Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '06

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
753
 

Büyüklükten küçüklüğe

Büyüklükten küçüklüğe
 

Küçücük bir cenin iken ellere, ayaklara ve organlara sahip olup, o sıcacık, sadece onun olduğu ve kendini güvende hissettiği yerde dokuz ay boyunca büyümek...

Sonra doğmak... Hayata gözlerini açmak ve o güvende hissettiği yerden çıktığı için boşlukta sanıp kendini çaresizce ağlamak...

Bakışlarıyla nesnelere kocaman açıp gözlerini bakarak onları tanımaya çalışmak, en yakınındakini, ona içindeki sıvıyı aktaran,göğsünde uyutan, ninniler söyleyen varlığa yavaş yavaş bağlanmak. Onun farklı olduğunu anlamak, ona gülücükler atmak ve içgüdüsel olarak o varlığın onu hep koruyacağını düşünmek...

Ve biraz daha büyümek... artık nesnelere bakmaktan çok onlara dokunmak istemek, kendine zarar verebileceğini bilemeyerek herşeyi büyük bir merakla ellemeye, hissetmeye çalışmak.

İlk sözcüklerinin ağzından dökülmesi, ilk adım atışının, yere sağlam ve emin adımlarla basışının farkedilmesi ne müthiş bir mutluluktur kimbilir!...

İnsanları tanımaya başlaması, akrabalarını, arkadaşlarını... belki incinmesi bazen, belki de başarması, kabul etmesi bazı şeyleri ya da başkaldırması...

Daha da büyümesi... İlk kalp kıpırtısı, sanki içi içine sığmıyormuş gibi, ilk içine yolculuğu, yastığına sarılıp ağlaması ama herşeyin bir çırpıda geçmesi iz bırakarak...

Sınavlarla boğuşması, en önemlisi "hayat sınavı" birilerinin ona büyük dersler vermesi, hayat hakkında, kendi hakkında da...

Çok yorulduğunu hissetmesi, zamanın ona dar gelmesi, büyüklerin onu anlamadığını sanması ve ilk defa evini terk etme isteği.

Olgunlaşmaya doğru yelken açması, farklı şeylere ilgi duyması, ayağı yere basan ilişkiler seçmesi ve en önemlisi anne babasını anlayabilmesi, zaman zaman onları hatırlayabilmesi...

Büyümenin evreleri bunlar. Kimimiz çok çabuk büyüdüğümüzü acıların ya da hayatın bizi büyüttüğünü sanırız. Kimimiz de büyüsek de hala çocuğuzdur, lunaparka gitmek, salıncakta sallanmak, olaylara duygusal bakmak isteriz.

Yine de farkında olmadan herşeyin zamanla değiştiğini hissederiz. Kendimiz de dahil olmak üzere... Artık eski yüzümüz yoktur, eski zamanlarımız...

Küçücük bir bebekken upuzun boylu birşey olup çıkmışızdır. Küçük kalmak istediğimiz anlar da olmuştur çoğu zaman, zorlukları görmezden gelmek için.

Hayat görmezden gelinecek kadar hafif değil.

Zaman da bizden alıp götürdükleri ve bize getirdikleri kadar da uzun değil...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 69
Toplam yorum
: 91
Toplam mesaj
: 47
Ort. okunma sayısı
: 667
Kayıt tarihi
: 17.10.06
 
 

Ben 1982 İstanbul doğumluyum. Selçuk Üniversitesi Süt ve Ürünleri ve Anadolu üniversitesi Çalışma Ek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster