Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '18

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
83
 

Çabalamakla Zorlamak Arasındaki Denge

Çabalamakla Zorlamak Arasındaki Denge
 

Kitaplarla insanlar arasındaki benzerlik şaşırtıcı değil; insanlar yazdığına ve okuduğuna göre…

Bir kitapçıya gidersin, belki gezi, belki araştırma kitabı alıp, tatil gününü keyifle geçirecek sebep yaratmak istersin. Bir roman ya da uzun öykü de güzel olur diye şöyle bir göz gezdirirsin.

Eline bir felsefe kitabı düşer. Daha ilk birkaç sayfasına baktığında, kullanılan kelimeler gözlerini karartır. Hele o başına yıldız konarak sayfanın altına not düşülen açıklamalar… Nefesin daralır ve bırakırsın. Tam o sırada, yanında başka birinin aynı kitaba baktığını ve okurken gülücükler attığını fark edersin. Anlamış! Üstelik gülümsüyor, “kim bilir ne güzel şeyler anlatıyordur ama anlamıyorum ki ne yapayım!” dersin ve gülümseyen arkadaşı kendiyle başbaşa bırakıp başka yöne doğru gidersin.

Ah harika! Roman bölümünde en sevdiğin yazarların kitapları! Şimdi gülümseme sırası sendedir. Mis kitap kokularının arasında tek tek incelemeye başlarsın. Bazı cümlelerde hüzünlenir, bazısında kahkahayı basarsın. İçine ılık ılık akan bir his; sanki o yazarlarla aynı masada çay içip, sohbet eder gibi… Sanki onlar senin bir akraban, bir eski dostun gibi. Kullandıkları dil ve anlatım, senin için özel seçilmiş gibi gelir.

Bakındığın tüm kitaplar ana dilinde ama bir kısmından kaçarcasına uzaklaştın; olmuyor… Evet yazılanları okuyabiliyorsun ama senin beklentine, beğenine, eğitimine, seçimlerine, kişiliğine vs. hitap etmiyor. Anlayacağın varsa da bunun için kendini zorlamaya gerek duymuyorsun, Sana katacağı bir şey olmadığına ya da bunu istemediğine eminsin. Ve yüzünü güldüren kitaplarla bir peri masalı yaşıyorsun.

Okuyabildiğin her kitabı okuyamayacağını anladın değil mi? O diğeri senin anlamadığın kitaptan büyük zevk alıyor, bunu da anladın. Ve seni havalara uçuran hikayeleri bazıları eliyle itiyor, ona kattığı bir duygu yok. Bunlar sence anormal mi?

Bence de dostum. Ve evet bence de, bu farklılıklar olmasaydı, dünya tek renk olurdu. Hayır kendini kötü hissetmek için neden değil bu; başkalarının da senin gibi olduğunu anlamak için bir fırsat.

Doğru… Konuyu insanlara getireceğim. İnsanlarla ilişkiler de aynı az önceki kitaplar konusuna benzerdir. Dilini biliyorsundur ama onu güldüren sana tat vermez, seni sevindiren onu hüzünlendirir. Senin değer verdiğin şeye o burun kıvırabilir ve bunun sadece farklılıklardan kaynaklı olduğunu bilirsen, enerjini “neden acaba”lar üzerinde boşa harcamazsın.

Kendini biraz zorlasan, çok istiyorsan anlamayı, inan üzerinde çalışarak anlamadığın kitapları anlayacak seviyeye gelirsin. Eğer gerek görüyorsan…

İnsan ilişkileri de böyledir. Aynı dili konuştuğun halde ortak frekans yakalayamadığın, uyum sağlayamadığın kişilerle anlaşabilmen çok önemliyse, önce senin bunu istemen gerekiyor. Kitap kendini anlaşılır kılmak için uğraşmaz, sen onu anlamak için kendinle uğraşırsın.

İnsanlara da aynı azim ve sabırla yaklaştığında, uyumlanamasan bile ne dediğini anlama noktasını yakalayabilir ve orada bir seçim yapabilirsin. Eğer istiyorsan, gerek görüyorsan…

Demek ki kendine şunu sormalısın: Bu kişiyi anlamıyorum, o da beni anlamıyor. Anlamayı gerekli görüyor muyum? Niçin?

Ve orada bir karar verirsin: Tamam farklılıklarımızı kabul ederek, zorlamadan aynı düzeyde iletişimde kalırım.

ya da

Bu kişiyi anlamaya çalışmak benim için çöpe atılmış zaman demektir, birbirimizin hayatından çıkarak en büyük iyiliği yapmış oluruz.

Yaşam senin, kimsenin ahkam kesmesine izin verme. Dilini anlamadığın ya da senin dilini anlamayan insanlar, yaptığın her harekete bir yakıştırma yapacaktır, aldırma.

Yeni bir yere taşınırken bile içimizden “umarım anlaşabileceğim komşularım olur” diye geçiririz. Çünkü “önemsediğiniz” değerlerin farklı olduğu kişilerle, aynı yerde yaşamaya mecbur kalmak kabustur. Siz onları anlayıp, oldukları gibi kabul etseniz ve farklılıkları yok farzetmeden iletişimi sürdürmeyi gözetseniz de, onlarda aynı anlayış yoksa kendi hayatınızı çıkmaza sokarsınız.

Çabaladın, olmadı.

Zorlama.

Kim, ne derse desin.

Duyma.

Dünyada, başkalarının beğendiği kişiyi oynamak için değil, OLDUĞUN kişiyi deneyimlemek için bulunuyorsun.

Sevgiyle kal.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 175
Kayıt tarihi
: 15.12.17
 
 

Evrensel enerjiler ve kişisel gelişim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster