Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Şubat '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
153
 

Çağdaş ve dindar nesiller

Çağdaş ve dindar nesiller istiyormuş Başbakanımız

Düşündüm, başbakanımız çağdaş derken neyi kast etmiş olabilir, çağdaşlıktan ne anlıyordur diye, ama samimi söylüyorum içinden çıkamadım.

Çağdaşlık onun için “aynı çağda yaşamak” dışında ne ifade eder, merak ediyorum doğrusu.

Kravat takmak mı, takım elbise giymek mi?

Yok yok, öyle olsa, en azından “çağa uygun giyinmek” onun için bir değer ifade ederdi ki bunun böyle olmadığını okullardaki kılık kıyafet konusundaki tutumundan biliyoruz. Bazı kıyafetlerin çağ dışı kalabileceği gibi bir fikir örtüşmez başbakanımızın kafasındakilerle.

Bilgisayar kullanan mı, otomobile, uçağa binen gençlik mi?

Yahu bırakın, alay etmeyin adamla. Başbakanın bu kadar sığ bir beklentisi olabilir mi yetişen nesillerden? Hiç görmediğim rahmetli anneannem bile daha içi dolu nasihatler verirdi muhakkak gençlere, koca Başbakandan bu beklenir mi?

Acaba çağdaş davranış şekillerini kast etmiş olabilir mi başbakan. Yani selam veriş, yemek yiyiş şeklimiz falan. Ama Başbakanın hiçbir davranış tarzından böyle bir gözlem edinmedim. Aksine ben onun sabahları “selamün aleyküm, veya “sabah şerifler hayır olsun” dururken “günaydın” diyeceğini ve gençlerden bunu bekleyeceğini hayal bile edemiyorum.

Eh, çok şükür yer sofrası etrafında bağdaş kurarak yemekten, sandalyeye masaya terfi etmiş görünüyor başbakanımız ama, kızdırmayın kafasını, hemen bir polemik konusu yaratıp yer sofrası etrafında bağdaş kurarak yiyenlerin içine dahil ediverir kendisini ve de bunu hemen oya tahvil eder, hiç kuşkunuz olmasın.    

Gördüğünüz gibi Başbakanı anlamakta müşkülüm var, ama, hadi diyelim ki bunlar “şekilsel” konulardır, zarfa değil mazrufa bakmak gerekir.

Yani, gençlerin iç dünyasında, inanç dünyasında çağdaş olmasını kast etmiştir Başbakan desek, bu hiç olmaz.

Hangi inanç kriterinin bir milim yerinden oynamasına izin verildi bu coğrafyada beş – altı yüz yıldır ki şimdi bu yolda bir beklenti olsun. Bazı şeyler nasıl geldiyse öyle gider.

Böyle bir beklenti yok mudur, vardır, hatta böyle bir gereklilik vardır, ama, böyle bir niyet onda olmaz. Böyle bir çağdaşlaşma, çağa ayak uydurma, bir muhafazakârdan beklenmez.

Bu da olmaz, hem de “en olmazı” budur

Görüyorsunuz, Başbakanımızın “çağdaş” gençlik istiyorum derken ne kastettiğini, ne düşündüğünü bulamadım.

Ama Başbakana “çaşdaş ve dindar” derken ne anladığı, ne kast ettiği sorulsa neler söyleyeceğini hemen hemen kestirebiliyorum.

Önce, bu “çağdaş” kelimesine kendi sözlüğünde bir tanım yaptıracaktır. Çünkü, bazı kavramlar var ki hiç hoşa gitmese de, antipatik bulunsa da karşı koyulamıyor popülizm gereği.

Özgürlük gibi, demokrasi gibi, Atatürk gibi.

Bunların hiç biri önceliklerinde olmadığı gibi umurlarında da değildir. Ama karşı olunmakta “politik açıdan” yarar yoktur onlar için.

Bu da mı sorun, kendine bağlı memurların yargıdan muaf çalışması için şıppadak kanun çıkaran Başbakan, bir sözcükle mi baş edemeyecek? Değiştirir anlamını olur biter. Kanunla fay hattının yerini bile değiştirir, demokrasi yok mu, kabul edenler, etmeyenler. Kabul edilmiştir.

Ama eğer böyle bir polemiğe girecek ruh halinde değilse der ki; “Sizin zeka ve mantığınız hem çağdaş hem dindar nasıl olunur bunu anlamaya yetmez. Bunları böyle açarak ve irdeleyerek bize tuzaklar hazırlıyorsunuz ama biz bu tuzaklara düşmeyiz”.

Bu konu da halkın hayal gücüne bırakılır ve halledilmiş olur.  

Başbakana naçizane hatırlatmak istediğim bir şey var, ki bu “yapıcı” bir hatırlatmadır; Orta çağda güneş dünyanın etrafında değil, dünya güneşin etrafında dönüyor diyen Galilé ile, onu idam ile yargılayan engizisyon hakimleri de aynı çağda yaşıyordular, ama birbirine göre çağdaş değillerdi. Başbakan çağdaşlıktan neyi kastediyorsa etsin, lütfen bu örneği göz önüne alsın. Galilé mi oluyor, yoksa engizisyon hakimi mi buna iyi karar versin.  

Sosyolojik olarak çağdaş kavramı, çağın gereklerinden ve özellikle de değerlerinden, değer yargılarından bağımsız olarak algılanırsa içi boşalmış olur. Bu değerlerin de en gelişmişi ve ilerisi nerede varsa standart odur. Yahudilere göre, Çinlilere göre, kadınlara, güneylilere, beyazlara, Şafilere göre diye sınıflandırılamaz.

Yirmibirinci asrın değerleri hoşgörü, eşitlik ve özgürlüklerdir. Bunlardan herhangi birisi ile şu veya bu nedenle sorunu olanlar özünde çağdaş olamaz.  

Unutulmaması gereken şu ki; özgürlükler, çağın değerlerini kısmen veya toptan yok etmek veya başkalarının özgürlüklerini kısıtlamak için kullanılamaz. Demokrasinin en önemli erdemi azınlık haklarını korumaktır.

“Ee, demokrasi yok mu” diyecekler için peşin olarak söyledim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Demokrasinin en önemli erdemi azınlık haklarını korumaktır" varsayımına neye dayanarak ulaştığınızı anlayamadım. Ben dünyada azınlık haklarının korunduğu hiç bir ülke tanımıyorum. Demokrasinin kuralları dünyanın bütün ülkelerinde aynıdır. Demokratik kararlar, Parlamentolardan tutun, anayasa mahkemelerine, Birleşmiş Milletlere kadar her yerde çoğunluk oylarıyla alınır. Azınlık oylarıyla kabul edilmiş tek bir demokratik karar örneği gösterebilir misiniz? Sevgiler ve selamlar

Matilla 
 04.03.2012 8:31
Cevap :
Kararlar çoğunluğa göre alınır ama dimağların peşin yargılı, kompleksli, hoşgörüsüz olduğu ortamlarda çoğunluğun "demokratik yöntemlerle" azınlığı yok etmesi işten değildir. Unutmayın ki Naziler iktidara seçimle geldi. Korunmaya ihtiyacı olan çoğunluk değildir, çünkü demokraside çoğunluk zaten kararları alan olarak güçlüdür. Yerleşmiş ve geleneği olan tüm batı demokrasilerinde resmi tavır azınlıkları ve azınlık haklarını kollamaya yöneliktir. Olamadığı durumlar da o toplumların ayıbıdır. Elbette ki azınlığın içinde yaklaşım biçimi düşmanca ve düşmanlıkları körükleyecek tarzda unsurların çok güçlü olmadığını var sayıyorum. Aksi halde bu unsurların kendi toplumlarına tepki çekmesi ve sorunun içinden çıkılmaz hale dönüşmesi çok kolaydır. Katkınıza teşekkür ederim  18.03.2012 8:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 181
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 2069
Kayıt tarihi
: 28.06.06
 
 

İnsanın kendini anlatması zor, gereksiz de! Yaptığı işlere bakmak yeter, ne gerek var fazla i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster