Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '16

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
351
 

Çağdaş Arap kadın anlatılarında kadının kimlik arayışı

Arap dünyasında kadın sorunu ve kadınla­rın toplumsal konumu, kadın araştırmaları alanının üzerinde en çok durduğu konuların başında gel­mektedir. Arap coğrafyasında 1800’lü yılların so­nunda önce Mısır ve Lübnan’da başlayan ve daha sonra tüm Arap ülkelerine yayılan kadın hareketle­ri, Arap kadınının bilinçlenmesi yönünde önemli bir adım olmuş ve bölge kadınlarını kendi kimliklerini oluşturma mücadelesine sevk etmiştir.

Edebi metinler -özellikle roman ve hikâye- ka­dınlarının bu mücadelesinin yapıtaşı mahiyetinde­dir. Edward Said’in dediği gibi: “tamamlanmamış bir dünyadaki eksiklikleri dolduran nesneler” ola­rak kabul edilebilen anlatı, yazarın kendi görüşünü toplumun avantajları ve dezavantajları hakkındaki sosyal ve politik yönden gerçekliği yansıttığı sürece yazar ve toplum için bir katkı aracı olabilir. Yazar bu şekilde eksikliği doldurabilir ve yaşadığı toplumun gerçekliği için alternatifler gösterebilir.

Arap kadınlarının, Mısırlı yazar ‘Âişe et-Tey­mûriyye’ ile başlayan yazma serüveni, bazı çağdaş­larının siyasi arenada ve meydanlarda verdiği hak ve özgürlük mücadelesinin bir nevi yazıya dökül­mesi biçimidir. Yüzyıllardır ataerki kıskacı altında, hiçbir konumda hiçbir hakkı olmayan Arap kadı­nının kendini ifade ediş biçimidir. Ataerki odaklı Arap toplumlarının katı kurallarını ve bu kurallar çerçevesinde kadına yapılan haksızlığı ve zulmü haykırışın diğer adıdır. Dolayısıyla toplum içerisin­de yaygın olan sorunların, o sorunlara maruz kalan kesimler tarafından dile getirilmesi de kaçınılmaz olmaktadır.

Bu çalışma, Arap coğrafyasında yaklaşık yüz yıl önce başlayan kadın hareketleri ve bu hareket­lerin fitilini ateşleyip, 1960’lı yıllarda gelen ikinci dalgasıyla tüm Arap coğrafyasını etkileyen feminist düşünceyle bağlantılı gibi görünse de tümüyle Arap kadın hareketleri ya da feminizm odaklı bir çalışma değildir. Birçok Arap eleştirmenin hatta feminist olarak anılan birçok Arap kadın yazarın ifade ettiği gibi; Arap ülkelerinde feminizm, Batı kaynaklı femi­nist konseptlerden oldukça farklıdır ve bu yüzden Arap kadınlarının mücadelesine eğer bir ad veri­lecekse bunun adı feminizm değil Arap kadınının kimlik mücadelesi olmalıdır. Nitekim bu kitapta ad­ları geçen kadın yazarların neredeyse hepsi feminist olarak anılmasına rağmen hiçbiri Batılı çağdaşları gibi bir feminizm anlayışı gütmemiş; yıllardır mü­cadelesini verdikleri haksızlıklara maruz kalmamak kaydıyla, evlenip çocuk doğurma, aile çatısı altında belli hizmetleri yapma gibi kadınlığın gerektirdi­ği birçok şeyi yapmaktan geri durmamışlardır. O halde Arap kadınının mücadelesinin adı feminizm değil hak ve özgürlük mücadelesidir; layık olduğu saygın kadın kimliğini tekrar kazanma mücadelesi­dir.

Üç bölümden oluşan kitabın giriş bölümü; Lübnan, Mısır ve Suriye’de başlayıp daha sonra tüm Arap coğrafyasına yayılan kadın hareketleri ve bu hareketlere öncülük eden kadınların yanı sıra, Âişe et-Teymûriyye’nin Netâ’icu’l-Akvâl Ve’l-Ef’âl adlı an­latısının yayımlandığı 1896 yılından günümüze ka­dar tüm Arap ülkelerinde hikâye ve roman yazan kadınlar ve eserleri hakkındadır.

Birinci bölümde, genel bir ifadeyle gelenek­sel kadın olarak adlandırılan ve 1900-1950 yıllarını kapsayan dönemde hem yazarlar hem de kurgu karakterleri bağlamında kadınların yaşadığı cinsiyet ayrımcılığı, kadın sünneti, regl dönemi, bekâret, eril gücün kadınlar üzerindeki tahakkümü, zorunlu evlilikler, doğurganlık, çok eşlilik, uzlet hayatı, ta­ciz/tecavüz ve çocuk gelinler gibi konular üzerin­de durulmuş ve bu konuları ele alan bazı hikâye ve romanların konuya yaklaşımı objektif olarak yansı­tılmıştır.

İkinci bölüm, geleneksel kadın tipinin aksi­ne sessiz kalıp her şeyi sineye çekmek yerine bazı durumlarda haksızlıklara sesini çıkarmaya hatta karşı koymaya başlayan kadınlarla ilgili olduğu için 1950-1980 yılları arasındaki dönemin kadınları, isynankâr kadınlar olarak adlandırılmıştır. Bu dö­nem kadınlarının yaşadığı bazı sorunlar çoğunlukla hüsranla biten ilk aşk deneyimi, bedenini ve cinsiye­tini keşfetme merakı, anne-kız ilişkisi, baba-kız iliş­kisi, isyanın ilk kıvılcımı, kendi bedenine duyulan nefret, erkek düşmanlığı, evlilik hayatındaki hayal kırklıkları, baskılardan kaçış, kurtuluş ümidi olarak sığınılan kişinin ihaneti, gayrı meşru ilişkiler, gayrı meşru çocuklar ve iç savaş dönemlerinde kadınla­rın fiziksel ve psikolojik durumu gibi konular olup Arap kadın anlatılarında bu konuların nasıl ele alın­dığı anlatılmıştır.

Üçüncü bölümde hızla değişen dünyanın yeni trendlerine ayak uydurma çabasıyla geçmiş dönem­lerdeki kadın tiplerinin yerine özgüveni tam, karar­lı, eğitim ve iş hayatında belli bir statü elde etmiş kadınların daha sık görülmeye başladığı ve “özgür kadınlar” dönemi olarak adlandırılan 1980’den gü­nümüze kadar devam eden süreci kapsayan dönem ele alınır. Bu dönemde kadınların özellikle cinsellik bağlamında eril gücün tahakkümünü tersine çevir­me girişimi, daha önceki dönemlerde kendisi adına verilen evlilik kararını tümüyle kendi özgür irade­sine göre alması, cinsellik ya da cinsel tatminsizlik, ­aldatma, örtünme ve dini inancını yaşama arzusu ve gerek aile ve toplum içinde gerekse de kamunun her alanında güçlü varlığını ispatlama gibi konuları ele alan hikâye ve romanların bu konulara nasıl baktığı irdelenmiştir.

Son zamanlarda büyük bir ivme kazanan ka­dın araştırmaları alanının en çok üzerinde durduğu Ortadoğu ve Kuzey Afrika Arap ülkeleri kadınları­nın zor yaşam koşulları ve toplumsal konumlarıyla ilgili çalışmalarına ışık tutacağını düşündüğümüz bu çalışmanın bazı eksiklikleri olması doğaldır. Zira yirmi iki Arap ülkesinin her birinde çok sayıda ka­dın yazar ve bu yazarlara ait oldukça fazla roman ve hikâyenin varlığı söz konusudur. Birkaç hikâye ve romanla Arap coğrafyası kadınlarının yaşadığı sorunları tümüyle anlamak mümkün olmayacağın­dan biz bu çalışmada kadın sorunlarına eğilmeleri bakımından Mısırlı Emîne es-Sa’îd, Sûfî Abdullah, Su’âd Zuheyr, Nevâl es-Sa’dâvî, Latîfe ez-Zeyyât, İnâyet ez-Zeyyât, Elîfe Rıf’at, Hâle el-Bedrî, Randa Abdulfettâh; Lübnanlı Leylâ Ba’albekî, Hanân eş-Şeyh; Suriyeli Colette el-Hûrî, Ulfet el-İdlibî, Selvâ en-Nu’aymî; Ürdünlü Fadia Faqir, Filistinli Seher Halîfe, Liyâne Bedr, Leila Al Atrash, Sâmiye ‘At’ût; Kuveytli Hayfâ Hâşim, Fevziye Râşid; Tunuslu Leylâ el-Usmân; Yemenli Remziye Abbâs el-İryânî; Sudanlı Leyla Eboulala ve Somalili Waris Dirie gibi yirmi beş kadın yazara ait yaklaşık otuz roman ve otuz öyküye yer verdik. Burada ele alınan yazarla­rın ve eserlerin seçilmesi bağlamında herhangi bir bölge ya da yazar ayrımı gözetmeksizin, eserleri­ne ulaşabildiğimiz bazı kadın yazarların bir veya birkaç çalışmasına yer vermeye çalıştık. Ayrıca ele alınan roman ve öykülerde Arap kadını için hayati önem arzeden sorunlar olarak dikkat çeken konula­ra göre belirlediğimiz alt başlıklara uygunluğu te­mel kriter olarak belirleyip bu alt başlıklara uygun temaları irdeledik.

Belinenen temalara ait ana ve alt başlıklar şu şekildedir:

GİRİŞ

Modern Arap Dünyasında Öncü Kadınlar Ve İlk Kadın Hareketleri

Sessizliğin Sesi Olma Yolunda İlk Kadın Yazarlar

1. BÖLÜM

KADERLE KEDER MENGENESİNDE SIKIŞTIRILAN GELENEKSEL KADIN

Sen Sadece Bir Kızsın: Doğumla Aşılanan Aşağılık Cins Bilinci

Genital Sünnet: Bir Cinsi Yüceltirken Diğer Cinsi Aşağılayan Ortak Bir Ritüel

Israrla Gizlenen Musibet: İşlenmemiş Günahın Kanlı Cezası

İnce Bir Zarla Mühürlenen İffet: Mühür Yoksa Yaşama Şansın da Yoktur

Anne Okulunun Usul Dersleri: Erkek Kadının Tanrısıdır Veya Düzenin Devamlılığı Esastır

Zor Seçim Kolay Karar: En Uygun Eşi Ebeveyn Bilir

Telli-Duvaklı Kurban: Gelinlikle Girdiğin Evden Ancak Kefenle Çıkarsın

Kıraç Tarla / Boş Namlu: Çocuk Doğuramazsan Sen Bir Hiçsin

İlahi Hükmün İnsani Kılıfı: Gücünün Yettiği Kadar Kadın Erkeğe Helaldir

Amansız Uzlet Prangası: Cennet Karşılığında Dört Duvar Arasına Gömülen Yaşamlar

Aklın İflası Bedenin İnfazı: “İlk Taşı Günahsız Olanınız Atsın”

Taciz-Tecavüz Travması: Küçük Bedenleri Yoklayan Kokuşmuş Eller

Çocuk Gelinin Son Oyunu: “Aç Koynunu Ben Geldim”

2.BÖLÜM

MUTLAK İTAAT GEBELİĞİNDEN MİLİTAN DOĞURAN İSYANKÂR KADIN

İlk Aşk Tek Mutluluk: Özlemle Yâd Edilen Tatlı Bir Düş

Bedenini Keşfetme Merakı: Yaptırımı Ağır Zamansız Bir Hata

Yafa Portakalı ve Göbeği: Anne-Kız İlişkisinde Müzmin Kıskançlık

Nefrete Dönüşen Elektra Kompleksi: Baba Kız İlişkisinde Beklenen Son

Semavi İkaz: Kaburga Kemiği Baskıya Gelmez/Kırılmanın İlk Çatırtısı

Köreltilmiş Arzuların Yıkımı: Kahrolsun Kadın Bedenim

Bastırılmış Acıların İfrazatı: Yaşasın Erkek Düşmanlığı

Cindrella Kompleksi: “Beyaz Atlı Prens”le Zindanda Yaşamak

Sığınak Arayışı: Baskı-Bunalım-Kaçış Üçleminde Bir Kısır Döngü

Kapalı Kapılar Ardında “Hayvanlaşan” Erkeklik: Erkeğin Gözünde Kadın Sadece Ettir

3.BÖLÜM

KADERİ KUDRETE KEDERİ HAZZA DÖNÜŞTÜREN ÖZGÜR KADIN

Savaşın Kadınları: Ulusal Kimlik Yoksa Birey de Yok

Özgür Seçim: Hayat Arkadaşımı Babam Değil Ben Seçerim

Bedenin Saplantısı Ruhun Çıkmazı: Erkeğe Lutûf Kadına Zulûm Edilen Cinsellik

Aldatmanın Dayanılmaz Hafifliği: Kör Kuyuda Aranan Mutluluk Silüeti

Fıtratın Kıskacı: İnanç ve Örtünme İhtiyacı

“Çocuk da Yaparım Kariyer de”: Kendini Gerçekleştirme Mücadelesinin Son Raundu

http://www.kitapyurdu.com/kitap/cagdas-arap-kadin-anlatilarinda-kadinin-kimlik-arayisi/404142.html&filter_name=YUSUF%20K%C3%96%C5%9EEL%C4%B0

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 181
Kayıt tarihi
: 22.11.12
 
 

1973 yılında Kilis'te doğdum. Atatürk Üniversitesi Doğu Dilleri ve Edebiyatı bölümünde lisans, yü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster