Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Eylül '10

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
2916
 

Büyük Taarruz'un türk tarihindeki önemi (toplumsal)

Büyük Taarruz'un türk tarihindeki önemi (toplumsal)
 

Atatürk İzmir kıyılarında ufku tararken...resim:Google


Çifte bayramın kutlu olsun İzmir...

Türk milletinin bir zümrüdü anka(simurg) kuşu gibi küllerinden yeniden doğmasını sağlayan Büyük Taarruz’un; tarihimizdeki önemi salt askerî değil, tolumsal ve siyasal yönden değişimlere de büyük etkisi olmuş, yeni Türk Devleti’nin Dünyada saygın bir yer edinmesine yol açmıştır.

1-Toplumsal yönden:

-Tarihi zengin ve soylu olan Türk Ulusu birçok nedenlerle, çöküntü dönemine girdikten sonra maneviyatı bozulmuş, girişilen savaşların yenilgileriyle büsbütün yorgun ve bitkin düşmüş, kendine güveni sarsılmıştı.

Türklerin 150 yıldır çektiği ıstırabı Falih Rıfkı (Atay)n’ın kaleminden aktaralım: “Tuna ortalarında Rus ve Nemse(Avusturya) ordularına yenildiğimiz zamandan beri her istilânın peşinden yangın, öldürme ve göç geldi. Eski saltanat serhatlarıyla Meriç ve Çatalca arasında yanan Türk köylerinin hesabını kim biliyor, satırdan geçen Türk kurbanların sayısı kimin hatırındadır?

Şimdi ben, İzmir’in arasıra ölü kokuları esen bir köşesinde şu satırları yazdığım esnada, Makedonya ve Balkan Türkleri yine cinayetle boğuşuyor. Boğuşuyor sözü iftiradır, her Türk bu uşak milletlere sırasıyla hürriyetini, malını, toprağını, ocağını ve nihayet canını vermeğe mahkûmdur. Vaktiyle ülkeler gibi çiftliklerde ömür süren beyzadeler, şimdi ana toprağın havasından solumak hakkına bile sahip değildirler. Dünyada hangi facia, Avrupa Türklerinin macerası kadar uzun ve acıklı olmuştur? Bütün bir asır, o büyük Türk vatanının yangın alevleriyle aydınlık ve kökleri toprağın yedi kat dibinden sökülen Türk unsurunun lânet ve imdat sesleriyle doludur.”(1)

“Yeryüzünde her milletin hakları, hakikatleri, yurdu ve tanrısı vardı. Yalnız Türk milleti haksız, hakikatsiz, yurtsuz ve Tanrısızdı. Tıpkı büyük perseküsyon devirlerindeki Beni-İsrail gibiydik. Gökten inecek Mesih’i bekliyorduk ve iki asır hasretiyle yandığımız millî kahraman, halâ bir türlü görünmüyordu.”(2) diyen Yakup Kadri çok beklemeyecekti.

Çanakkale’de ortaya çıkan, ama yöneticiler tarafından kasıtlı olarak pasif bırakılan General Mustafa Kemal, 1919 Mayıs’ında tekrar ortaya çıkacaktı. Türk Ulusunun tarihî karakterinde, güvendiği başlara bağlanmak ve üstün yetenekli önderlerin ardından giderek büyük başarı ve zaferler ulaşma niteliğini sezen(3) ve mayasına güvenen Mustafa Kemal Paşa zafer yollarını açtı…Türk Ulusunun bu yeteneğini bir daha kanıtlayan Başkumandan, 10 Eylül’de İzmir kıyılarında Ege ufuklarına bakarak; “Bir rüya görmüş gibiyim!”(4) der. Sonu güneşli bir sabaha açılan, fakat inişleri, çıkışları, çileleri, varışları ile nefes kesici, baş döndürücü korkulu bir rüya… Samsun’a ayak bastığı zaman kendisine ve yanındakilere bir hayal kadar dumanlı ve uzak görünen İzmir’dedir artık… Gerçekten bir rüya görmüş gibidir.

-Öldü sanılan Türk Ulusu azim ve inancıyla bu düşünceyi yıkarken, ulusal birlik ve beraberliğini sağladığı gibi kendine özgüveni de arttı. Yapılan bir dizi yenilikle yepyeni bir toplum yaratılırken, Batı’ya karşı şu kanıtlanmak istenmiştir: Herhangi bir ileri ve medenî Avrupa toplumuyla eşit olduğunu… Ve bu eşitliğini toplum hayatının hemen her alanında kanıtladı(5), hatta yer yer geçti.


-Zafer bütün yurtta coşkuyla kutlanıp, Ayasofya Camii’nde şehitlerin ruhuna mevlüd okutturulurken; Ali Kemal Peyam-ı Sabah’taki başyazısında zehirini kusmaktan vazgeçmiyordu: “…Üç seneden beri Anadolu’yu al kana boyayan bu mücadelelerimizden hiçbir zaman mülken, fiilen bir fayda göreceğimizden emin değiliz(!)”(6)

-Anadolu’yu 3, 5 yıldır saran karabasan bitmiş gibiydi. Sanki bir kasırga kopmuş, İç Anadolu’dan Ege kıyılarına kadar her yeri kasıp, kavurmuştu. Tarlalar yanmış, evler yıkılmış, insanlar tecavüze uğramış ve öldürülmüştü. Bu yüzden kurtuluş coşkusu buruk, gözler yaşlı idi. Ama düşman “vatanın harimi ismetinde” boğulduğu gibi, Türk Ulusu şafağın ötesindeki görkemli aydınlığa yüzünü çevirmişti…

*Kaynaklar

1-H.Edip-Y.Kadri-F.Rıfkı-M.Asım:İzmir’den Bursa’ya, İstanbul-1974

2-Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Atatürk, İstanbul-1983

3-ATATÜRK . GKATSEB.yayını, Ankara-1980

4-Şevket Süreyya Aydemir : Tek Adam 3, İstanbul-1981

5-Karaosmanoğlu: a.e,

6-Utkan Kocatürk: Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Kronolojisi,

Ankara-1988

-www.aytendirier.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Büyük taarruz Türk'ün milli ruhu'nun şahlanması ile elde edilmiş kesin zaferdir. www.depremerkenuyari.com

Hüsamettin SENER 
 13.09.2010 20:22
Cevap :
Haklısınız. O millî ruhtan yoksun olanlar, değerini anlamadıklarından önemsemezler. Teşekkür eder, esenlikler dilerim.  14.09.2010 0:23
 

Son soruma cevap vermediniz. Merak ettim. Selamlar

Muzaffer Cellek 
 12.09.2010 21:57
Cevap :
Merhaba, sizden soru almadım... Sorunuz neydi? İyi günler, esenlikler dilerim.  13.09.2010 1:00
 

İşte. Hakiki bir menkıbe. Destan içinde destan. Kimsenin böyle bir destanı yoktur. Kıymetini iyi bilelim. Yobazlaşmağa paydos. Bölünmeğe paydos. Yoksa, onların o kuyruk acısı hep vardır. Su uyur düşman uyumaz. Aman ha, sakın ha. Beraberlik bozulmasın. O şartlarla her şeyi fethetmişiz. Şimdi daha güçlüyüz. Bu yazı, bence, Milliyet.com.tr' de uzun müddet EGE sütunlarında kalmalı. Biraz da oradan Dünyaya açılsın. O EGE'nin malı bir yazıdır. Bakıyorum da, Ege sayfasından bir gidiyor, bir geliyor. İnternette yer meselesi onların takdiridir, karışamayz. Ama, ortada gün gibi bir hakikat var. Sizin gibi tarihi vak'aları bu şekilde yazan blogcu, Bloğumuzda yok. Neden Ege' sayfasından sık sık taşınıyor yazınız. Çok merak ettim. O sayfa, bu sıralar stajyer sayfa sekreterlerinin elinde mi? Bilemiyoruz tabi. Selam ve saygı ile.

Muzaffer Cellek 
 12.09.2010 9:26
Cevap :
Değerbilir yorumunuz için teşekkür ederim. Sayfa kimin denetiminde bilemeyeceğim, ama Türk kelimesinin iki kez küçük harfe dönüştürülmesi, sayfanın kimin denetiminde olduğu konusunda düşündürdü. Unutulmasın ki, burası MİLLİYET! Milletin keyif veren yazılara ihtiyacı olabilir, ama bu konuların magazin kadar dikkate alınmaması üzücü… Neden derseniz kafadan atılan, yalan dolan konular medyayı işgal ederken, belgelere dayalı doğruların önemsenmemesi, gündeme gelmemesi üzücü… Ama milletim eninde sonunda doğrulara ulaşıyor. Başta önemsenmeyen konular daha sonra çok okunuyor. Öyle olmasa bir dakika durmazdım. Şu ana kadar hiçbir yazımın önerilmemesi, sadece teknik donanımlı kişilerin görevlendirildiğinin işareti. Teşekkür eder, esenlikler dilerim. Doğrucu kaleminiz daim olsun.  15.09.2010 19:25
 

Ayten hanım merhaba, ellerinize sağlık, bu vatanın kimlerle ve hangi koşullarda mücadele edilerek kazanıldığını unutmamak ve unutturmamak gerekir ki; o gün alamadıklarını almak için her türlü "sinsi" oyuna başvuranların oyunlarına gelmeyelim!..Saygılar, selamlar.

Ali Özdemir 
 09.09.2010 23:36
Cevap :
Teşekkür ederim Ali Bey... Keşke sizin gibi düşünenler çoğalsa... Yazıya bir magazin yazısı kadar bile değer verilmiyor. Esenlik dolu nice bayramlara erişmeniz dileğiyle...  11.09.2010 18:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 214
Toplam yorum
: 1200
Toplam mesaj
: 138
Ort. okunma sayısı
: 5107
Kayıt tarihi
: 03.08.08
 
 

Emekli eğitimci, araştırmacı yazar, şairim. Ülkemin cennet ile cehennemi bir arada yaşadığı bir zama..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster