Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
5356
 

Buz dansı

Buz dansı
 

Show TV’de ‘Buzda Dans’ isimli bir program yayınlanmaya başladı. Medya tarafından ünlü yapılan kişilerin katıldığı programda, buz pisti üzerinde dans yarışması yapılmaktadır. Ömründe buz üzerine çıkmayan ünlülerin, belli bir süre eğitiminden sonra yarışma başlatılmış olup her hafta televizyondan yayınlanmaktadır. Eşlerden bayan veya erkek olanın birinin ünlü bir kişi, diğer çiftin de profesyonel buz patencisi olduğu yarışmada; buz profesyonellerinin desteğiyle ünlüler buz üzerinde kaydırılmaya çalışılmaktadır.

Bazı izleyiciler veya program yapımcılarının ileri sürdüğü ‘ünlü kişilerin farklı birtakım yaşam kesitlerinin sunulduğu’ bu tip programlar, ilgi çekmektedir.

Bu tip programlarda, sporun göze hoş gelen estetik sportif görünümü, ünlülerin göze hoş gelen seksi giyimlerine, konuşmalarına veya nerede ne yaptığı pratiklerine dönüşmüştür. Normalde kitle kültürünü küçümseme sayılması gereken bu programlar, genel kitle kültürünün hoşlandığı bir konuma gelmiştir. Kendi ailesinden herhangi birini böyle pratiklerde görme tahammülü göstermeyen bireylerin, böyle pratikleri en çok izleyenlerden oluşması aslında bir çelişkidir. Bu durumu açıklamak çok zordur. Alışılan popüler kültür haline getirilen-gelen bu durum, popüler kültürün bir kesiti olarak karşımıza çıkmaktadır.

Aşk romanlarının okunmadığı ancak beyaz ve pembe dizilerin en çok izlenmesi karşısında dizi enflasyonunun yaşanmasının nedeni, yazılı kültür sahibi olmayan çoğunluğun sözlü kültür sahibi olmasındandır. Sanatsal hiçbir kaygı taşımayan programcılar, ticari güdüyle yönlendirilen büyük çoğunluk yaratmıştır.

Türkiye’de modern sanatların talibi yoktur. Bu yüzden Dünya çapında istikrarlı çok az sanatçımız çıkmıştır. (Banu Avar’ın TRT’de yayınlanan ‘İsveç’in Nobeli’ adlı programdan sonra 2006 Nobel Edebiyat ödülünden hiç bahsetmiyorum. O apayrı bir konu). Bunun nedeni, burjuva kültürünün olmamasındandır. Halk arasında aşağılanan bir deyim gibi görünen burjuva kültürü, aslında en önemli yüksek kültürdür. Halkın zaten parası yoktur. Her türlü sanat eserlerini takip edemez. Dolayısıyla sanatçının işi zordur Türkiye’de. İğneyle kuyu kazan sanatçılarımızı, ne arkadan zorlayan, iten, teşvik eden, motive eden ne de destekleyen vardır. Türkiye’de modern ve plastik sanatlarla uğraşan sanatçılarımız aslında çok zor bir işi yapmaya çalışmaktadırlar. Alıcısı olmayan bir yerde, dükkan açmak, açmaya çalışmak gerçekten zordur.

‘Buzda Dans’ isimli yarışma programıyla aynı saatte canlı yayınlanan 2007 Avrupa Artistik Buz Pateni Şampiyonası izlenme açısından tercih edilmemiştir. Polonya'nın başkenti Varşova'dan canlı olarak TRT televizyonu tarafından verilen bu Avrupa Şampiyonası, sanatın ve onun pratiklerinin anlaşılamadığı bugünkü ortamda, sporun sanat ve estetik ile birleştiği Artistik Buz Pateni spor branşı yarışmasının seyredilmeyip, yerine ünlülerin buz üzerinde kaymaya zorlandıkları programın izlenmesini sağlamıştır. Bunu, basında izlenme oranları yayınlandığı zaman öğrendik.

Popüler kültür, geniş bir nüfus tarafından paylaşıldığı için, bazen genel inançlar ve pratiklerden daha da önemli konuma gelmektedir. Amaç, buz pateni izlemek değil, buzun üzerinde kimin olduğudur? Amaç, zaten buz pateni seyretmek olsa, buzun üzerinde kim olduğu da önemli olmalıdır. Çünkü yıllarını çalışma ve emek ile yoğurmuş bir elit sporcunun buz üzerindeki mücadelesini seyretmek gerçekten önemli konuma gelmiş demektir. Ancak, popüler kültür buzun üzerine kimi çıkaracağını çok iyi bilmektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aynı SİLAH mantığıyla yaklaşırsak, basın da bazen insanları REZİL eder, bazen de VEZİR eder gibi bir benzetimde bulunmak gerekir ki, bu da fazla mı esprili olur acaba? Saygılar. Ertan KILCIGiL.

Dr. Ertan KILCIGiL 
 09.02.2007 15:41
 

Söylediklerinize katılıyorum. Zor olan doğrudur. Ama siz olaya eğitimci olarak yaklaşıyorsunuz. Sizin hedef kitleniz homojen. Verdiğiniz her bilgi ve her mesaj büyük çapta yerine ulaşıyor. İsterse ulaşmasın. Elinizde "not" gibi bir silah var. Ama bizim hedef kitlemiz genel. Yani ilkokul mezunu bile olmayan var içlerinde ve bizi okuyup dinlemekte tamamen özgürler. Yani sizin sarfettiğiniz çabanın çok daha fazlasını harcamak zorundayız eğer bir şey vermek istiyorsak. Çok bilimsel, hazmı zor bilgileri art arda sıralayamazsınız. Yoksa anında kaçırırsınız kitlenizi. Bu durumda yapacağımız iki şey var. Ya mesajı esprili bir dille vermek , ya da merak uyandırmak - Adamın köpeği ısırması örneği-Bu arada popüler programlar ak kaşık değil , hatta tüyler ürpertecek kadar kötüleri var o başka. Ayrıca eğitim bizim işimiz olmadığı gibi, o program da bir eğitim pr. değil. Sadece referans pr. olabilir. Her birimin koordineli çalışması belki en doğru olanıdır. Selamlar.

vakayinüvis 
 09.02.2007 14:32
 

Sorun tesbiti için yazdıklarınıza aynen katılıyorum. Ancak çözümde ayrı noktalardayız. Ömründe buz üzerinde KAYMAMIŞ ÜNLÜLER, buz üzerinde diye buz salonlarına mı koşacak insanlar? Bir spor adamı olarak deneyimlerim hiç de böyle demiyor. Demokrasilerde AŞAĞIDAN YUKARIYA örgütlenme en iyidir, ancak zordur. Sizin bir basın mensubu olarak demokrasinin dördüncü güç olduğundan vazgeçmeniz gibi bir sonucu nasıl savunmuyorsak, YUKARIDAN AŞAĞI örgütlenme de iyidir dememeliyiz. Zor olan en doğrudur, kolay olan ise yozlaşandır. Eğitim, ama sizin yönteminizle değil. Saygılarımla. Ertan KILCIGiL.

Dr. Ertan KILCIGiL 
 09.02.2007 11:21
 

Basının eğitimde rolü kaçınılmaz. TRT yıllardır bu şampiyonaları ve daha bir çok spor olayını yayınlıyor. Klasik müziği , kendi müziğimizi yayınlıyor. Sinemanın en seçkin örneklerini yayınlıyor. Ama kaç müşterisi var ? Halk daha kolay sindirilebilen popüler kanallara yöneliyor. Neden? Çünkü bu eğitimi almış halk yok. Okullarda böyle bir altyapı kurulmamış. Yaygın eğitimin üzerine, basın yayıncı bir şey koyabilir. Ama altyapı yoksa, yayıncının yapacağı basit formatlı programlar içine azıcık eğitimi de katmak olur- ki bu program bu dozu iyi ayarlamış- Yoksa kaçırırsınız müşterinizi. Özel kanallar da kendilerince haklı. Çünkü onlar da seyredilmek istiyor. Dediğim gibi bundan sonraki kuşakları adam gibi eğitirsek bize geldiklerinde daha doğru programlar talep edeceklerdir. Yayıncı da kaliteli ve popüler programlar yapacaktır. Saygılar...

vakayinüvis 
 08.02.2007 14:23
Cevap :
Bütün söylediklerinize aynen katılıyorum.Sorun tesbitinizle aynı noktadayım.Dediğiniz gibi 'yaygın eğitimin üzerine basın yayıncı bir şey koyabilir', ama hepsini koyamaz. Sorun; hal böyle olunca, 'o bir şey', ömründe buz üzerinde kaymamışların kaydırılmasıyla mı olur, sorusunun sizce olumlu, bence olumsuz yanıtındadır.Aynı mantıkla hareket edersek, demokrasilerde aşağıdan yukarıya örgütlenme en iyisi olmasına karşın, zor olandan vaz geçip 'yukarıdan aşağıya örgütlenme iyidir' demek gibi bir şeyi savunmanız ortaya çıkıyor ki, bir basın mensubu olmanızı göz önüne aldığımızda, demokrasinin en önemli dördüncü güç olduğundan da vaz geçiyorsunuz demektir. Zor olanı, ama her zaman doğru olanı savunmalıyız. Doğru, özel kanalların yozlaşması demek değildir. Saygılarımla. Ertan KILCIGiL.  09.02.2007 10:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 122
Toplam yorum
: 180
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 1158
Kayıt tarihi
: 11.10.06
 
 

Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğretim Üyesi. Spor Sosyolojisi, Popüler Kültü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster