Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
1405
 

Buzda çok yıldız kaydı ama dilek tutamadım!..

Buzda çok yıldız kaydı ama dilek tutamadım!..
 

Haftalardır ekranda o kadar çok yıldız(!) kaydı ki, bir dilek tutmak neden aklıma gelmedi diye hayıflanıp duruyorum bugün! Gerçi yarışma bitti ve gerçi buzdan pistte kayan yıldızlar şimdi tükendiler ama, yapımcıları eminim her biri kayarken, ayrı ayrı dilekleri tutmuştur bizim yerimize..

Ne de olsa sırf dilek tutmakla olmaz! Biraz da şanslı ve akıllı olmak lazım! Hatta bazen, şekil 1/A da görüldüğü üzere çook akıllı olup, belki de kendi şansını kendi yaratmak lazım! Kendi şansını kendi yaratıp, iş yoğunluğundan başını gökyüzüne çevirip yıldızlara bakma fırsatı bulamıyorsan, kendi yıldızını kendin kaydırmak lazım!

Belki de bu yarışmanın yapımcısı en akıllımızdı ve gökyüzünde yalnız gezip, tenha köşelerde çaktırmadan çaktırmadan hayatı kayan yıldızları görmek yerine, yeni yıldızcıkları buzda kaydırmayı tercih etti. Sırf dilek tutabilsin diye belki de!

Neticede memlekette gerçekten yıldız olmayı hak edip, hayatı kayan ve bundan da kimselerin haberi olmayan çook yıldızlar var bugün! Eskiden de vardı mesela..Kimler mi?

Cahide Sonku örneğin..Sami Hazinses örneğin..Nubar Terziyan, Aliye Rona, Cevat Kurtuluş örneğin..

Bu insanlar, sinemaların sadece beyaz perdeleri süslediği dönemlerin yıldızlarıydılar.. Ve gölgeleri o perdelere düştüğü için, yıldızların ulaşılmaz zannedildiği rüya gibi dönemlerin de gerçek yıldızlarıydılar aslında.. Ama onlar bu uğurda üç otuz paraya hayatlarını kaydırırlarken, onların kayan hayatlarına bakıp dilek tutan diğer büyük yıldızların umudu ve en büyük destekçisi oldular her zaman. Ama o günlerde dilekleri gerçekleşen yıldızlar son model arabalarını önüne çektikleri deniz manzaralı evlerinde, evdeki hizmetlileriyle pahalı yaşamlar sürerken, bu garipler otel köşelerinde, huzur evlerinde, otobüse yetişmek için yollarda koştururken can verdiler....

Çünkü onların zamanında bu kadar rezillikler yoktu! Onların zamanında pespayelik, uzun diller, doğru kurulamayan cümleler bu denli prim yapmıyorlardı.. Ve akıllı yapımcılar çıkıp da, yıldızların yıldız olmasına vesile olan bu gerçek sanatkarların ne yaptıklarıyla çok ilgilenmediklerinden de anlayabileceğimiz kadarıyla Allah’ın şanslı kullarından da sayılmazlardı hiç!

Aslında bugün de olsa farklı olmazdı ki! Bugün de hayatta olsalar, çok bir şey değişmezdi, değişemezdi ki! Edebinle yaşamaya, birikim sahibi olmaya, beyefendi ve hanımefendi olmaya çalışanlara bugün de rağbet yok ki! Hatta aksi olursan var!

Ne mutlu!

Buzda bol bol yıldızlar kaydı ve kimileri bu fırsatı iyi değerlendirip, bir minik pırıltı olarak çıktıkları pisti iyi değerlendirip, daha da bir cilaladılar kendilerini..Diğer yıldızlar kayarken güzel güzel dilekler tuttular ve gerçekleşecek zaman içinde bütün dilekleri bir bir, göreceksiniz, göreceğiz!

Başladı bile gerçekleşmeye kısmen! Fiyatları arttı, medyada gördükleri ilgi arttı.. Hatta işi daha da ileriye götürüp, dileklerini, ellerinde hazır mikrofon varken ve canlı yayın avantajı da varken, naklen iletmeye başladılar, kendileri kayarken büyük para dilekleri tutan yapımcılara..Tutmaya başladı işte, haksız mıyım?!! Eskiden seslerini, yedek seslerle parlatanlar, bugün buzun tüm ışıltısını emip, daha da bir parlar hale geldiler..

Artık hiçbir söylenti gölgeleyemez kolay kolay bu ışıltıyı..

Neyse yaa?!!

Neyse ne yaa!

Biz konuşuyoruz da n’oluyor sanki? Düşünüyoruz da ne değişiyor?

Ateş olsak cürümümüz kadar yer yakıyoruz ve atı alan bu arada Üsküdar’ı çoktan geçiyor.. Başka güzel sesleri kullanıp, yıldız olup, bir de kendileri kayarken dilek tutanlar da (rahmetli anacığımın tabiriyle) ‘’At Hasan’ın, nam Hüseyin’in’’ şeklinde ortalıklarda kasım kasım kasılıp arz-ı endam eylemeye devam ediyorlar. Daha da çook edecekler!

Böyle gelmiş, böyle gidiyordu ve böyle gitmeye de devam edecek!

Ta ki yeni yeni yıldızlar kayarken, dilek tutmayı akıl edip..Bir de bu dileğimiin gerçekleştiğini görene kadar da böyle gidecek bu!

Tutar mı dileğim acaba? Nasrettin Hoca hesabı ‘’Ya tutarsa?!’’ demek lazım değil mi?

Peki o halde! Dileyeceğim o zaman bir dahaki yarışmaya! Söz!

Ama sakın sormayın, ne dilek tuttuğumu! Söylemem!

Söylersen gerçekleşmez ki zaten!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

''Yıldızlar,düşerken bir gece/Yalvarsam,Tanrıya gizlice.. Bu bir tangonun ilk sözleri.. Buradaki yıldızın düşmesi yani kayamasının ardından eller yakarış için kalkıyor havaya..Yıldızlar...Yıldız kayması...Yakarışlar....Ne mukaddes tavırlar,edalar,kompozisyonlar...Her biri,mana yüklü...Nasrettin Hoca,kaç asır sonra,senin kayan,düşen,dizini acıtan,yüreğini burkan ''Kayan yıldızlar'' yazısını yazacağını bilmiş. (Duru görü'nün muhteşemliğne bak!'' tutmuş o lafları bu yüzden edivermiş: ''Eskiyen ay ve yıldızlar''.. Ehh,o gün,bu gün eski aylar kırpılıp yıldız yapılıyorsa,kırpık yıldızlara sonra ne oluyor?Bunu kimse ortaya atıp söylememiş! Ne mi olurmuş? Aklı başındaki yıldızlar göğe yükselirmiş,diğerleri de ''blender'' den geçerek posası çıkarılırmış..selamlar

Muzaffer Cellek 
 13.03.2007 14:23
Cevap :
:)) Ne desem ki ben sana?!! :)) O kadar şeker ve içten yorumlar yapıyorsun ki; inan bu gidişle bir gün hepini toparlayıp, alt alta koyup blog diye yazacam! Haberin olsun..  13.03.2007 18:39
 

Canım Leylacığım, Ne kadar çamura bulanırsan o kadar parlıyorsun galiba. Bu işte bir tuhaflık var... Asıl yıldız olanlar da bu çamura direnemeyip parlamaktan vaz mı geçtiler dersin? Ya da asıl aydınlık olan parıl parıl parlayıp da ortalıkta salınmayan artık galiba...Yüreğine sağlık.

Fulya 
 13.03.2007 11:01
Cevap :
Sağol canım benim..Senin de yüreğine sağlık..Katıldığın ve farkındalığın için ;)) Ben gerçek yıldızları görmek için başımı geceleri gökyüzüne çevirmeye devam edeceğim.. Şehrin ve medeniyetin sahte ışıkları yakınlarda olmadan, daha bir haşmetli parlıyorlar hala biliyor musun? :))  13.03.2007 11:18
 

Buzda kayan yıldızların dilek tutmak için yeterli olduklarını sanmıyorum Leylam. Hatta iç sıkıcı bir yarışma olarak gördüğüm için seyretmedim ; ama acı olan insanlarımızın bu tür programlara sahip çıkması ve zaten üç kuruş olan bütcelerinden pay ayırıp sms göndermesi. Belkide hayat şartlarının ambele ettiği beyinlere benliğimizi ve bizliğimizi unutturacak rant yüklü yapımlar özellilkle ortaya atılıyordur. Geçmişimizdeki eşşsiz sanatcılarımızın ruhu şad olsun, onlar hem hayat görüşleriyle hemde sanatlarıyla birer yıldızdı.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 13.03.2007 9:44
Cevap :
Sağolasın Serap'ım.. Galiba bizimkiler değil, bozumcu yapımcıların tuttukları dilekler gerçek oluyor.. Ve galiba zaten onlar en büyük yıldızlara bakarak dilek tutuyorlar ;)) Kayıp ghiden yıldızları parlatmak için bir program önerisi götürsen hiç biri ilgilenmez ama! Garip yıldızcıkları(!) parlatmak varken neden uğraşsınlar ki?.. Kal sağlıcakla canım benim..  13.03.2007 10:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 889
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2055
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1969 İstanbul'unda açmışım gözlerimi bu dünyaya... Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu, şimd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster