti ile uzlaşmak baş göstermişti.

Atatürk’ün izlediği yöntem karşısına almadan yol almaktı. Bunu Mecliste şöyle dile getirir:

. Ulusun bağımsızlığını ve yurt bütünlüğünü sağlama. Padişah ve halife başka şey düşünmüş olabilir mi?

. Bizi suçlamak için çıkarılan fetvanın uydurma olduğunu dile getirir.

.Padişah ve halife baskı ve zordan kurtulduğu zaman Meclisin düzenleyeceği yasaya uygun durumunu alır.

*

Zamanla amaç anlaşılır. İşte o zaman tartışmalar, olaylar birbirini izler. Bu süreç ulusal birliği kişisel girişim olarak görenlerin tutumlarını şöyle belirler:

. Benim girişimlerde bulunmamın yasaklanması savunulur.
. Bütün kötülüklerin “ben”den geldiği savı ileri sürülür.
. Beni ulusa karşı bir silah olarak kullanırlar.
. 24 Nisan 1920 günü gizli oturumda Meclise bu durumu açıkladım.

Atatürk yöntem olarak örgütlü davranmaya, bunun da en büyük göstergesi Meclise başvurma, karar çıkarma.


KURTULUŞ SÜRECİ

Atatürk bu süreci kimlerle, kimlere karşı sürdürdü. Bunu kendisinden dinleyelim:

. İsmet Paşa, gerek Genel Kurmay Başkanlığında, gerek daha sonraki cephe komutanlığında gösterdiği yararlılık ve üstün çaba, kendisine görev verişteki yanılmazlığımı edimli olarak kanıtladı. Ulus, ordu, tarih karşısında içim adamakıllı rahattı.

Atatürk’ün izlediği örgütlülük, güvendiği arkadaşlarla birlikte davranma, Meclisin olurunu alma tek başına karar almama. Bu gerçeği Samsun’a çıkmadan İstanbul’da başlatmıştı. İnönü’yle birlikteliği bu süreçte İstanbul’da başlar ; Anadolu’da Kurtuluş Savaşı’nda, Mudanya’da, Lozan’da sürer.

Damat Ferit Paşa Hükümeti düşman ve örgütlerle işbirliği yapar.Meclis toplanarak karşı önlemleri alır,Yüksek din bilginlerine danışılır.Örneğin, Rıfat Börekçi’den fetva alınır. Padişaha karşı onun kullandığı araçlar kullanılır. Fetvaysa O da fetva alır.

İç ayaklanmalar yaygınlaşır. Bu sorun için ulusal kuvvetlerden yararlanılır. Örneğin Anzavur ayaklanmasında Çerkes Ethem’e görev verilir. Çerkes Ethem bu görevi başarır. Ancak Meclisin kararını, İstiklal Mahkemeleri kararını beklemeden ayaklananları asar. Bu tek başına buyruk olması, Meclis başkanını asacağım çığırtkanlığına kadar götürür Çerkes Ethem’i. Sorun büyür.

4 Aralık 1920 akşamı Eskişehir’e geldik. O gece İsmet Paşa’nın karargahında Reşit ve Ethem Beylerle konuşacaktık. Gezici Kuvvetler Komutan Vekili Tevfik Beyin kafa tutarcasına konuştuğunu İsmet Paşa anlattı. Reşit Bey çok sert ve saldırırcasına konuşmaya başladı. "Bu dakikaya kadar sizinle eski bir arkadaşınız olarak görüşüyordum.Şimdi karşınızda TBMM’nin ve Hükümetin Başkanı bulunmaktadır."

Baylar şunu bilginize sunmalıyım ki, hem cephede hem Ankara’da her bakımdan gereken tedbirleri aldırmıştım. Etem ve kardeşlerinin ayaklanmasından hiç çekinmiyordum.

Ulusal kuvvetlerin başlarına buyruk olması düşünülür, çözümler üretilir.Örneğin Yörük Ali, Demirci Efe Egede başlarına buyruk olmaları bir yana düzenli ordunun kendilerine bağlanmasını isterler.Bu durumlar beklemeye alınır.Düşman, iç ayaklanmalar, padişah ve hazırladığı Hilafet ordusu işin kolay olmadığını gösterir.

Baylar, Demirci Efe, Etem Beyle birleştikten sonra özel durum aldı. Refet Bey komutasında süvariler hemen Demirci Efe üzerine gönderildi. 15 / 16 Aralık 1920’de Efenin kuvvetleri dağıtılmış; kendisi beş on kişiyle kaçmış.Efe çok sonra sığınarak bağışlanmıştır.

*

Baylar, Türk ulusunun Büyük Meclisini kendileriyle uğraştıran utanmaz, kendini bilmez, saygısız ve herhangi bir düşmanın boğaz tokluğuna çaşıtlığını, uşaklığını yapacak kertede alçak ve aşağılık yaratılışlı olan bu kardeşleri destekleyen düşmanlarla birlikte tepeleyip yola getirerek, devrim tarihimizde etkili bir örnek bir örnek göstermek, zorunlu görüldü.

Kuvvetlerimiz, yürüyüş buyruğunu alır almaz hemen Kütahya’da bulunan ayaklanmış Etem kuvvetleri üzerine yürüdüler.

Etem, ‘ İstanbul’da Yüce Sadrazamlığa’ diye şu teli çeker. ‘ Şimdi, Millet Meclisinin kararıyla saldırıya uğramış bulunuyorum.Kuvvetim yalnız savunmaya değil, saldırıya yetecek kertededir.Karşımda ve yanlarımda Yunanlılar bulunduğundan nasıl yol tutulacağı konusunda Yunan komutanlığı ile anlaşmaya varılmış ise de yüksek onayınızın alınmasını gerekli gördüm.’

Baylar bu tel gizli oturumda Meclise okunmuştu.

Baylar, Etem kuvvetlerini kovalayan birliklerimiz, 5 Ocak 1921 günü Gedizi’i ele geçirerek o bölgede toplandılar. Etem ve kardeşleri de kuvvetleriyle birlikte düşmandan yana geçip kendilerine yaraşan durumu aldılar.

Büyük ozan Nazım bu günleri Kuvayı Milliye’ye şöyle düşürmüş:

“Ateşi ve ihaneti gördük
Dayandık
dayanmaktayız.

1920 Şubat, Nisan, Mayıs
Bolu, Düzce, Geyve, Adapazarı
İçimizde Hilafet Ordusu
Anzavur isyanları

Ve aynı sıradan,
3 Ekim Konya
Sabah
500 asker kaçağı ve yeşil bayrağıyla Delibaş
girdi şehre.

Ve 29 Aralık Kütahya:
4 top
ve 1800 atlı bir ihanet
yani Çerkez Ethem

bir gece vakti
kilim ve halı yüklü katırları ,
koyun ve sığır sürülerini önüne katıp
düşmana geçti.

Yürekleri karanlık,
kemerleri ve kamçıları gümüşlüydü,
atları ve kendileri semizdiler


 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 699
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster