Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Haziran '10

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
903
 

Büyüklere masallar serisi 1

Büyüklere masallar serisi 1
 

Çocuk filmlerini seyretmeyi hep sevmişimdir. Bu tür filmleri her seyrettiğimde kendim ve evren hakkında farkındalığım artar. Örneğin; Happy Feet’ten; farklı olmanın mükemmelliğini, Yıldız Savaşları’ndan ışığın ve karanlığın birbirine olan yakınlığını, Alice Harikalar Diyarı’ndan; Bilinçaltının zenginliğini, Thinker Bell’den; doğal yeteneklerimizin mucizesini keşfedebilirsiniz.

Bugünkü yazımda Buz parçası Henry’nin yaşamını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bakalım, Henry sizdeki neyi size anımsattıracak !!!

Bir varmış bir yokmuş; İngiltere’de bir köyde Ryan Ailesi yaşarmış. Ryan ailesinin güzel bir köy evi, ikisi kız, ikisi erkek 4 çocukları varmış. Ryan ailesi çiftçilik yaparak yaşamlarını sürdürüyorlarmış. Sevgili Buz Parçası Henry ise, Ryan Ailesinin buzdolabında yaşıyormuş. Henry genelde gülmez, eğlenmez öylece kaskatı bir halde dururmuş. Sürekli olarak bulunduğu yeri soğutma görevine odaklanırmış. Görevi dışında hiç bir şey ilgisini çekmezmiş. Buzdolabının diğer sakinleri, Henry’ninkinin aksine devamlı birbirleri ile sohbet edip, daha çok keyif almaya odaklanırlarmış. Henry, onların birlikte zaman geçirme taleplerini hep red eder, eğlenmeye ihtiyacı olmadığını söylermiş. Buzdolabına yeni gelen dostlarına ise sadece “merhaba hoş geldiniz” der, görevine devam edermiş. Zamanla işine o kadar odaklanmış ki yeni gelen dostlarının merhabalarını bile duymaz olmuş.

Aylar sonra birden kendini çok yalnız hissetmiş. Gerçekten mutlu olmadığını anlamış. Bu durum onu çok rahatsız etmiş ve eskiyi bırakıp yeniyi deneyimlemeye niyetlenmiş Ama bunun nasıl gerçekleştireceğini bilemiyormuş. Ryan aile fertlerinden birinin onu buzdolabından çıkarması dışında başka alternatifi olmadığını düşünürken, birden buzdolabının kapağı açılmış ve elinde buz koruyucu kabı ile Ryan ailesinin annesi Dolly belirmiş. Henry ”Hımm bu iyi bir fırsat olabilir. Kendimi gösterebilirsem Dolly beni buradan çıkarır ve bende dış dünyaya açılabilirim” diye düşünmüş. Dolly’nin onu seçmesi için dua etmeye başlamış. Dolly gelişi güzel buzları alıyor ve elindeki buz kabına yerleştiriyormuş. Dolly, elini uzatıp Henry’nin yakınındaki buzları alırken Henry, bulunduğu yerden dışarıya doğru fırlamış ve mutfağın bahçeye açılan kapısının önüne doğru kaymış. Ailenin küçük oğlu Aidan, Henry’i yerde görünce mutfak kapısını hafifçe araladıktan sonra “gooooolllllllll” diye bağırarak Henry’e sıkı bir tekme atmış ve onu bahçeye fırlatmış.

Henry yediği tekmeden dolayı affallamış olsa da bahçeyi görünce çok heyecanlanmış. Etrafta bir sürü renkli çiçek, kelebek ve insana benzeyen küçük canlılar yani periler uçuşuyormuş. Sırtında kırmızı siyah benekleri olan bir sürü böcek görmüş. Bunlar hem uçabiliyor hem de yerde yürüyebiliyorlarmış. Birden rengarenk bir tırtıl belirmiş. Küçük tırtıl bedenini kıvırarak ilerliyor, güneş bedenine vurdukça bedenindeki renkler daha parlak hale geliyormuş.Henry içinden, ne kadar neşeli bir bahçe burası diye düşünmüş.

Henry bir müddet sonra birden hafiflemeye başladığını hissetmiş. Yukarıya doğru baktığında güneşin tam tepesinde olduğunu farketmiş, güneş Henry‘i tamamen eritmeye başlamış. Henry’nin bildiği hiç bir yöntem soğukluğunu korumasına yeterli gelmiyormuş. Sonunda Perilerden onu gölge bir yere almalarını rica etmiş ki tam o sırada diğer perilere göre daha parlak ve büyük olan altın renkli bir peri belirmiş.

Peri;
“Henry burada ne yapıyorsun” demiş.
Henry ,
“Ben de bilemiyorum. Buzdolabında sıkılmış bir halde otururken kendimi birden bu güzel bahçede buldum ve şimdide güneş beni yok etmeye başladı. Sen kimsin? “
Peri;
Ben buradaki perilerin annesiyim Henry .
Henry;
Hımm.Rica etsem beni bahçenin en serin yerine götürebilir misin ? .
Peri, Henry’nin istediğini yerine getirerek onu güneşin en az olduğu yer olan elma ağacının gölgesine bırakmış.
Henry;
Sanırım çok bir şey farketmedi. Hala erimeye devam ediyorum
Peri;
Buraya gelmeden önce aklındaki neydi? Henry
Henry;
İşimde çok iyiyim ama bir müddet sonra farkettim ki konuşacak kimsem kalmamış. Kendimi çok mutsuz hissettim. Hayatımda biraz değişiklik olsun istedim ve sonra kendimi burada bu bahçede buldum
Peri;
Henry her zaman kendin ile ilgili arzu ve isteklerinde çok dikkatli olmalısın. Burası sihirli bir bölge, burada yaşayanların tüm isteklerini gerçekleştirme yeminimiz var bizim. Seni de duyduk ve tam istediğin gibi seni buraya güzel bahçeye çekebilmek için gerekli ayarlamaları yaptık.
Henry:
Teşekkür ederim ama ben yok olmayı dilememiştim ki !!!
Peri
Henry sence gerçekten yok mu oluyorsun
Henry
Tabii ki evet halimi görmüyor musun, gittikçe zayıflıyorum şu an gölgede olsam da bir müddet sonra eriyip gideceğim
Peri
Henry tüm bunlar olmadan önce gerçekten ne istediğini hatırlamaya çalışın
Henry
Hımm. Evet evet , yeni bir şeyleri denemek istemiştim
Peri
Aferin Henry, Çok kolay öğreniyorsun
Henry.
Tamam ama bu kolay öğrenmenin bana faydası ne olacak? Eriyip gidiyorum
Peri
Henry uzun yıllar, kendi kabuğuna çekilip sadece görevin ile ilgilendin. Kapılarını tüm evrene kapattın. Doğadaki diğer canlıların da yaptığı gibi dönüşmen ve farklı deneyimlere açılman gerekiyordu. Sen o kadar güçlüsün ki uzun yıllar Ryan Ailesinin buzdolabında kalabildin. Sence gerçekten yok mu oluyorsun şöyle bir bak etrafına ve bana söyle
Henry;
Evet öyle düşünüyorum
Peri:
Henry o kadar inatçısın ki şu an da sana olan güzellikleri farkedemiyorsun. Bak bakalım senden ayrılan parçaların nereye gidiyor?
Henry:
Bazıları toprağa sızmaya başladı, bazıları çiçeklerin yapraklarından çiceğin içine sızıyor, güneşin altındayken de buharlaştım havaya dağıldım. Offf gittikçe parçalanıyorum
Peri.
Henry şimdi beni dikkatle dinlemeni istiyorum. Buharlaşıp havaya karışanlar ile, toprak ve çicek yapraklarındaki seni hissedebiliyor musun? Bak bakalım

Henry; Derin bir nefes aldı ve içine döndü. Kendisinden ayrılan parçaları hissetmeye çalıştı. Şimdiye kadar farketmediği bir şeyler oluyordu sanki. Toprağa yayılan kısımlarının toprak içinde özgürce ilerlediğini gördü ve sonra toprağın sıcaklığında yıllarca özlediği şevkati hissedebildiğini farketti. Buharlaşıp havaya karışan kısımlarının da gökyüzündeki bulutlara ve uçan kuşlara doğru yol aldığını gördü. Dünyaya yukarıdan bakmak çok güzeldi. Özgür olmak böyle bir his olmalıydı. Çicek yapraklarının üzerinde kalan kısımlarının ise çiçeğin içinden köklerine doğru ilerleyerek evrenin besin zincirine dahil olduğunu izledi ve içinde birlik hissini hissetti. Evet şimdi evrenin her tarafına yayılmıştı. Her şeyi hissedebiliyordu. Bu yeni oluşum düşündüğü gibi korkunç değildi. Kendisi için yeni bir dünya yerine bir çok dünya yaratmıştı. Periye çok teşekkür etti. Yaptığı huysuzluklar içinde özür diledi. Elma ağacının altında yeniden doğuşunun zevkini çıkarmaya devam etti.

Evet Henry’nin hikayesi böyle. Zaman zaman sizde Henry gibi güvenli alanınızı bırakmamak adına kendinizi güzelliklere, yeniliklere kapattığınız oluyor mu? Yaşamınızda keyif alamadığınız, kendinizi mutlu hissedemediğiniz, heyecanınızı kaybettiğiniz alanlar var ise bu alanlarda kendinizi evrenin limitsiz potansiyeline açmak için kendinize izin vermeye ne dersiniz? Bu alanlarda sizi heyecanlandıracağını düşündüğünüz size keyif verecek şeyler yapın, yeniyi deneyimleyin. Ama seçtiğiniz her ne ise şu ana kadar yapmadığınız başka bir şey olsun. Öyle ki sizi çok mutlu etsin. Unutmayın hiç bir şey göründüğü gibi değildir. Ve bize olanlar hiç bir zaman tesadüf olmadı.....

Sevgiler

Sibel

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 818
Kayıt tarihi
: 27.05.10
 
 

Uzun yıllar finans sektöründe ağırlıklı iyileştirme ve geliştirme projelerinin hayata geçirilmesi üz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster