Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '09

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
1855
 

Büyümüş de küçülmüş! - The Curious Case of Benjamin Button

Büyümüş de küçülmüş! - The Curious Case of Benjamin Button
 

Bu film hakkında yazmayı planlıyordum, filmi izlerken yazmaya nasıl, hangi kelimelerle başlayacağım arka planda gezinen bir şarkı gibiydi. Ve adamakıllı bir başlangıç yapamayacağımı film bittiğinde anlamıştım zaten…

Filmin temelleri yönetmen David Fincher tarafından 2004 yılının sonlarında atılmış. Brad Pitt ve Cate Blanchett’i, Babel filminden sonra aynı karelerde görmek tüm sinemaseverleri memnun ediyor kuşkusuz. Ortaya 160 dakikalık bir şaheser çıkmış ve bu dakikaların hiçbirinde sıkılmayacak, gözlerinizi ekrandan ayıramayacaksınız. Şu an imdb.com’da 8.4 gibi yüksek bir puana sahip ve gelmiş geçmiş en beğenilen filmler listesinde ilk 100’e girmek üzere.

Filmin başlangıcı gayet sıra dışı. Yaşlı, kırışmış bir suratla dünyaya gelen bir bebek; bebeğin büyüdükçe gençleşiyor olması; kaldığı evden ilk defa dışarı çıktığında meraklı gözlerle insanları, çevreyi izleyen masum bakışları… Nasıl bir rahatsızlığının olduğunu, ölüp ölmeyeceğini bilemiyor. Küçük kız arkadaşıyla konuşurken “Tizzy ve annemi yakında öleceğimi fısıldarken duydum, ama belki ölmem.” diyor.

Sonra büyüdükçe küçülüşü, ilk kez bir kadın tarafından öpülüşü, ("Bu asla unutamayacağınız bir şeydir."), 2.Dünya Savaşı’nın düğme sektörüne katkısı ve biyolojik babasının köşeyi dönüşü. (Günlük ürettikleri düğme sayısı 40 binden, yarım milyona çıkıyor) Huzurevindeki, kendisine yedi kez yıldırım çarpan amca, denize açılış maceraları, kaptanla geçirdiği zamanlar ve Daisy ile yaşadıkları aşkın karmaşıklığı, zorluğu…

Sonu belli filmlerden, ama sonu geldiğinde neler hissedeceğinizi önceden bilemezsiniz değil mi? Siyahi annenin de dediği gibi "Neler olacağını asla bilemezsin..."

Bu arada, Daisy’nin taksi ile ilgili olan karmaşık sahnesini 30 saniye sonra anlayacaksınız, izlerken telaş yapmayın.

Filmden birkaç güzel konuşma ile yazımı noktalıyorum. Zira nasıl sonlandıracağıma da karar verememiştim. İnsanın kafasını allak bullak eden bir film diyeyim, siz beni anlayın. Türkiye’de 6 Şubat’ta vizyona giriyor. Filmi izlerken bu konuşmaların geçtiği yerlerde beni hatırlayın:

"Bizler sevdiğimiz insanları kaybetmek için dünyaya gelmişiz. Yoksa onların bizim için ne kadar değerli olduklarını nasıl anlarız."

"-Cildim buruşup sarksa da, yine beni sevecek misin?
-Sen de beni sivilcelerim çıkınca da sevecek misin?"

"Tatlım, hepimize eninde sonunda bez bağlanacak."

"Koca bir hayat yaşamış gibiyim, ama nasıl olduğunu hatırlamıyorum."

"Bana baktı ve onun benim kim olduğumu bildiğini anladım. Sonra uykuya dalıyormuşçasına gözlerini kapattı..."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1497
Kayıt tarihi
: 17.10.08
 
 

*Liberal muhafazakar, oldukça postmodernist ve meritokrat bir gezgin  *Kuleli - Galatasaray - Boğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster