Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '13

 
Kategori
Dünya Kadınlar Günü
Okunma Sayısı
541
 

Çağdaş kadın kimdir?

Çağdaş kadın kimdir?
 

"8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü" nedeniyle, Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) Milas Şubesi'nin Milas Belediyesi'yle ortaklaşa düzenlediği "Çağdaş Türk Kadını Yaşam Deneyimleri" konulu söyleşi, Milas Belediyesi Düğün Salonu'nda gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü (Sunucuğuluğunu / yöneticiliğini) üstlendiğim söyleşinin sonunda kısa bir konuşma da yaptım.

Söyleşinin konuk konuşmacıları; köy enstitülerinin ilk mezunlarından birbirinden değerli üç eğitimci; Cemile Temizel, Fatma Meriç, Huriye Saraç'tı. CKD Şube Başkanı Gülden Sökelioğlu da konuşmacılar arasındaydı. "Nur Yüzlü" eğitim emekçisi konuklarımızın anlattıkları, deneyimleri, izleyiciler için hayli ilginç ve öğreticiydi. O yılların ve görev yaptıkları yerlerin "olanaksızlıkları"na karşın, görev aşkı, vatan, insan ve çocuk sevgisiyle, fedakarlıkla yaptıkları, başardıkları destansı öyküler gibi...

"Sus küçüğün, söz büyüğün" deyişinden yola çıkarak, daha güncel konuları işleyen "Çağdaş kadın kimdir?" başlıklı konuşmamı söyleşinin sonuna sakladım:

***

Bugüne yalnızca "Kadınlar Günü" demek yeterli değil; "Çalışan Kadınlar Günü" de eksik kalır. Çünkü, iş ve meslek sahibi olmasa da ev kadınları da "Emekçi"dir.

Bu tür yıldönümleri, kadının sorunlarının ve haklarının gündeme gelmesinden ötürü, kadın haklarının kazanımı uğruna büyük bedeller, hatta canlarını ödemiş hemcinslerimizin ve Mustafa Kemal Atatürk gibi kadın haklarının kazanımı, kadın-erkek eşitliği yönünde atılımlar yapanların anılması açısından önemlidir.

Tüm insanların eşitliğinden ve insan haklarından sözeden herkesin, kadın-erkek eşitliği ve kadın hakları için de savaşması gerekir. Çünkü, kadın her şeyden önce insandır. Kadının diğer önemli vasfı ise analığıdır. Bu öyle önemli bir vasıftır ki; Allah kadının biyolojisini, metabolizmasını buna uygun yaratmıştır. Ayrıca, tıp bilimi kadınların biyolojik yapısının erkeğinkinden çok daha karışık ve gelişmiş olduğunu gösteriyor. Aslında analık kadının yüreğinde ve zihnindedir. Kendisi doğurmasa da bir çocuğa öz anasıymış gibi analık yapabilir...

Bir erkek psikolog dostum, "Kadın çok güçlü bir varlıktır. Hele ana olan kadının gücüne bir erkek asla yetişemez" demişti. Buna; kendi yaşam deneyimlerimden ötürü de inanıyorum. Ancak, bazen içinde bulunduğumuz koşullar, yaşadıklarımız yüzünden (İşsiz, eşsiz, parasız kalmak, bir yakınımızı yitirmek, şiddet görmek gibi nedenlerle), basiretimizin bağlandığı, kendimizi güçsüz ve çaresiz duyumsadığımız dönemler olabilir. İşte bu zamanlar doğru kişi ve kurumlardan yardım alabilmeli, bizler de hemcinslerimize yardım elini uzatabilmeliyiz.

Birkaç hafta önce "Sanatçı" diyemeyeceğim bir "Ünlü", "Akıllı kadın dayak yemez" dedi. Yani, "Bazı kadınlar kaşınıyormuş..." Bu kadının zekası, kişiliği hakkında değerlendirme yapmaksızın, gerçeklerden ve halktan kopuk, empati duygusu gelişmemiş ya da erkeklerden yana gelişmiş diyebilirim.

2000'li yılların başında Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Türkiye genelinde yaptırdığı araştırma sonuçlarını içeren "Suç İstatistikleri Raporu" elime geçmişti. Çarpıcı bir sonuç dikkatimi çekti: Kadının suç işleme oranı erkeklere kıyasla çok düşük (Rakamları şimdi anımsamıyorum ama, biri yüzde 70'lerdeyken, diğeri yüzde 7 gibiydi), ama kadınların en çok işlediği suç cinayet! Ve oran azımsanmayacak ölçüde. Psikiyatristlerden ve İzmir Barosu Kadın Komisyonu üyesi avukatlardan aldığım bilgileri de katarak yaptığım haber, çalıştığım gazetede baş sayfada manşet oldu. Bizde "Öldüren mi kanlı öldürten mi" diye bir söz var... Kadın toplum baskısı, ailenin sahip çıkmaması, ekonomik özgürlüğünün bulunmaması, psikolojik travmalar, yardım bulamaması ve başka nedenlerle kendisini o denli çaresiz duyumsuyor ki, kendisine şiddet uygulayanı öldürüyor. Yoksa, belki intihar etmek zorunda kalacak... Bu nedenle hapise giren kadınlar, orayı bile yaşadıkları şiddet ortamına yeğler duruma geliyor. Televizyon programıma telefonla katılan bir kadın izleyici, kocasını bıçakla öldürdüğünü ve meşru müdafaa sayıldığı için beraat ettiğini anlattı.

Kadın korunmasız

Aile ve Kadından Sorumlu Bakanlık kurulalı yıllar oldu. Ailenin Korunması Yasası, yeni Medeni Yasa yürürlüğü gireli 10 yılı geçti. Ama, devlet, ilgili kurum ve kuruluşlar, yargı, emniyet güçleri kadınları koruyamıyor ne yazık ki! Sığınma evleri yetersiz, insanlar bilgisiz ve bilinçsiz, insani değerler, yardım duyguları körelmiş, kadın erkek bazı beyinlerdeki örümcek ağları temizlenmemiş...

Çağdaşlık bence zamansal bir kavram değil. Geçmişte ve gelecekte, insan hakları, eşitlik, adalet, özgürlük, demokrasi, yardımlaşma, insansevgisi gibi değerleri benimsemek, benimsetmek, uygulamak ve uygulatmak adına savaşmaktır çağdaşlık. Böyle bireyler yetiştirebilmektir. O zaman "çağdaş" diye nitelendirilen biz kadınlara düşen görev; bilgilenmek, bilgilendirmek, ayaklarımız üzerinde durmak, güçlü olmak, haklarımızı korumak, haksızlığa karşı durmak, başkalarına yardım elini uzatmak, onun derdini, kendi ekmeğimizi paylaşabilmektir. Bu da giyimle kuşamla, gezip tozmayla olmaz.

Daha birkaç gün önce Diyarbakır'da babası tarafından öldürülen gencecik bir kadınla ilgili haberi izledik. Ailesi cenazesine katılmadığı için, oradaki kadın örgütleri ve Belediye Başkanı Osman Baydemir cenazesini kaldırmış. Asıl yapılması gereken kadının öldürülmesini önleyebilmek, öldüğünde ailesinin de cenazeye katılıp ağıtlar yakmasını sağlamak olmalıydı. O kadının anası nasıl bir anadır? "Analar ağlamasın"mış! Siz yüzlerce yıldır kültürünüzdeki şiddeti kışkırtan, özendiren, hatta yücelten, kadını aşağılayan, baskı altında tutan izleri yok edemedikçe; şiddete, intihara, töre cinayetlerine, sonra da teröre ananızı, kardeşinizi, kızınızı kurban vermeyi sürdürdükçe, boşuna kimsenin ardından timsah göz yaşı dökmeyin. Kimse sizin içtenliğinize inanmaz.

Din dahil, her türlü manevi değer üzerinden siyaset ve prim yapmanlara nasıl kızıyorsam, kadın üzerinden siyaset yapanlara daha çok kızıyorum.

Ben "Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır" sözünü de oldum olası sevmem. Doğrusu; "Her başarılı kadının ya da erkeğin yanında, ona destek veren, onunla omuz omuza, yan yana yol alan bir kadın ya da erkek vardır" diyebilmektir.

Olduğu yerde sayan, geriye giden değil; ileriye, çağın da ilerisine, aydınlığa, Hakk'a doğru yürüyebilen, varan kadınlar olmamızı dilerim.

Teşekkürler, sevgi ve saygılar,

 

Gülçin ERŞEN – 8 Mart 2013 / Milas

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 101
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 811
Kayıt tarihi
: 06.07.11
 
 

Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu (İletişim Fakültesi) Radyo ve Televizyon Bölümü mezun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster