Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '14

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
146
 

Cadı kazanı Galatasaray ve kaptanını yuhalayan taraftar

Cadı kazanı Galatasaray ve kaptanını yuhalayan taraftar
 

CL maçından sonra Galatasaray içindeki -ve çevresindeki- sorunlar iyice ortaya çıkmaya başladı. Aslında belki de daha sezon başında bu problemlerin ortaya çıkması Galatasaray için bir şanstır. 

Hep söylüyorum; kişiler geçici, Galatasaray kalıcıdır diye. Başkan ne yazık ki; Fatih Terim'i gönderdikten sonra -ki ben olsam ben de gönderirdim orası başka- farklı bir kimliğe bürünmeye, Galatasaray'ın Aziz Yıldırım'ı olmaya çalıştı ve halen de çalışıyor. 1,5 yıl içinde ikinci baskın seçim kararının alınmış olmasının başka bir izahını bulamıyorum ben! 

Aslında tüm etkenleri, problem kaynaklarını tek tek ve detaylı bir şekilde analiz etmek için, her bir etkene 3-4 bölümlük yazılar yazmak gerek! Bu yazıları kafamda yazıp "önem dereceleri" ve "zarar katsayılarını"  sıraladığımda, ortaya çıkan en masum grubun futbolcu ve teknik ekip, bir diğer deyişle "Florya Grubu" olduğunu görüyorum!

Florya Grubu diye adlandırdığım bu grup; 2000 yılındaki UEFA Kupasından sonra sürekli hırpalandı, bölündü, parçalandı. Özellikle yerli-yabancı futbolcu kutuplaşması, Teknik direktörlerin bu kutuplaşma sonucunda gönderilmesi / seçilmesi, hep bu planlı "böl-parçala-yönet mantığının sonucuydu!

Bu bölünmeyi gerçekleştirmek için; zaman zaman yönetim-taraftar elele, zaman zaman da "karşı karşıya" çalıştılar! Ne yazık ki; bu 14 yılda gelen şampiyonluklara rağmen çoğu zaman da başarılı oldular.

Bugün gelinen noktada; "taraftarın yuhaladığı" kaptana sahip çıkmak yerine; üst düzey yöneticinin "ahlaksız" futbolcuyu, hem de kendi sahasında alınmış utanç verici bir beraberliği kutlamak üzere "üçlü çektirmeye" göndermesi, yine bu iki grubun (yönetim-taraftar) ortak hareket ettiğini gösteriyor! 

Maç içinde Muslera'nın yaptığını yapamayan futbolcunun, Başkan tarafından "bilerek" yüceltilmesi de; bu birlikteliğin ayrı bir ispatı! Tamam her futbolcu hırslıysa sevilebilir, ahlaksızlıklarını da bazı kişiler görmüyor olabilir.. Ancak; hiçbir futbolcu, beraberliğin kendisine yetmediği maçta, hele hele kaptanını yuhalayan taraftarla kucaklaşmaz! Kucaklaşmamalı.

Peki Selçuk ne olacak? 

Son alınan 2 şampiyonlukta büyük payı olan Selçuk çok dikkatli olmalı! Çünkü, onun -ne yazık ki- Arda gibi bir transfer yapma şansı, yaşı itibariyle oldukça zor! Bu iliklerine kadar Galatasaraylı Selçuk'un gidip FB, ya da BJK'de oynaması da zor! 

Tüm bu zorluklar göz önüne alındığında, Selçuk'un çok değil, birazcık kendini toparlamaya ve Prandelli'nin de masaya yumruğunu vurmasına ihtiyacı var. Selçuk, ilk kez Drogba tarafından bir frikik öncesi itildiğinde ve Fatih Terim buna göz yumduğunda düşmeye başlamıştı. Dolayısıyla bugünlerin fitili, taa o günden Terim tarafından -kimse Drogba'yı suçlamasın- ateşlenmiş, en son milli maçta da yine Terim tarafından hedefin ortasına konulmuştu. 

Saha içi terbiyesinden kimsenin şikayetçi olmadığı bir Selçuk var karşımızda ve yine bu tavrından taviz vermeyeceğinden de kimsenin şüphesi yok.

Dolayısıyla, Selçuk işine odaklanarak, Prandelli'den de destek alarak bugünleri atlatmalı. Kendisini taraftar zanneden topluluğun tepkilerine aldırmamalı. Ben kendimi bildim bileli taraftar (?) ikinci kez kaptanını yuhalıyor, ıslıklıyor! İlkinde pişman oldular ve kimse ağzını açıp Arda hakkında birşey konuşamıyor. Ancak bu kez durum biraz daha farklı.

O gün; başkan, kaptanının yanındaydı. Israrla, inatla arkasında durdu. Buna rağmen, Arda burada tutunamadı. Ancak, bugün başkan kaptanını değil, ahlaksızlıkta "üstüne atlayan kaleciyle" eşdeğer futbolcusunu korumanın derdinde! O taraftarların ve başkanın birazcık akılları varsa şunu tavsiye ediyorum: Maçın ilk 30 ve ikinci yarının ilk 20 dakikasını tekrar izlesinler! O bağırlarına bastıkları, kol açıp kanat gerdikleri "ahlaksız" futbolcu, kaç pas hatası yapmış, rakip kaç defa onun hatalı pasları yüzünden kalemize gelmiş, kaç atak onun hatalı pasıyla daha başlamadan bitmiş bir saysınlar! Sonra da vicdanları varsa kaptanlarını ıslıklasınlar!

Konu konuyu açıyor, söylenecek çok şey var! Ama Galatasaray ikinci kaptanını da bu kuzu postu giymiş çakalların önüne yem olarak atmamalı! Bugün kaptanının arkasında durmayan başkan; yarın arkasında duracak birini aradığında kimseyi bulamaz. Ama o Selçuk; hiçbirşey olmasa bile, attığı frikik golleri yıllarca konuşulur, izlenir, yad edilir. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kemal Bey... Taraftarın, ortada bir saygısızlık, kışkırtıcılık yokken, futbolcusunu ıslıklamasını hiç doğru bulmam. Futbolcu robot değil ki, her zaman aynı verimlilikle oynasın. Teknik adam, bocalayan futbolcuyu hemen değişmeyi bilmeli; yoksa futbolcu, olur olmadık tepki göstermeyi kazanılmış hak sayan taraftara “yem” eder. Burak, beraberlik golünü atıyor, tribünlerden tepki geliyor. Oyunu ve futbol ahlakı bakımından beğendiğim Selçuk ıslıklanıyor. Bunlar kabul edilmez. Pazar günü Emenike’nin ıslıklanması de doğru değildi. Bir doğru, penaltıyı çeviren Emre’nin, Emenike’nin ıslıklanmasını düşünerek sevinmemesiydi. Dediklerinizden sadece Ünal Aysal ile Aziz Yıldırım karşılaştırmasına katılmak zor. Bir örnek vereyim: Aysal, Yıldırım’a özense, kulübün varlıklarını satmak istemez, varlığa varlık katar. Saygılar, selamlar.

TURGUT ÇELİK 
 23.09.2014 10:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 93
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 552
Kayıt tarihi
: 27.01.09
 
 

Elektronik ve haberleşme mühendisiyim. Galatasaray taraftarı; evli; 1 erkek çocuk babasıyım. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster