Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '09

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
558
 

Cacık

Cacık
 

Doğal mucize...


“Yazı ne ki? Akla gelen sözcüklerin anlamlara giydirilmiş giysisi…Kılıf diyecektim, diyemedim, giysisi dedim. Az bir şey daha kibar olsun diye…Nasıl ortaya çıkacak bu yazı denen şey? Sözcüklerden bir mozaik yaparak” diyor Aydın Boysan ve devam ediyor. “ Her dil bir sözcükler mozaiği… Hatta her sözcük, bu mozaiğin taşlardan biri”

Benim mozaiklerim, ne yazık ki çok renksiz, ama olsun! Ben yazmaktan keyif alıyorum.

Bir şeyler söylemek istediğimde ve doğru sözcükleri bulamadığımda, her zaman müziğin yardımına ihtiyaç duyarım. Müziksiz hayatımı düşünemiyorum…

Enrico Macias şarkıları çalıyor şu an…

Çoğu zaman Türkçe yazmakta zorlanıyorum. Aklımda her şey çok düzgün, yazmaya başlayınca, düşüncelerim alt üst oluyor.

Burada yazmamın ilk sebebi, kendimi, konuşma dilimde de doğru ifade edebilmeyi öğrenmektir. Hâlâ...

Sadece birkaç saat önce yaptığım bir telefon görüşmesiyle yine canım sıkıldı, nöbetçi soru geldi: Siz Türk müsünüz? Türkiye’de yaşadığım yılar süresince bana en çok sorulan soru bu. Her seferinde nasıl cevaplamam gerektiğini bilmiyorum. Bu soruyu duymak istemediğimi biliyorum ve bunun için elimden gelen çabayı gösteriyorum.

Geçenlerde bu sayfaların en beğendim yazarlarından birisi olan Sn. Ali Gülcü’den bir blog okudum. http://blog.milliyet.com.tr/Kimene/Blog/?BlogNo=212459 yorum yazacaktım ama son zamanlarda olduğu gibi yine yorumum bir günceye dönüştü.

Aydın Boysan’ ın cacık tarifini yazmıştı Ali Bey ve beni yıllarca geri götürdü.

Üniversite yıllarımda, ailemden uzakta, kiralık oturduğum evde kendime hazırladığım en sık yiyeceklerden birisiydi cacık. Annemin, közlenmiş kırmızı biber salçası ile sürülmüş bir dilim ekmeğimin yanında bir kupa cacık…

Çok seviyorum cacığı , bugün de soframdan hiç eksik etmem.

Cacık ile ilgili iki anımı anlatmak istiyorum.

Üniversiteden bir arkadaşıma gitmiştim ders çalışmak için. Karnımız acıkınca , arkadaşım ekmek arası bir şeyler ve yanında nefis cacık hazırlayacağını söyledi . Hatta dereotu bile satın aldığını eklemeyi unutmadı. Biraz sonra ders kitaplarını kaldırdık ve afiyetle yemeye başladık. Cacıkta bir tuhaflık var ama ne… çözemedim ilk başta. Söylemeye de çekiniyorum… Yemeye devam ettik sessizlik içinde…Arkadaşımda da tık yok…Yemeğin sonunda ikimiz nerdeyse aynı anada: Anason! diye bağırdık. Ardından kahkahalar patladı…Meğer taze dereotu yerine, farkına varmadan anason satın almış arkadaşım. O zamanlar bitkileri tanımayınca…hayatımda yediğim ilk ve son anasonlu cacıktı.

Yıllar sonra Türkiye’de… Eşimle tanışmıştık ve arkadaşlığımız döneminde yemekler konusuna gelince, kendisi sarımsağı hiç sevmediğini dile getirmişti. Dedesiyle aynı odayı paylaşmış yıllarca. Dede tansiyon hastası olunca, durmadan sarımsak yiyormuş. O koku öyle siniyormuş ki odaya, eşim sarımsaktan nefret etmiş.Evlendikten sonra benden rica etmişti sarımsak kullanmamamı. Ben de hayretle: Cacıkta da mı? sormuştum. Cevabı, evet, olmuştu. Cacığı soframdan hiç eksik etmem demiştim. Pek çok yemeğin yanında yakıştırırım, hem görüntü hem lezzet olarak.. Sofraya canlılık katıyor bana göre.Sarımsak mutfağıma girmez olmuştu ve dolayısıyla cacığı da onsuz hazırlıyordum. Dereotu ve ceviz ilave ederek durumu kurtarmaya çalışıyordum. Uzun süre, belki bir iki yılı aşkın, cacıklarımı sarımsaksız hazırlıyordum. Bir gün öğle vakti eşimin yanına uğramıştım. Beni öğle yemeğini yediği yere götürmüştü. Eski Garajların yanında Divan Lokantası. Alışkanlık olarak yemeklerimizin yanında cacıklarımızı da almıştık her ikimiz de. Yemeğimizin sonunda, eşim : Cacık çok güzeldi değil mi? Senin cacıkların böyle olmuyor, demez mi! Ama, yediğimiz cacıkta sırımsak vardı! şaşkınlıkla söyledim ben de.

“ Sarımsaksız cacık olur mu yahu ? ” Olmaz tabii ki…

O gün bugün, sarımsak hak etiği yerini aldı mutfağımda…Eşim de bir daha sarımsak sevmediğini dile getirmedi.

Aydın Boysan sözleriyle başladım, onun sözleriyle de bitirmek istiyorum.

33. kitabı olan “Uzun Yaşamanın Sırını” büyük keyifle okudum. Uzun süre yanımda gezdirdim ve her fırsatta okudum. Çok güzeldi…Kimi zaman içim burkuldu, kimi zaman kahkahalarıma hakim olamadım…

Bu kadar yemeklerden söz etmişken ve GDO gündemimizde varken şu sözleri paylaşma gereği duyuyorum: “ Hayvanlar zararlı yiyecek ve içeceği, insanlardan çok daha doğru ayırt ederler. Hiçbir hayvan, örneğin eşek, doğal olmayan malzemeyi midesine almaz”

Bu sözlerle bitirmek gelmedi içimden. Kitapta, içimi en çok sızlatan satırlarla yazıma son veriyorum:

“ Akla sığmaz devrimlerin gerçekleştiği, 1923-1938 arası 15 yıl, benim ömrümün de en onurlu ve mutlu dönemidir. Sonraki yaklaşık 70 yıl ise, kimi zaman sevinerek, kimi gün utanarak geçirdiğim kargaşa yıllardır.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Cacık için hayatın anlamı diyenler de gördüm, hıyar çorbası diyenlerde. Zeytinyağsız cacık, cilvesiz hatuna benzer gayet ki yavandır diyenleri de biliyorum..."Senden bi cacık olmaz, her şeye cacık olma" gibi kullanımı da yaygındır...Köfteyle pilavla yakışırsa da hastaları tek başına ekmek banmak suretiyle yerler..Alkollü gecelerin sabahında da iyi bir antidotdur, tecrübe edilmiştir...Enfes anlatımınız sayesinde bu akşam özenle hazırlamaya and içtiğimi belirtmek isterim...

silik 
 18.11.2009 10:57
Cevap :
Siz gerçekten çok farklısınız. Beni gülümsetmeyi başardınız. Canım sıkkın biraz, küçük oğlum dün akşamdan beri ateşli...Size ve ailenize sağlıklı günler diliyorum.  19.11.2009 16:04
 

Yoğurt ve sarımsak ikilisi benim de vaz geçemediğim lezzetlerden neye girse harika oluyor gerçekten. Özellikle Mezelerde... Alkolle arası olmayan biri olarak mezelerle aramın çok sıkı fıkı olduğumu söyleyebilirim:)

Zaman sonra 
 16.11.2009 8:53
Cevap :
Merhaba Sevgili Rujo, size katılıyorum. Ben de çok seviyorum bu ikiliyi ve ayrıca tüm mezeleri. Çok teşekkür ediyorum, yine şeker gibi bir yorum olmuş.En içten sevgilerimle... MB kendime en yakın bulan isim sizsiniz. Sağlıklı kış günleri diliyorum size ve ailenize.  16.11.2009 12:43
 

Çok hoş olmuş elinize sağlık... Dereotu yerine anason! Anasonu sadece rakının içinde var diye biliyordum : ))

Ali Gülcü 
 15.11.2009 13:49
Cevap :
Rakı içmiş gibi olduk zaten : )) Bir farkla sarhoş olamadık. Sayenizde hatırladım. Ali Bey, blog linklerinizi güncelerimde sıkça kullanıyorum, umarım rahatsızlık vermiyorumdur. Yorum yazma gibi bir mecuburiyet hissetmenizi hiç istemem doğrusu. Ama benim yorumlarım uzadıkça bu durum çıkıyor ortaya. Teşekkür ediyorum. Saygılarımla.  15.11.2009 14:29
 

Sanıyorum 21. yy'dan aldığımız 9 yıl en çok utanarak yaşadığımız yıllar oldu şimdiye dek... Tekrar övünerek, göğsümüzü gere gere yaşayacağımız yıllar acaba 2023'ten sonra mı gelecek? Gelsin de, biraz geç olsada olur. Esin verdiniz, gönlünüze sağlık. Sayın Boysan'ın tonton yanaklarından kopup gelen selamla, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 14.11.2009 21:28
Cevap :
Mehmet Bey, çok çok teşekkür ediyorum bu güzel yorumunuz için.Âdeta yazdıklarımın devamını getirmişsiniz. Utanarak yaşadığımız bu günlerden, hepimiz bir parça sorumluyuz.Bu sürekli geriye atılan adımlar durdurulamaz ise, 2023 bile hayâl olabilir. Geçenlerde, Bursa Erkek Lisesi gecesine katıldım. Okulun tanıtım filminde, 1930 yılların öğretmen kadrosunu görünce şaşkınlığımı gizleyemedim. Son derece çağdaş bir kadro vardı görüntülerde...Oysa bugün, çizilen ülke profilimiz içler acısı. Saygılarımla.  15.11.2009 7:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 330
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1773
Kayıt tarihi
: 13.03.08
 
 

Doğduğum ve büyüdüğüm şehir Kırcali, Bulgaristan. Yıl 1964. Makina Mühendisiyim. Evli ve iki çocu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster