Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mart '10

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
948
 

cadı olabilmek...

cadı olabilmek...
 

pek tatlı değil ama:)))


Belki komik; ama insanın cadı olası geliyor bazen... hani şu tatlı cadıdan... çocukluğumuzda izlediğimiz Sementa gibi... o zaman herşey ne kadar kolay olurdu degil mi? Küçük bir burun titretmesiyle tüm işler halolurdu.

Bir cadı olsaydım, belki şu an burada olmazdım bile.. ulaşamadığım yerlere uzanır, gidemediğim yerlere gider, yapmak isteyip yapamadıgım şeyleri yapar... anlamak isteyip de bir türlü anlayamadıgım zat'ların kafalarından geçen şeytanlıkları tek tek okur kötü olan, kötüye giden ne varsa değiştirirdim..

"Cadı" demişken, Gabi var ya hani? Gabriela Olaru yani.. güzeller güzeli cadımız... blog arkadaşımız, süpürgesi sağlam, maceraya hazır... yemek yapmayı bilmeyen ama damak tadı güçlü olan.. ve o ne kadar öyle söylese de mutfakta harikalar yaratan tatlı kızımız..

Geçenlerde demişti ki; "mutfak maceralarınız varsa siz de paylaşın..

O an; gülümsedim hin hin.... " olmaz mı? herkesin vardır mutfak maceraları "dedim içimden.

Ah! ben ne maceralar yaşadım...

Önlüğü önüne her takan hemen harikalar yaratamıyor ne yazık ki. Hayal kırıklıkları ve gözyaşları ile beraber sonlanabiliyor.. iddialı girip de fiyasko! ile sonuçlanırsa eğer, onca malzemeyi bırak, onca emek bir anda "puff!" oluveriyor..

Sevgili tatlı cadı...

İlk mutfak maceram; ondört yaşında annemin evde olmadıgı bir akşam önüme önlüğü takıp evimizdeki tek yemek kitabı yerine geçen Resimli Hayat Ansiklopedisinde görüp okuduğum ve "Aaa çok basiit ben yaparım bunu" dediğim "Azerbaycan Pilavı"yla başlamıştır.

Alt tarafı, iki domates ve iki bardak pirinçten ibaret şahane bir domatesli pilavdı işte!...

Her şeyi tam tekmil yaptığıma inanarak tencerenin kapağını kapattım ve beklemeye başladım. Kaynadı... kaynadı... baktım ki hala suyu var.. bitecek gibi de değil.. bir kaşık yardımıyla üzerindeki suyundan biraz boşalttım ve sonunda pilavın altını kapattım. Ama pilav, benim bildiğim yediğim pilav gibi durmuyor.

Herkes sofraya oturup yemeklerini yedikten sonra sıra pilava geldi.. Babam gayet gururlu... en küçük kızı pilav yapmış:) " hadi koy bakalım" dedi gülümseyerek. Allahım yarabbim! pilav lapa gibi şıkır şıkır sesler çıkaran birşey olmuştu.. kaşığa al tavana fırlat şeklinde. Gözlerimden yaşlar akmaya hazır durumdayken babam araya girerek. "ben yerim bu pilavı.. çamur da olsa yerim "dedi.. "Azerbeycan pilav lapası" o akşam hatırım için yendi.

Uzunca bir süre pirince el sürdüğümü hatırlamıyorum ta ki evlenene dek..

Sonrasında da oldu elbette acı tatlı mutfak maceralarım. Kabartma tozunu koymayı unuttuğum keklerim, poğaçalarım.. zehir gibi tuzlu yemeklerim.. tenceresiyle birlikte yanan kuru fasulyem... ocakta unutup havalarda uçuşan kestanelerim... kaynaya kaynaya biten sütlerim...


Kadın her yerde kadındır.. Eczane'de, Postane'de, Ssk' da, bankada, pazarda her yerde şahit olmuşumdur tarif alıp vermelerine... yapmışımdır da. Önündeki makbuzu yazarken, reçeteyi hazırlarken bir yandan da akşam yaptıgı yemeğin ya da kekin ya da tatlının tarifini verir yanındakini arkadaşına... akşama mutlaka denenecektir..

Mutfak başka bir atmosferdir... daha doğal.. daha "biz"... daha "kendimiz.." daha içten.. daha yalansız.. göründüğümüz gibi olduğumuz, fayansların önünde karşımızdakine yansıyan gerçek yüzümüz.. hep öyle olmaz mı? "mutfağa geçelim" demez miyiz? mutfakta bıraktığımız asıl kendimizi tanıştırmak isteriz karşımızdakine.. kendimize katmak istediğimize..

Evet; hep öyle olur. Erkekleri salonda bırakıp mutfağa, vatanımıza, doğal ortamımıza geçtiğimizde. ve bir de orada sorulur ayrıca kısık sesle... "salondaki yalanları unut aslına dön!" demek istercesine sorarız "gerçekten nasılsın?" diye...

En önemli günlere mutfakta hazırlanılmaya başlanır. Sevinçlerin ve üzüntülerin ardından mutfağa yönelinir.. kutlanır ya da mutfakla yad edilir.. En önemli kararlar yemek masasında verilir.. gizli saklı konuşmalar mutfakta yapılır.. can sıkıntısı stres mutfağa girerek atılır...

Hayatımızın ne kadar büyük bir kısmını kaplıyor-muş oysa..

Kadının değil de, erkeğin kalbine giden yol mutfaktan geçiyormuşş..

Her neyse asıl konu Gabi'miz..


Başarılar sevgili Gabi.. yolun açık olsun... mutfaktaki maceralarını izlemedeyiz:)

www.mutfaktakicadi.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

lapa aarbeycan pilavı. Siz şimdi cocuklarınızın yaptığı şeyi yemezmisiniz? Ben yerim valla...

Nilay Yıldırım 
 09.03.2010 15:38
Cevap :
ben de yerim evet:)) hem de büyük bir keyifle...  09.03.2010 19:51
 

Teşekkürler bende yazdıklarını okuyunca düşündüm ne zaman yapmışımdır cadılıklar diye...aklıma gelmedi ama mutlaka vardır, aklıma gelirse paylaşırım bir ara... fakat tatlı cadı,semanta gibi burnumu kıvırıp herşeyi yapabilmeyi çok isterdim, değiştireceğim o kadar çok şey olurdu ki!... Eminim birçoğumuzunda değiştirmeyi istediği birçok şey vardır ama bazı hayatlara bir fark katabilmişsek işte o zaman tatlı cadı olabilmişizdir. Tatlı Cadı olduğum anları hatırladım, gülümsedim, ne güzel bu önemli günde gülümseyebilmek. Hepimizin Kadınlar günü kutlu olsun:))

Selma GÜRBEY TAŞDELEN 
 08.03.2010 11:02
Cevap :
Evet, hepimiz ufak tefek cadılıklar yapmışızdır:) ve hepimizin de tatlı cadı sementa gibi hayatımızda yapmak istediğimiz degişiklikler olmuştur.. tüm emekçi kadınların günü kutlu olsun Selma hanım:) sevgiyle ve sağlıkla kalın.. sevgiler selamlar..  08.03.2010 13:06
 

Yazınızı gülümseyerek okudum, en duygulandığım yanı; babanızın o pilavı yemesiydi:) Mutfaktan hiç hoşlanmayan bana gelince, benim her günüm bir macera:)

mea culpa 
 07.03.2010 0:42
Cevap :
olsun.. insanın her gününün macera dolu olması harika birşey:)) kolay gelsin.. sevgiler....  07.03.2010 13:08
 

Yandaki resim biraz ürküttü :):) ama anlattıkların senin kadar duru ve sımsıcak.. sevgilerimle..

Mor Okyanus 
 06.03.2010 23:54
Cevap :
hımm.. bak bu yazdıkların çok hoşuma gitti.. :))) kucak dolusu sevgiler...  07.03.2010 13:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 319
Toplam yorum
: 4719
Toplam mesaj
: 557
Ort. okunma sayısı
: 1337
Kayıt tarihi
: 29.10.06
 
 

"Ben; hiç yalnız kalmadım... Kalabalık bi ailede yere atılan yataklarda Yan yana, baş başa, el el..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster