Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '08

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
376
 

Büyükler çalmaz mı?

Büyükler çalmaz mı?
 

Geleceğini planlamak istiyordu çocuk aklıyla. Karınca misali yazdan kışa hazırlık yapmak, kimseye muhtaç olmadan kışın rahat etmek istiyordu yaz da olduğu gibi. Yaz mevsimini de dilediğince arkadaşlarıyla mutlu hayatından memnun bir şekilde yaşadı.

Yaşadıkları yer meyve açısından oldukça zengin sayılırdı. Üzüm, erik, armut, elma, üzüm, karadut ve daha niceleri .En çok da karadut yemeyi severdi diğer arkadaşları gibi. Çünkü hep birlikte yerlerdi, bir yarış halinde, sevgiyle. Yıllara meydan okuyan ne karakışlar geçirmiş, yılların yorgunluğunu çocuklar için hiçe sayan köy meydanının tam ortasında dimdik ayakta duran karaduttan.. Hep yeni oyunlar keşfedilirdi: bazen ağaca çıkma bir yarışa dönüşür, bazen kimin karadutun en iyisinden bulacağı yarışı başlar, bazen de kimin daha yükseğe çıkacağı. Yine de hiçbiri rakip değildi birbirine; ağaca çıkamayana yardım edilir, hiç kimsenin ağacın dibinden bakmasına razı olunmazdı.

Hele ki tüm zerafetiyle dallarından sarkan yemişler bir başka güzeldi. Buna bazı yerlerde incir de denir ama onlar yemiş derdi. Çocukluk işte. Sahiplik kavramı belki tam olarak bilinmezdi ya da kalplerinde kötülüğe yer olmadığından hepsinden alabileceklerini sanırlardı. Güzel gördükleri o yemişleri de hep birlikte yardımlaşma içinde yerlerdi. Yemenin yanında daha sonra da bu tattan mahrum kalmamak için biraz saklamak düştü akıllara. Çok güzel tarif edilmez bir duyguydu bu onlar için. Annenin bebeğine baktığı özenle bakıyorlardı yemişlerine. İyi miydi kötümüydü, hata mıydı hiç akıl erdiremediler. Çalmak mı? Onu hiç bilmiyorlardı.

Babası görmüştü o yemişleri bir gün ve onun yüzündeki ifade hiç de alışık olunan bir ifade değildi. Suçlama , bağırma, kızgınlık ve sonunda dayak gelecekti o minik bedene. “Buraya gel” diye seslendi ona. Çocuk aklına ilk gelen şeyi yapmanın rahatlığıyla ve yine hiçbir kötülük düşünmeden kaçmak geldi. Öyle de yaptı. Çocuk kaçtı baba kovaladı. Eşit olan yarışı(!) baba kazandı. Yemiş toplayıp saklamanın cezası kesildi hayatı boyunca unutulmayacak bir şekilde.

Ne yanlıştı acaba? Büyükler de yapardı aynı şeyi ve hatta babası da.. Başkalarının meyve ağaçlarından sormadan yerdi. Büyükler yapabilir çocuklar yapamaz mıydı acaba onlara suç değil miydi? Aklı çok karıştı, yanaklarından süzülen gözyaşları şahit oldu duygularına, hıçkırıklar düğüm oldu boğazında, ağlamak istemiyordu, için için çekti cezasını.

Yıllar sonra anladı başkasının malının alınmayacağını kendi mantığıyla bu olayı hatırlayarak..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 2057
Kayıt tarihi
: 05.11.07
 
 

1978 Muğla Milas doğumluyum.Öğrenim hayatım nedeniyle İzmir' de uzun yıllar yaşadım ve hala İzmir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster