Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Temmuz '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
184
 

Büyük devlet olmak

G.Kurmay Başkanımız Surye tarafından düşürülen uçağımız ile ilgili soruya mealen: ''Büyük devletler ne yaparsa, bizde aynısını yapacağız, bekleyin'' demiş. Sayın Paşamız öyle dediğine göre, bize beklemek düşer. Fakat beklerken  büyük devlet olmak üzerine bence bir kaç hatırlatma, belki katkım olur:

- Büyük devlet olmak demek; silahsız uçağının düşürülmesiden en geç 12 saat içinde uçağını düşüren veya düşürmesi muhtemel düşman uçaksavar-füze tesislerinin, silahlı uçaklar tarafından yerle bir edilmesi ve ondan sonra gerekirse diplomatik temaslara başlanmasıdır. Böylece kendi pilotuna: ''silahsız da olsan korkusuzca uç, sana yan bakanı yakarım'' ve düşmanlara: ''bir pilotum için gerekirse ülkeni yakarım'' mesajını verebilmektir.

- Büyük devlet olmak demek; başka bir ülke toprağında, insana yasak bölgede kaçakçılık yaparken terörist olma ihtimali üzerine öldürülen kişilerin ailelerine maaş bağlayıp, örtülü ödenekten yüzbinlerce tazminat ödenirken, minibüste turistik bir bölgede seyahat ederken öldürülen insanlarımıza ödenen tazminata İçişleri Bakanlığı'nın itiraz etmemesi demektir.... (Aynı olayda vefat eden İngiliz vatandaşı için 2.8 milyon lira tazminat ödendiği halen yalanlanmadı.) Aynı zamanda Yargıtay hakimlerinin tazminatı kaldırmak yerine, az bulup kararı bozmasıdır.

- Büyük devlet olmak demek; İstanbul'da Haziran 2010'dan beri (iki seneden fazla), görevi esnasında sele kapılan belediye işçisinin hala bulunamaması değildir. Hele Hava Kuvvetlerinin önünde kaldırımda yürüken birden bire açılan çukura düşüp ölmek hiç değildir.

- Büyük devlet olmak demek; bir siyasi parti! başkanının ''bırakın başçavuşunuzu, artık Genel Kurmay Başkanınızı hiç kimse takmıyor'' diyememesi, böyle bir cümleyi aklından bile geçirememesidir.

- Büyük devlet olmak demek; günlerdir, haftalardır, aylar hatta yıllardır terör örgütü elinde tutsak olan polisi, kaymakamı ve askerleri için gerekirse taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmadan, bu vatanın kahramanlarını sağ veya ölü olarak terör örgütünden kurtarmaktır. Normal olarak TSK ve G.Kurmay'ın PKK elinde esir olan asker-sivil tüm vatandaşlar kurtarılana kadar, bırakın gazetelere demeç vermeyi, akşam yatmaya evlerine bile gitmemesi lazım. (Esir durumda olan vatandaşların tam listesini ve tarihlerini açıklayabilecek bir babayiğit devlet görevlisi var mı acaba? Sayın Arınç'ın TV'de ağlayarak bu konuyu açıklaması ve suçlunun! ergenekon veya CHP olduğunu bildirmesi uygun olur sanırım.) İsrail devleti bir onbaşı için kaç tane tutuklu Filistinli'yi takas etti hatırlıyor musunuz? (Film bile olsa ''Er Ryan'ı Kurtarmak'' filminde kendi vatandaşlarına ve karşı tarafa verilen mesajın 10'da 1'ini biz ülkemizi sevenlere ve düşmanlarımıza verebiliyor muyuz?)

- Büyük devlet olmak demek; insanlarının girdikleri sınavların adil ve herkes için eşit olduğunu bilmelerini sağlamaktır. Kaçakçıları Maliye, intihalcileri Eğitim (milli kelimesini bilerek kullanmadım, çünkü ülkemde eğitim, artık milli değil maalesef) bakanı, çok ağır suçlardan yargılananları vekil, bakan, başbakan ve hatta cumhurbaşkanı yapmamaktır, büyük devlet olmak.

- Büyük devlet olmak demek; turist olarak Almanya'ya giden vatandaşının Şengen (Euro bölgesi) vizesi olduğu halde, vize Almanya Konsolosluğu'ndan alınmadığı gerekçesi ile sınırdan geri çevrilmemesidir.

.......

Bu listeyi uzatmak çok kolay. Bırakın büyük devlet olmayı, devlet bile olmadığımız konusunda her gün o kadar çok örnek yaşıyoruz ki. Daha Van'ı, Kocaeli'ni, Yalova'yı, Samsun'daki seli, Muaveneti, batırılan gemimizi, denizaltımızı, HES inşaatında ölenlerimizi, yakılan ormanlarımızı, İstanbul'da şantiye çadırında yananları, şu anda Köprü trafiğinde olanları, ürettiği patatesi para etmediği için tarlasından toplamayanları, İDO'da vatandaşa atılan kazıkları, zekat ve fitrelerin Fenerler vasıtasıyla iç edilmesini, bu devleti tanımıyorum diyen milletvekilinin aylık 23.000 TL'lik cep faturasının benim vergilerimden ödenmesini  yazmadım bile.

- Bir büyük devlet olma anısı:

Günlerden birgün İtalyan Büyükelçisi Atatürk ile görüşmek ister ve huzura kabul edilir.Görüşme esnasında O zamanın muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra, büyükelçi:
- Ekselans, dün Roma ile yapmış olduğum bir görüşmede hükümetimizin Hatay'ı almak istediği kararını size iletmem söylendi, der.
Odada buz gibi bir hava eser. Ata, büyükelçiye bir şeyler daha ikram eder ve iki dakikalığına odadan ayrılır. Döndüğünde ayağında çizmeleri, üzerinde mareşal üniforması, belinde tabancası vardır. Doğruca masasına gider, manyetolu telefondan Mareşal Fevzi Çakmak'ın bağlanmasını ister ve Çakmak'a:
" Paşa, İtalyan dostlarımız Hatay'a gelmek istiyorlarmış. Hazır mıyız?
Fevzi Çakmak durmu anlar ve:
- Biz hazırız Paşam. diye yanıtlar...
Ata büyükelçiye döner ve:
- Biz hazırmışız. Hükümetinize söyleyin, buyursunlar, der.

- Gördüğünüz gibi dostlar zor iş devlet olabilmek, zor iş. Biz şimdi Sayın Genel Kurmay Başkanımıza inanıp bekleyelim. Beklerken de yukarıda örneklerini saymaya çalıştığım büyük devlet davranışlarını izlemeye devam edelim. E ne de olsa durmak yok...

Sağlıkla kalın,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 159
Toplam yorum
: 288
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1270
Kayıt tarihi
: 19.06.12
 
 

1963 yılında Balıkesir'in şirin ilçesi Erdek'te doğdum. Yüksek lisans eğitimimi Dokuz Eylül Ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster