Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '14

     
    Kategori
    Siyaset
    Okunma Sayısı
    196
     

    Çağ'ın vebası: Fanatizm

    Çağ'ın vebası: Fanatizm
     

    Bir grup uzman oturmuş gelen raporlara göre mücadele edecekleri topluluğu analiz edip strateji geliştiriyor. Bu toplum fanatiktir, yeter ki bir renk ver kanının son damlasına kadar savunur. Rengi yavaş yavaş beyazdan siyaha çevir, fark etse de aldırmaz beyaz der savunur.  Rengin arkasına da bakmaz, önüne de, tonuna da, bulunduğu ortamdaki uyumuna da... Sadece savunur. Ne tükürdüğünü yalar, ne yanlışından döner. Aklını, mantığını bastırır. Ait olduğu topluluğu savunur, çünkü yalnız kalmaktan korkar. Hep bir şeye, bir yere ait olmak ister. (bizdeki bu durum geçmişte göçebe toplum olmamızdan kaynaklanıyor olabilir mi acaba yüz yıllarca yersiz yurtsuz dolaşmış bir toplum yine fikir bazında yersiz, yurtsuz, sahipsiz kalmaktan korkuyor olabilir mi). Analizler tamamlandıktan sonra iki farklı renk atar tuvale toplumun yarısının bir rengi diğer yarısının diğer rengi savunmasını izler yeri gelir ortaya çok farklı başka bir renk atar. Tuvali iyice karıştırır. Bu karışıklıktan beslenir, büyür, gelişir.

    Türkiye'nin mevcut durumuna bakıldığında taşlar yerli yerine oturuyor. Renk çok, fanatik çok, tuvale farklı renkler atacak ressam çok... Durum böyle olunca buyurun cenaze namazına(!)... Bence bizim en büyük sorunumuz fanatizm; takım destekler gibi siyasi lider destekliyoruz. Ne arkasına bakıyoruz, ne önüne. Ne geçmişine bakıyoruz, ne geleceğine. Bir Tayyip Erdoğan çıkıyor, iyi konuşuyor, karizmatik, halktan biri, uzun boylu diyor destekliyoruz. Sorsanız ekibinde kim var tek bir isim söyleyemez ama ölümüne AKP'yi destekler.  Bir siyasi lider tek başına ne iş yapabilir, ne ye yetebilir, nereye kadar yetebilir. Sonra bir hoca efendi çıkar, ona da körü körüne bağlanırız. Varımızı, yoğumuzu yoluna harcarız. Sanki adam cennetin kapısını tutmuş bilet kesiyor, sanki kulun Allah'a ulaşması için aracıya ihtiyacı var. Tabi birde kronik hastalığımız var; sağ, sol. İste bu en komik olanı; kafanı bir  kaldır birader sağ mı kalmış, sol mu? Herkesin bir cebinde Iphone 5 diğer cebinde kredi kartı faturası dururken neyin peşindesin.  Sonra spor'a merak salıyoruz takım destekliyoruz. Tuttuğumuz takım kupayı kaybediyor benzin istasyonunun içinde polis aracını ters çevirip yakıyoruz. Şoförler odası seçimi olur, sandalyeler havada uçuşur, istediği başkan seçilmedi diye. Düğün olur; kız tarafı, erkek tarafı diye kavga olur. Bir dava görülür; herkes bir tarafı tutar ne hukuk kalır, ne adalet.

    Elin gavuru nasıl bizi karıştırmak için strateji geliştiriyorsa, bizimde bu hastalığımızla birlikte toplum olarak huzur, refah, güven içinde yaşayabilmemiz için strateji geliştirmemiz gerekiyor. Mevcut durumun bunu karşılamadığı ortada. Öncelikle bu demokrasi bizim demokrasi değil, olamaz. Bu kadar bulunduğu konumu suiistimal eden insanın yaşadığı toplumda, demokrasinin temelini oluşturan siyasi partilerin başına tek bir adam oturtup kendisine tezahürat eden ve alkışlayan şakşakçılarıyla beraber ülkeyi yönetmesine izin veremeyiz. Partileri komisyonlar yönetmeli 50 belki de 100 kişilik komisyonlar. Ülkeyi yönetmek için seçilen liderin partisi üzerinde hiç bir etkisi olmamalı bu komisyonda istediği zaman lideri değiştirebilmeli. Koltuk yasaklanmalı taburede otursun liderler, ne halt varsa bu koltukta oturan kalkamıyor. Bu ilk aşama olabilir. Bir üst seviye demokrasi bizim için partilerin olmadığı bir sistem olabilir. Ülkeyi yönetmeye aday kadrolar direk halk tarafından seçildiği bir sistem. Belki bu ve buna benzer değişiklikler sayesinde fanatizmimizi sönümleyebiliriz.

    Sonuç olarak bırakalım artık fanatizmi belli ki Erdoğan'ın içinden canavar çıktı ya da Frodo'nun yüzüğü onu ele geçirdi. Bu durumda değişim bize hiç bir  şey kaybettirmez. Bu değişim tabi ki Kılıçdaroğlu olamaz bence çünkü o da Erdoğan'a çalışıyor,  oturdu kalkmıyor. Başarısızlık kavramına yeni boyut getirdi hala başarısız olmadığını iddia ediyor. Hoca efendi etkisiz eleman onun gücü Erdoğan'dan geliyordu, kadrolarını o yerleştirdi. Diğer silahı CIA zaten hep mücadele ettiğimiz ve etmek zorunda olduğumuz bir tehdit. Mevcut durumda ülkenin taze kana ihtiyacı var (lütfen o sadist beyninizde Sarıgül belirmesin) ve bizim akla mantığa ve geniş bir açıyla ülke üzerinde oynanan oyunları görmeye ki bunu görmek çok zor değil sadece arap dünyasına bakmak yeterli. Bizim bu ülke için yapabileceğimiz en önemli şey insan kazanmak bu da sokakta polise taş atarak olmaz. Sosyal platformlar oluşturup bütün insanlara ulaşarak ve onları bilinçlendirerek, okumaya, araştırmaya, mantık yürütmeye teşvik ederek olur. Saygılarımla...       

                                                                                     

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
     
     

    Tespitlerinizin çoğu doğru ama çağın vebasının "fanatizm" olduğu tespitinize katılmıyorum. Çünkü sorun fanatizm değil "ezberci eğitim sistemleri" dir. Çünkü eskisi gibi değil herkes konuşuyor ve ahkam kesiyor. Ama bilgisiz ve cahil oldukları içinde fikir mücadelesi yapamıyor. Fikir olmayınca da ister istemez taşa, molotof kokteyline sarılıyor. Herkes kendi yarım aklının "bilgelik" olduğunu zannediyor ama kimsenin hiçbir konuda derin bir bilgi birikimi yok. Kısacası ağzı olan konuşuyor ama kimse de ne dediğini bilmiyor. Sevgi ve selamlarımla

    Matilla 
     07.01.2015 8:51
     
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 1
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 196
    Kayıt tarihi
    : 15.03.14
     
     

     Uzakyol Kaptanıyım. ..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster