Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Aralık '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
508
 

Büyük Grup Kimliği

Büyük Grup Kimliği
 

Gruplar


On binlerce, yüz binlerce, milyonlarca kişinin yaşamları boyunca birbirlerini hiç göremeyecekleri halde, çocukluktan başlamak üzere, o topluluğun dilini, dinini, yemek türünü, ninnilerini, danslarını kültürel sembollerini, geleneklerini, düşmanlarını ve bazı tarihi olaylarını mitolojileşmiş imgelerini, duygusal olarak paylaşımları ve bahsedilen bu özelliklerden aynı olduklarını hissetmeleri ile oluşan soyut kavrama, “büyük grup kimliği” denmektedir. Bu tanımın sahibi ise Kıbrıs Türkü psikanalist, Nobel Barış Ödülüne aday gösterilen, Mary Sigourney Psikanaliz Ödülü’nün sahibi Prof. Dr. Vamık Volkan’dır.

Vamık Volkan yaptığı analiz ile; “Herkesin biyolojiye bağlı, genetik bir kimlik temelinin olduğunu ama çocuğun bireysel ve büyük grup kimliğinin doğduğunda henüz olmadığını, çocuğun yansız olduğunu ve kendini bir gruba ait hissetmediğini söyler. Çocuğun süt içmesi, mama ve yemek yemesi, su içmesi onun vücudunu fiziksel olarak geliştirir. Buna paralel olarak çocuğun; anne, baba ve kardeş, akraba, komşu ve öğretmenleri ile kurduğu ilişkileri de “yemesi” de onun psikolojik bir kimlik geliştirmesi için gereklidir, der. Çocukluktaki ilişkilerimizi, duygularımızı, sevilmelerimizi, travmalarımızın nasıl içselleştireceğimizi, kişisel kimliğimizin temelinde yer aldığını, örneğin İstanbul’da Rum ailede doğan bir çocuğun, Yunanca dili ile vaftiz edildiğini, daha çevresindeki dünyayı aklıyla anlamaya başlamadan önce ailesinin ona, İstanbul’da doğan bir Türk çocuğuna hiç verilmeyecek bir “yemek” yedirmiş olduğunu, önce yansız olan ve gruba ait olduğunu hissetmeyen çocuğun istese de istemese de yansız olma durumu değişir, kendini bir gruba ait hisseder.

Çocuklar önce anne, baba ve akrabalarla daha sonra öğretmenler ve çevresindeki diğer kişilerle özdeşim kurarak, bilmeden kendi kişisel kimliklerinin çekirdeğini bir büyük grup kimliği ile kaynaştırırlar. Çocuk yine düşünmeden, her toplumun kendine ait sembolleri olduğundan kendi büyük grubuna ait olan dili, gelenekleri ve sembolleri “öteki” büyük gruba ait olanlardan ayırır.

Ülkemizde başlıca iki büyük grup kimliği krizi vardır. İlk kimlik sorunu; son birkaç on yıldır Türkiye’nin Ulusal önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve Atatürkçülerin algıladığı ve geliştirdikleri “Türklük” kavramını değiştirmeye yeltenen ve içine dini unsurlar sokmaya çalışan, zorlayan bir düşünce karşılık gelmektedir.

İkinci büyük grup sorunu ise 1984’ten beridir yaşanan terörist eylemleri ile karşılığında on binlerce Türk ve Kürt’ün hayatını kaybetmiş olmasıdır. Şu an Türkiye’de birçoğu barıştan yana olan milyonlarca Kürt kökenli vatandaş ile Ulusun asli kurucusu Türkler de yaşanan, tekrarlanan trajik olaylar yüzünden etnik kökenli soruna her gün maruz kaldıklarından, hayatlarının her günü etnik kimliklerinin farkındalığını yaşamaktadırlar.

Genel anlamda büyük grup kimliğine sahip insanlar, kendisini düşman olarak gördüğü diğer grubun saldırısına uğrayıp mağdur olmuş, utanç ve aşağılanma yaşamışlardır. Yaşadıkları bu travmanın ortak olması nedeniyle de ortak kimliklerinden oluşan geniş gruba yönelik bağlılıkları ve karşıt gruba karşı duydukları öfke artmıştır.

Vamık Volkan, büyük grup kimlik tanımını şöyle açıklamaktadır; “Çok büyük bir çadırı hayal ediniz ve bu çadırın altına binlerce veya milyonlarca insan koyunuz. Çadırın altındaki herkes ayrı ayrı elbiseler giymektedirler (kişisel kimlik). Ayrıca bu insanlar küçük gruplar kurmuşlardır: Biz Fenerbahçeliyiz, siz Beşiktaşlı; biz doktoruz siz yazarlar; bizim akrabamızın adı budur, sizin akrabanızın adı şudur. Fakat herkes, politik lider de dahil olmak üzere, büyük dev gibi çadırın altında yaşamaktadır.

Çadırın altındaki herkes çadırın bezini ikinci ve paylaşılan bir elbise olarak giymektedir. Çadırın bezi büyük grup kimliğini temsil eder. Her büyük grubun çadırının bezi üzerine tarihi, geleneksel, kültürel semboller dokunmuştur. Böylece her büyük grubun kimliği, bazı şeyleri yabancı gruplarla paylaşsalar bile, özellikler taşımaktadır. Büyük çadırın bezindeki sembollerin niteliklerine göre bazı büyük grup kimliğinde milliyetçilik, başka büyük grup kimliğinde dini inançlara veya bazı ideolojilere göre bir araya gelmek ağır basar. Tarih boyunca şu veya bu yatırım büyük grup kimliklerinde ağır basmıştır. Bu beklenen ve doğal bir şeydir. Milliyetçilik veya dincilik ne iyidir ne de kötü bir şeydir. Topluma yardım için de kullanılır, toplumun başına bela olmak için de kullanılır.”

İnsanlık tarihinden beri gruplaşıyoruz. Başlangıçta gruplar, gıda bulmak, cinsel ihtiyaçlarını gidermek, kendi ırklarının devamını sağlamak için ritüeller geliştirerek birbirleri ile çatıştılar. İnsan aklı geliştikçe bu çatışmalar devam etti. İnsanlar, daha üstün olma, daha güçlü olma, daha zengin olma, daha akıllı olma, daha sevilen olma ve en sonunda “benim büyük grup kimliğim senin büyük grup kimliğinden daha iyidir“ duygusunu korumak için çatışmalara devam ettiler ve edeceklerdir. Gelişen teknoloji, “ötekileri nasıl daha kolay öldürürüz” düşüncesi için kullanılmaktadır.

“Büyük grup kimlik”tanımından yararlanılarak, politik psikoloji ve psikanalizin ulusal ve uluslararası düzeyde çatışmaları anlamada kullanılabileceği ve barış getirilebileceği iddia edilmekte;

Sizi bilmem ama bana bu iddianın uygulanması zor hatta imkansız gibi gelmektedir.

Nizamettin BİBER

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ülkemiz de bu büyük grup kimliğine çok iyi bir örnek...

Kerim Korkut 
 04.01.2017 0:17
Cevap :
Örnekler; olguları anlatan, açıklayan en iyi yardımcılardır, tek başlarına ise kanıt sayılmazlar.   04.01.2017 14:24
 

Değerli kardeşim, bu çok önemli bilgileri okumak, ufkumuza daha da geniş ufuklar açıyor olması ne büyük mutluluk. Sevgilerimle esenlikler diliyorum.

Şahin ÖZŞAHİN 
 25.12.2016 20:14
Cevap :
Sevgili Şahin hocam, ne mutluyum ki sizin gibi çok değerli insanlar blog yazılarımı okuyor ve yorumluyor, çok teşekkür ederim, sevgi ile selamlarım.   25.12.2016 22:47
 

Sevgili kardeşim bu kadar karmaşa yaşayan bir ülke bilimsel önerilere kulak verir mi vermez herhalde Bizim ta baştan başlayarak bir kere düşünmeye başlamamız lazım ve nedir nedendir olup bitenler sorusunu kendimize sormamız lazım ki ondan sonra bu bilimsel işleyiş yaşam bulsun bizlerde... Seni çok seviyorum canım kardeşim... Aklın ve bilimin esenliğinde huzurlu günlere...

Halil Güven (Sökeli) 
 25.12.2016 11:42
Cevap :
. Çok sevgili Egenin gerçek efesi Halil abim, belki de senin dediğin gibi bu karmaşadan sonra çok zedelenmeden bir dip yapıp akıl, bilim ve feni rehber edinip, bilimsel yöntemler kullanarak sorunlarımızı tespit etmeli, sonrasında çözmeliyiz, bilimin ve aklın ışığı tek çıkış yolumuzdur, karşılık duyduğumuz bu samimi ilginin devam etmesini diliyorum, çok teşekkür ediyorum, sağlıcakla mutlulukla kal abim.  25.12.2016 22:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 822
Toplam yorum
: 3587
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 2528
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster