Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
83
 

Büyüleyici tümce

M.Ferit kotan

“Malatyalı Kadınlar” başlıklı yazımı okuyan bir dostum sordu,” o tümce hangi filozofun” diye. Duraksadım. “İnsanlık kadınların göbek bağıdır tümcesi” dedi. Kimsenin değil benim değerlendirmem. “Kadınlar anadır ana” tümcesi salonda inleyince, çocuğun ana karnındaki fizyolojik bağlantılarını düşünürken birden aklıma gelen tümce oldu. “Önemli bir vurgulama” dediğinde, o da benim filozofik yanım diye takıldım.

Dünyada yaşayan 7.5 milyar insanı analar dünyaya getirdi. Göbek bağı fizyolojik bir olgu olmasına karşın, analık duygusunun temel öğesi olduğunu söyleyebiliriz. Çocuk ana karnında bu organla gelişir. Ananın parçasıdır çocuk. O nedenle “Kuzguna yavrusu, Anka görülür “ diye bir tümce vardır. Kendisine kötülük yapsa da, gördüğünde yavrum diye sarılabilen ve sevebilen analık duygusundan başka bir duygu var mı?

Dünya kadınlarının aydınlanmasının önemi buradadır. Kadınlarla dünya daha da çağdaşlaşacak ve ülkeleri yönetenlerin, daha demokratik yöntemleri uygulamaya koymanın zorunluluğu kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Son yıllarda küreselleşen sermayenin daha çok rant hırsı, emeğin örgütlenme modellerine kısıtlamalar getirerek, sosyal devlet olgusunu zayıflattığı görülmektedir. Kadınların birey olarak toplumda öne çıkması halinde, insanlığı kucaklayan sosyal olguların yaşamda ağırlık kazanacağını düşünüyorum. Çünkü ana kucağı güvenin sıcaklığının kendisidir.

Konuşmamız sohbete dönüşünce, birden “Sen eski kulağı kesiklerdensin bu işe ne diyorsun” deyince, şaşırdım. Yanlış algıladım “Kulağı kesik” tümcesini . Başladım yaş baş sözcüklerini sıralamaya. Kahkahayla güldü,”Ben ne diyorum, sen ne anlıyorsun” diye söylenip durdu. Sorunu doğru dürüst sorar mısın kardeşim diyerek çıkıştım. “Toplumda esen barış rüzgarını kastettim “dedi.

“ Kardeşimiz demekle kardeş olunmuyor” dedim. Kardeşliğin öngörüleri değişti, köprünün altından çok su geçti. Yanlış siyasetlerle üst kimlik değeri yıpratıldı. Bağlılık duygusu yaratmıyor artık. Kasıtlı olarak bu yönde propaganda yapıldı. Amaç hasıl oldu. Duygu ve düşüncelerle bölünmeye hazır toplum haline dönüştürüldü.

“Mektuptaki birlik beraber çağrısını önemsemiyor musun?” Vallahi günlerdir konuşuluyor ama şaşkınlığım devam ediyor. Gerilla savaşı niçin yapılır? Bazen, ülkenin yönetim biçimini beğenmeyenlerin darbe yoluyla yönetime hakim olma stratejisi olarak karşımıza çıkar. Bir başka durumda ise, ülkeyi oluşturan etnik yapılardan birinin özerklik elde etmek için yaptığı savaştır. 30 yıldır ülkeyi yönetenler, etnik yapının gerilla savaşını terörist bağlamında ele alınmıştır. Oysa uluslar arası arenada gerilla savaşı olarak kabul görmüştür. Binlerce insan ölmüştür.

Mektupta açıklananlara bakılınca, bu insanlar neden öldü diye hayıflanmamak elde değil. Doğru dürüst demokratik talepte yoktur. Hayali bir Mezopotamya vurgusu ve üst değer olarak hedef gösterilen İslami bir anlayış, kıtalar ötesinde yaşayan bir cemaat liderine atıfta bulunma. Televizyonda bir yazarın “Terörist başının bu yaklaşımını hidayete mi erdi” değerlendirmesi çok ilginç saptamadır.

30 yıldır süren savaşta ölenleri düşününce, sayın yazarın saptamasının arkasında ki kuşkular, toplumda değişik değerlendirmelere yol açıyor. Ben “Dağ fare mi doğurdu “ diye kuşkuluyum. Herkes kuşku ile yaşamaktadır.

Ülke sorunlarına duyarlı halk bilir ki, Türkiye İşçi Partisi 1969 yılında etnik sorunla ilgili bildirisini yayınlamıştır. SHP, Kürt kökenli vatandaşları listesinden milletvekili yaparak meclise taşıdığında, partinin Kürt sorununa yaklaşımını ortaya koymuştur. CHP bu konuda daha ileri demokratik talepleri parti programlarına almışlardır. Kaldı ki, konu etnik ve dinsel farklılıkların demokratik talepleri ise, bunun kavgasının siyasetle yapılmasından doğal ne vardır.

Yönetimlerce terörist eylem, kendilerince gerilla savaşı olarak vurgulanan ve yaşanan bu sürecin çözümü, çok basit sosyal ve siyaset olgulara indirilmesinin şaşırtıcılığı devam ettirmektedir. Bu bir gerilla savaşı ise savaşın kuralları uygulanırdı. Devlet olayı terörist eylemi olarak değerlendirip, elinde silah olan kişilerle mücadele etmiştir. Bu strateji de başarılı olunmadığı ortada. Kucağında büyüttüğü çocuğunun dağa çıkması ve ölümlerle sonuçlanması, bölge insanında ayrışma yönünde psikolojik bir ortam oluşturmuştur.

Bugün bu ortamın sancıları yaşanırken, birden silahların bırakılması ve barış süreci ikircikli yapıyı ortaya çıkarmaktadır. Osmanlı İmparatorluğunun “Mitleri” sanayileşme süreciyle değerini yitirerek yıkılmasına neden olurken, uzay çağında aynı “Mitlerle” barış süreci ne kadar gerçekçi olabilir diye düşünülünce, kuşkular daha da artmaktadır.

Küresel sermaye orta doğunun dinsel ve etnik yapısıyla bütünleşerek, emeğin değerlerini sömürdükleri, halkların aydınlanmasına ket vurdukları açıkça ortadadır. Arap baharı denilen hareketlerinin ortaya çıkardığı gerçekler ise, aydınlanmanın çok ötesinde olduğu görülmektedir.

Bu coğrafyada, kadınlarımızın aydınlanması olmadan gerçek demokrasinin kurulamayacağı gerçeği önemsenmelidir. Kadınlarımızın aydınlanması, kitlelerin aydınlanmasını hızlandıracak ve insan olmanın erdemliliği, birlikteliğin ana değeri(Miti) olacağı düşüncesindeyim.1.04.2013 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ferit Kardeşim, yazında ele aldığın konulardaki değerlendirmelerine katılıyorum. Bununla birlikte kadılarımızın aydınlanması çok önemli, anacak aile yapımızdaki demokratik eşitsizlik ana sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizin içinde bulunduğu sorunlar, ayrışmalar hat safhada iken terörün sonlandırılması mümkün olabilir mi ? ne dersin. Selamlar. Esat ERÇELİK

Esat E 
 07.04.2013 19:36
 

Hocam, erkelrin kadınların aydınlanması, kadınların desteklenmesi konularındaki destek veren yazınıza teşekkürler... Selamlar...

rukiye orhan 
 02.04.2013 12:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 449
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1944 yılında Arapgir'de doğmuştur. İlk ve orta öğretimini Arapgir'de, lise öğrenimini Ankara Gazi Li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster