Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '15

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
5282
 

Büyük Türkiye, Kürdistan bölgesi ve geleceği

Büyük Türkiye, Kürdistan bölgesi ve geleceği
 

YENİ HARİTA

Resimde görmüş olduğunuz harita, bugünün Ortadoğu devletleri ile kurulması düşünülen Kürdistan özerk yönetiminin sınırlarının birleştirilmiş halidir. Haritanın ortasından geçen kırmızı çizgi ise Kürdistan özerk bölgesinin sınır çizgisidir.

Haritaya yekpare olarak bakıldığında son derece iç açıcı bir görüntü insanın içini ısıtmaktadır. Zira Türk toprakları genişlemiştir. Uzaktan bakınca olay budur. Ancak haritaya azıcık içeriden bakınca ortada iki büyük eyaletten oluşan iki devletçikli bir yapı olduğu görülmektedir.

Bu yapının adı da bilindiği gibi federasyon gibi görünmektedir. Ancak sizin özerk bölgeniz kendi kafasına hareket etmeye başlarsa bu iki devletli konfederasyon olur.

Daha da kontrolden çıkarsa buna bölünme denir. Bir başka ifadeyle Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak olarak adlandırılabilir bu durum.

ANLAMI

Amerika'nın yıllar önce önerdiği ve yüz yıllık Wilson planının hayata geçirilmesi anlamına gelen bu plan ne anlama geliyor? Evet, teknik olarak Türkiye Musul ve Kerkük'e yeniden kavuşuyor. Hızlı trenlerimizle vesairemizle yeniden oralara gideceğiz. Peki Osmanlı'nın da yuttuğu bu özerklik hapını yutmak bize iyi gelecek mi?

Bilindiği üzere Osmanlı'dan özerkliğini alan hiçbir devlet bağımsız olmadan kalmadı. Şimdiyse biz Kürtlere yüz yıldır kurdurulmak istenen Kürdistan devletini kurmak için son aşamaya geldik. İyi mi ediyoruz acaba?

Haritaya bakarsanız Kürdistan'ın Türkiye'ye bağlı özerk bir bölge olması için öncelikle biz güneydoğu bölgemizi kendi elimizle özerkleştiriyoruz. Sonra Irak, Suriye, İran, Nahcivan ve Ermenistan'dan bir takım toprakları da alıyoruz ve iki bölgeli federatif devletimizi kuruyoruz.

Diyebilirsiniz ki haydi her şey tamam da İran'dan Tebriz'i nasıl alacağız, oha! İşte o noktada Amerika ve İsrail elini taşın altına koyacak gibi görünmektedir. Amerika bir bahaneyle İran'a büyük bir operasyon düzenlerse ülkede bir süreliğine güvenlik zaafiyeti doğar.

Sonra da Kürtler tıpkı Suriye'de yaptıkları gibi karmaşadan faydalanıp bölgeyi kendi toprakları ilan ediverirler. Sonra da Türkiye'ye bağlanmak istiyoruz derlerse o toprağı bir daha kimse geri alamaz.

Ermenistan'ı saymıyorum bile. Amerika'nın höt demesi Ermenistan'ın susmasına yeter de artar bile. Bombalamaya bile tenezzül edeceklerini sanmıyorum. Birkaç ciddi tehdit onlara yetecektir.

İşte size devlet nasıl kurulur sorusunun cevabı... Ancak işlerin bu kadar romantik olmasının kime ne faydası var buna bakmak lazım.

KİME NE FAYDASI VAR?

Evvela İsrail'in güvenliği müthiş derecede sağlama alınır. Eyvallah diyebilirsiniz. Bu konuda uyuşmak sorun değil (Tabi İsrail Kürtleri önce ayaklandırıp, sonra yok ederek tüm Kürdistan'ı vaad edilmiş toprak diyerek kendi sınırlarına dahil etmezse...)

Sonra petrol ve enerji hatlarının tamamı kontrol altına alınmış olur. Ayrıca Hürmüz boğazı artık bir tehlike olmaktan tamamen çıkar. Rusya'nın bölgeden temizlenmesi anlamına geldiğini de söylemek mümkündür.

Peki bu kadar büyük toprağı, enerji hatlarını bizim kaderimize terk ederler mi? Huzur verirler mi? Bir yerde petrol varsa kan da akacak demektir. Türkler de Kürtler de kimsenin umurunda değil. Bunu azıcık düşünen herkes bulabilir.

Haydi petrol konusunu geçtik diyelim. Peki ya haritanın gizemli ve anlaşılmaz yapısına ne demek lazım? Bu haritaya dikkatli bakarsanız bizim toprağımız (!) olan Kürdistan eyaletimizin sınırları Azerbaycan'a dayanmaktadır.

O halde madem soydaşız, sınırdaşız neden onlarla da birleşmiyoruz? Yoksa oradaki enerji hattının Türkiye'ye dahil edilmesi ve Türklerin soydaşlarıyla bir araya gelmesinde bir sıkıntı mı var?

Son olarak haritanın bir diğer handikapına değinelim. Türkiye bölgedeki tüm kanserojen bölgeleri himayesine almaktadır. Arapların bir kaşık suda boğmak istedikleri Kürtler, Suriye'deki Hıristiyan azınlıklar, İran'daki Türkmen ve Irak'taki Şii bölgelerinin tamamını himayemize almaktayız. ve bir de Ermeniler elbette... Aslına bakılırsa Ortadoğu'da çatışmaya sebep olan ve farklı bölgelerdeki tüm unsurları tek bayrak altında toplayarak sınırlarımıza katıyoruz.

Yani ayrı ayrı beş devletin başını ağrıtan tüm sorunları emiyor ve kendi bünyemizde topluyoruz. Bu şartlar altında Türkiye ya bu hücreleri onaracak ve bünyeye dahil edecek, ya da göz göre göre kanserden ölecektir.

Mesele tüm bu enerji hatları babaların boğazına mı girecek yoksa bizim gözümüze mi? Bunu çözebilirsek her sorunu çözebiliriz. Elbette tarihten de ders almayı ihmal etmemeliyiz. Allah sonumuzu hayrede...

gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 404
Toplam yorum
: 165
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 3364
Kayıt tarihi
: 05.06.10
 
 

Jack Amca, düşünsel dünyasındaki gelişmeleri dışa vurmak niyetiyle başladığı yazı yazma sevdasına..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster