Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ağustos '12

 
Kategori
Günübirlik Turlar
Okunma Sayısı
542
 

Büyükada'nın iki Beygir gücündeki Faytonları

Büyükada'nın iki Beygir gücündeki Faytonları
 

Faytonla gezi mi, hayvanlara eziyet mi???


26.08.2012 Tarihinde günü birlik gezilerle İstanbul turu ve Büykada gezisi yapmak istedik...

İstanbul Boğaz gezisini anlatmak istemiyorum çünkü, bildiğiniz turistik amaçlı gezilerden biriydi ve güzeldi.

Sonra tur teknesi bizi Büyükada'ya saat 14.00 gibi bıraktı. Saat 17.00'ye kadar adada dolaşabileceğimizi söylediler.

E bir hevesle adaya ayak attık ki Aman Allahım! Pazar günü olduğu için herhalde, yoğun bir Türk- Arap kalabalığı.. Bu kadar çok Arap turistin adaya geliyor olmasına sevindim ülkem adına ama, gerçekten sıcak havanın yanında o kalabalık, insanı çabucak bunalıma sürüklüyor inanın...

Neyse... Yemeklerimizi yemeyi başardıktan sonra klasik  "Fayton Gezisi" moduna girdik ve dolayısıyla da o kalabalığın düşündüğü de aynı olduğu için, uzun mu uzun bir Fayton sırasında bulduk kendimizi.. Güneş yukardan, insanlar aşağıdan meydanı ısıttıkça nemin ağırlığı da üstünüze çöküyor ve yapış yapış bir ortamda sırada bekliyorsunuzu bir hayal edin...

Yaklaşık 45 dakika kadar bekledikten sonra biri beyaz biri kahverengi renklere yakın iki atın çektiği 10 numaralı bir Faytona binebildik.

Fena değil, rahat koltuklara ailemle kurulduk ve Fayton hareket etti. Kalabalığın ve herhalde binlerce bisikletlinin arasından bayır yukarıya doğru "Küçük Tur" umuzu atmaya başladık... İlk virajları dönüp de dikine tırmanmaya başlayınca bizim iki beygirlik motorda bazı sorunlar olduğunu farkettik... Atlar bayıra vurunca tamamen yavaşlıyor, neredeyse adım adım yürüyorlardı.. Açıkçası daha o ilk yavaşlamada "biz bu atlara ne yapıyoruz" der gibi birbirimize baktığımızı gördüm ailemin fertlerinin...

Biraz daha gittikten sonra atlar iyice yavaşlayıp durdu... Öndeki adamın yandan geçmekte olan diğer Fayton elemanına "atların nefes alacak zamanı yok, çatlayacaklar.. Güya saat onbeşte mesaimiz bitecekti." dediğini işittik. Şimdi bizi çeken atlara dönüp daha bir dikkatle izledik onları... Atları arka ayaklarını sırtına yakın yerlerinde kayışların yıprattığı ve yara yaptığı bir kısım gördüm... Hayvanlar çok da besili görünmüyordu... Bunun üzerine gelip geçen Faytonlara dikkat ettim... Hayvanların bir kısmı gerçekten besili ve sağlıklıydı ama zayıf, kemikleri sayılabilenler de olduğunu üzüntüyle farkettik. Neyse tepede bir küçük pazar yerine çıktık... Sürücü "on dakika atlar dinlenecek, bu arada gezip alışveriş yapabilirsiniz" dedi.

Gezdik döndük ama aklım atlarımızdaydı. Beyaz olan at, kahverenginin yanaklarını kokluyor, başını sürtüyor, sanki ona güç vermek istiyordu. Bunun nedenini anlamak kolaydı çünkü, yaklaşık yirmi dakika geçmesine rağmen kahverengi at hızla nefes alıp vermeye devam ediyordu. Çok yoğun olduğu görünüyordu, ayağının birini de yorgunluktan kaldırmış, dinlendiriyordu.

Sürücüyü beklerken ailemle bu olayın üzüntüsünü de yaşadık...

Dönüş yolunda daha çok aşağıya doğru yol aldığımızı görünce biraz sevindik, hayvanlar daha rahatlar diye...

Bir süre sonra bayır tırmanmaya başladık ki, yolun kapanmış olduğunu gördük.. Faytonun biri sağa yanaşmıştı... O Faytonun atlarından kır renkli olanı yere uzanmıştı.. Bizim sürücü diğer sürücüye sesledi hemen "aman bekleyin geliyorum,hayvana ellemeyin"

Biz de indik Faytondan... Yere uzanmış atın başına soğuk sular döküyorlar, hayvanı ayağa kaldırmaya uğraşıyorlardı... Çocuklarla birlikte bu duruma o kadar üzüldük ki, iki damla yaşın gelip göz pınarlarıma yerleştiğini farkettim. Bizim sürücü hayvanın nasıl kaldırılacağını biliyormuş, bir şeyler yapıp hayvanı biraz ittiler ve yerden kalktı.. Faytonun yolcuları ve çevredeki herkes sevindi... Sağdan soldan getirdikleri sularla hayvanı iyice serinlettiler.. Yanındaki partneri diğer at, tüm bu olaylar esnasında hiç kıpırdamadan arkadaşının probleminin giderilmesini bekliyordu... O zaman atların asilliğine bir kere daha kanaat getirdim.

Hayvan ayağa kalkıp fayton yola koyulduğunda bizim sürücü öndeki problemli faytonun ihtiyar sürücüsüne bağırarak "hayvanları zorlama, hızlı sürme" diye uyarılar yapıyordu.

Sonuçta... İlk bindiğimiz yere geri döndük ama...

Adadaki Fayton gezisinin insanlar için bir eğlence olabileceğini ama atlara yapılan eziyet düşünüldüğünde de bu gezinin bir eğlence değil, atlara yapılan bir işkence olduğu sonucuna ailemle birlikte vardık...

Bir daha ada gezisi mi?

Olmaz olsun böyle bir gezi...

Gezi yapılacaksa da bu hayvanlara en az sıkıntıyı verecek bir çözüm bulunmalıdır..

Başka canlıların cefası üzerinden sefa diye birşey insanlara hiç yakışmıyor..

O kadar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 826
Kayıt tarihi
: 29.06.10
 
 

1959 Artvin Arhavi doğumluyum. İnşaat Mühendisiyim. Trabzonsporluyum. Ailesine, büyüklerine ve va..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster