Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
266
 

Çaba...

Çaba...
 

Size de olur mu bilmem bazen ocağın üzerinde unutulmuş düdüklü tencere gibi hissediyorum, sebepsiz bir iç sıkıntısı, ay telefon çalacak kötü bir haber mi gelecek endişesi, boğazıma düğümlenen yumrular...

Hayata tutunabilmek için hapsolduğumuz muşamba kalitesizliği!

Çirkin, hastalıklı, kötürüm ve adaletsiz olduğunu bildiğiniz bir dünyayı güzel anlamak her geçen gün daha fazla çaba gerektiriyor.

Ocağın üzerinde patlamak üzereyken, mevsim müsaitse bahara, kırlara, denize balıklara vuruyorum.

Gökyüzü griyse ve evden dışarıya çıkmanın mümkünatı yoksa daha önce okuduğum ağzımda tat bırakmış kitaplara sarılıyor, can simidi niyetine şiirlere tutunuyorum... Sahi bir de kaliteli müzik var!

Öyle bir gündü bugün...

Attım kendimi evden, arabayı çocukluğumun geçtiği eski mahalleye bıraktım, yirmili yaşlarımı giydim üzerime, eğreti durdu ya pek önemsemedim, zaman en çok da fazla üzerinde durmamayı öğretiyor, yaşadıklarının ötesine berisine bakmıyorsun yani, kabulleniyorsun, kabullendikten gayrısı kolay!

 

Ellerim ceplerimde, yürüyorum, mavi gökyüzü, balkonlara asılmış sakız çamaşırlar, hala kapı önü sohbetleri, çekirdek kabukları, tanıdık yüzler, selamlaşmalar...

- Ali kilo almışsın Levent Ağbin gibi.

Gülüyorum.

Levent benden iki yaş küçüktü halbuki...

 

Eskiden, tanıdığım güzel bir kız bakardı bu evin penceresinden, bir afur bir tafur, kimseyi beğenmezdi sonra bir muhasebeciyle evlendiğini duyduk, muhasebeci zengin miydi bilmem!

Hazzetmediklerime benzedim şimdi hani şu kendileri mutsuz diye tüm dünyayı mutsuz zannedenler veya mutsuz olmasını isteyenler gibi!

Ne biliyorum kızın kimseyi beğenmediğini?

Beni tersledi diye!

 

Arif'i gördüm...

Bir öyküde Arif'i öldürmüştüm! Sinemada çalışan babasını çekirdekçi yapmış, tesadüfen önce Edirne'de sonra Ereğli'de karşılaşmış, balık almış, Çorlu'ya getirmiştim Arif'i, şiir okumuştu bir meyhanede, müdavimler alkış, kıyamet, Arif kendini asmıştı öykünün sonunda, hepsini uydurmuştum anlayacağınız!

Şimdi adam öyküyü okumuş olsa, neden böyle yaptın canım kardeşim diye sorsa...

O gece aklıma sen geldin diyeceğim, hepsi o...

Sarıldık, öpüştük, çok çalışıyormuş, iki tane çocuğu varmış...

Çirkin, hastalıklı, kötürüm ve adaletsiz olduğunu bildiğiniz bir dünyayı güzel anlatmak her geçen gün daha fazla çaba gerektiriyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nasıl geçmiş onca yıllar? gerçekte anlattığınız gibi yapabiliyorsanız ne mutlu size. Okurken iyi geliyor insana yazınız. Sevgiyle kalın

SAHAFÇA 
 09.05.2017 17:30
Cevap :
Gerçekte anlattığım gibi yapıyorum :) Çok teşekkür ederim ilginize, Selamlar ...  09.05.2017 22:00
 

Yaşamı tüm sorunlarına rağmen hala güzel anlatmaya çabalamak umudu yitirmemektir. Ben de bazen böyle düşünüyorum ama yazdıklarımla kalbim aynı karede değiller. Sen de benim gibi değilsindir dilerim. Slm..

Yalnıztürk 
 02.05.2017 18:13
Cevap :
Dediğim gibi Fahrettin Hocam, güzel anlamak, güzel anlatmak mesele artık! Bir de kime anlattığımız üzerine oturup düşünmemiz lazım diye düşünüyorum, öğrencilerinize selamlar :)  03.05.2017 2:06
 

Öyle iç sıkıntısı işte. Gri bulutlu. vitrinde gördüğün kızının çok istediği şeyi almak için elini cebine atıp cebindeki paraya bakıp yetmeyeceğini anlayıp, kafa sallayarak yoluna devam edip hayata sövmek gibi yani. Arif'e selam olsun.

Lavinia 
 01.05.2017 22:43
Cevap :
Kimsenin öyle sıkıntısı kalmadı artık, kapı gibi kredi kartları var babaların! Selamlar :)  09.05.2017 22:01
 

Ne kadar benzerlikler taşıyormuşuz bir bilsen. yoksa yazdıklarımızla birbirimizi mi, anlatıyoruz. Siz hangi müziği dinliyorsunuz bilmiyorum ama ben şu anda (Ernesto Cortazar) dinleyerek yazınızı okuyorum. Sevgiler.

Şahin ÖZŞAHİN 
 30.04.2017 23:34
Cevap :
Kaleme aldıklarımızla birbirimizi anlatıyor olmamamız mümkün tabi, günümüz şartlarında ve hatta yüzyıllardır, kaleme, kelimeye bulaşmış insanların iki yakası bir araya gelmemiş, düzenle inatlaşmanın, doğru bildiğini savunmanın getirdiği parasızlık, hor görülme...Sait Faik günün birinde yurt dışına çıkmaya niyetlenmiş, pasaport alacak, mesleğini sormuşlar; "yazarım" demiş, şöyle bir bakmış memur, meslek hanesine 'işsiz!' yazmış, gücenmiş bizimki yurt dışına çıkmamış hiç...Çetin Altan doğumhaneden yeni doğmuş oğlunu Ahmet'i eve getirecek, taksiye binmiş eve gelmişler taksiciye; " hiç param yok isterseniz buyurun bir kahve içelim " demiş...Orhan Veli öldüğünde cebinde 28 kuruş varmış...Benzer onlarca öykü var heybemde de...Birbirimizi, bize benzeyenleri yazacağız tabi ya yoksa politika yazmaktan kolay ne var!   01.05.2017 15:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1280
Toplam yorum
: 7730
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1095
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster