Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '09

 
Kategori
Gezi Rehberleri
Okunma Sayısı
1646
 

Çağdaş Hezarfen

Çağdaş Hezarfen
 

Bundan tam tamına 400 yıl önce, 1609 yılında doğmuş Hezarfen Ahmet Çelebi. Leonardo Da Vinci’nin de uçma konusunda kendisine örnek aldığı, 10. yüzyıl Türk bilginlerinden İsmail Cevheri’yi incelemeye başlamış. Kuşların nasıl uçtuklarına çok kafa yorup, çok şey öğrenmiş. Uçacağı kanatlarının sağlamlığını ölçmek için de Okmeydanı’nda bir sürü denemeler yapmış.

1632 yılında havanın lodos olduğu bir günde çıkmış Galata kulesine. Takmış kanatlarını ve denizin üzerinden süzülüvermiş taa karşı Üsküdar’ın tepelerine.

Evliya Çelebi dışında hiç kimse bu uçuşu bir yerlere yazmayı, notlarını kaydetmeyi akıl edemese de, dilden dile, gönülden gönüle bu güne kadar ulaşmış, Dünyanın bu ilk uçan adamının başarısı.

1623-1640 yılları arasında saltanat süren lV. Murat’ da bu uçuşu, Sinan Paşa köşkünden seyretmekle kalmayıp, Hezarfen Ahmet Çelebi’yi bir kese altın ile ödüllendirmiş.

Aradan 400 yıl geçmiş. Türkiye’de adamın biri yeniden heves sarmış bu işe. Yurt dışı gezilerinden birinde tanıştığı yamaç paraşütü sporunun Türkiye’ye getirilmesine, yanındaki bir elin parmakları kadar az arkadaşıyla öncü olmuş. İstanbul, Çatalca, Bolu derken Fethiye Ölüdeniz’i keşfedip, ülke turizmine ve dünyada bu sporu yapan insanlara hediye etmişler burasını.

Hem de kendilerini Babadağ’ın 1700 metre tepesine çıkartan muhtar da dâhil herkesin “kim bu deliler” diyen bakışları arasında.

2007 yılında bir gün halasının öldüğünü duymuş bu adam. Cenazesine katılmak için de uzun yıllardır gelmediği memleketi Bayramören’e gelmiş. Memleketin insanlarından kimi tanımış, kimi tanıyamadan bakmış.

Bayramören’in “insanın canlı canlı yatasının geldiği” güzel mezarlığında “Ben Tahsin Tekin’im, bir tarafım Atkaracalarlı olsa da, bir tarafım buralı” diye kendini tanıtırken, aslında karşıdaki Gürgenli dağının tepelerine bakıyormuş.

O gün bitmek bilmemiş Tahsin Tekin’e. Bir an önce hem kasvetli havadan uzaklaşmak hem de, keşfettiği bu yeri arkadaşlarıyla paylaşmak için can atmış. İstanbul’a iner inmez de, yorulmak bıkmak bilmeden anlattıkça anlatmış Bayramören’i.

“Hayırla şer kardeştir” derler ya eskiler, işte öyle başlamış bu hikâye.

Aynı yılın Eylül ayında, yanındaki sekiz arkadaşıyla beraber gelmişler bu kez. Arkadaşları da aynı kanıya varıp “Burası uçmak için ideal” deyiverince, iki deneyimli arkadaşlarıyla uçmuşlar. Hem de 2.200 metrede. Hem de on kilometre.

45 dakikalık uğraş sonrasında zorla inebildikleri Bayramören’de “Bütün ömrü paraşüttür” dediği arkadaşı Semih Sayır’la, o anda karar vermişler “Burada bir yarışma düzenleyip, Türkiye rekorlarını kırmaya.”

Kararlı ve azimli olmanın meyvelerini 22-24 Ağustos 2008 tarihinde yapılan yarışmalar sonunda almışlar. Yaklaşık yüz paraşütçü katılmış bu yarışmalara. Tüm katılımcılar “Biz Bayramören gibi bir yerde daha önce hiç uçmadık” diyerek vermişler ödüllerini.

Bu büyük ödülü alıp üstüne yatmak varken, hedeflerini büyütmüşler. Gözlerini bu kez Uluslar arası bir yarışmaya dikmişler.

Dosyalar hazırlamış, koltuğunun altına aldığı bu dosyalarla Brezilya’ya uçmuş Semih Sayır. Brezilya’da hem Bayramören’i Dünya Kupası ayaklarından biri yapmış, hem de ikinci başkan olarak dönmüş ülkeye.

Kolları sıvayan ekip, bu kez 12-16 Ağustos 2009 da yapmayı planlamışlar Uluslar-arası Bayramören Yamaç Paraşütü yarışmasını. (Paragliding World Cup ön ayağı ve Türkiye Şampiyonası 2. ayağı)

Şimdiden de tüm Dünyadan 150 sporcunun kaydını yapmışlar.

İşin geçen yılını bilenlerle, uzmanlarının dediğine bakılırsa, bu yıl beş binden fazla yerli ve yabancı turistin gelmesi bekleniyormuş Bayramören’e.

Bayramören’ ki, 760 kişilik nüfusuyla Türkiye’nin en küçük ilçesi.

Kendi başına altından kalkması mümkün olmayan, ( boyundan büyük) işlere soyunan küçük ama sevimli ilçe.

Giriştiği boyundan büyük işleri başarıyla yapıp, ününü tüm dünyaya duyurmayı, yeşillikler içinde, deresi, balı, bağları ve balığıyla tanınmayı bekleyen ilçe.

Alıç köyü yamaçlarından uçuşa geçecek paraşütler sayesinde sadece kendisini değil, tüm Çankırı’yı uçuracağından kimsenin kuşkusunun olmadığı ilçe.

Çankırı’yı uçuracak bu yarışmalara ilgisiz kalan Bayramörenli etkin ve yetkin isimlerle, bu ilin atanmış ve seçilmişlerinin duyarsızlıklarına anlam veremeyen ilçe.

Çankırı’nın kalkınması için gecesini gündüzüne kattığını iddia edenlerin görmezden geldikleri, en büyüğünden en küçüğüne tüm atanmışların “başımıza iş çıkartmayın” gözüyle baktıkları, seçilmişlerin kendilerine “angarya” olarak gördükleri, devasa bir proje ve bu projenin yaşam bulacağı, ilin en kuzey ucundaki, sevimli ve küçük ilçe.

Bu ilçede doğup büyüdüğüyle haklı olarak övünç duyan Sayın Bakanımızın candan kucaklamadığı, milletvekillerimizin benimsemedikleri, gideniyle-geleniyle il Valilerimizin sıcak bakmamaya inat ettikleri, Dünya çapındaki bu yarışmanın ev sahibi Bayramören.

Organizasyon tarihi yaklaştıkça ne Bayramören’de ne Çankırı’da en ufak kıpırtıda bulunulmaması ve sözüm ona ziyarete gelen yetkililerin söylemlerinin “kem-küm” den öte gitmemesi yanında, öksüz bırakılması için sanki gizli çabaların harcandığı bu projenin yaşama geçmesi için didinen, kahraman Tahsin Tekin ve arkadaşlarıyla, Bayramörenliler ve içten Çankırılılar.

Köy konağını görünce “buna ne gerek vardı” diyen valiye, “Bizim paraşütçülerin soyunma odası olur begim” diyen Alıçlı köylüm. “Bizim paraşütçüler” diyerek olayı sahiplenen köylüm.

Tahsin Tekin ve arkadaşlarıyla, bu işe gönül vermiş hiç kimse, bunun karşılığında IV. Murat’ın Hezarfen Ahmet Çelebiye verdiği kese kese altınlardan istemiyorlar.

Ama yine IV. Murat’ın etrafındaki dalkavuklara ve yobazlara uyarak Hezarfen Ahmet Çelebi’yi Cezayir’e sürgün ettiği gibi bir cezayı ne Çankırı’nın, ne Bayramören’in ne de bu projeye inanmış yöre insanlarının hak ettiklerine de inanmıyorlar.

Orta ilçesine yapılacak termik santralin doğaya ve tüm bölge insanına vereceği zararı önemsemeyenlerin, atlayış pisti yapımı için tepeden alınacak bir kürek toprağa karşı çıkmalarını anlamakta zorlanıyorlar.

Zorlansalar da, “seçilmişler de, atanmışlar da bir gün buraları unutacaklardır. Ama bizler ve paraşütçüler kuşaklar boyu bu tepelerde yaşayıp, bu yeşillikler de turizmin dumansız bacalarını tüttüreceğiz” deyip;

Etkili ve de yetkili herkese, “olsanız da olmasanız da, verseniz de vermeseniz de, gelseniz de gelmeseniz de, biz Bayramören olarak bu organizasyonu alnımızın akıyla gerçekleştireceğiz. Gelenleri kuş tüyü yataklarda yatıramazsak yere yatak sereceğiz, deve kesemezsek kümesteki son tavuğumuzu keseceğiz, keşkek dövüp üzüm hoşafı ikram edecek, ama bu işi, GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ.” Diyorlar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 825
Kayıt tarihi
: 22.02.09
 
 

1957 Çankırı Kurşunlu doğumluyum. Yıllarca yaptığım Mali Müşavirlik ve ticari yaşantıma son vermi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster