Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
736
 

Çağları değiştiren yazılar/ yaş

Çağları değiştiren yazılar/ yaş
 

Kerim Korkut batılı elinin tersiyle itiyor: Ben var oldukça bu topraklarda her zaman hakkın, haklının ve doğrunun hükmü sürecek. Bedenimi kötülere, kötülüklere set yapacağım. 

 

İnsanlara yaşlarını hatırlatmak onları kesinlikle üzüyordur. Çocuksa büyümedim, büyükse yaşlıyım diye. Peki de biz insanlara yaşlarını niye hatırlatırız? Buna mecbur muyuz, yoksa bir faydası mı var? Kimliğimizde doğum tarihimiz yazılı. Hangi amaçla? Sadece biz bilsek. Hatta biz kendimiz bile bilmesek. Ne zaman doğduğumuzun, kaç yaşında öldüğümüzün ne önemi var? Kimlikteki bu yaşımıza bakarak hayatımızı kısıtladığımızdan haberiniz var mı? Adam 60’ına değdikten sonra zamanım kalmadı diye hayatı bırakıyor. Hani diyorum ki yaş konusu gizli bir şifreyle sadece devletin kayıtlarında yer alsa. Kimse ne zaman doğduğunu, kaç yaşında olduğunu bilmese. Ayrıca ölüm durumunda tarih konmasa. 

Belli bir yaşta öleceğimizi kim söylüyor? Şu abuk sabuk mezarlıkları bana ölçü olarak göstermeyin. Aptalca yaşamış insanların içler acısı tablosu var o mezarlıklarda. Üzülsek mi kızsak mı bilmiyoruz. Mezar taşlarını görünce gözlerinize inanamıyorsunuz. Sanki mezardakiler insan değil tavuk. Üç yaşında ölmüş. Altı aylıkken ölmüş. Doğmadan ölmüş. Ölü doğmuş… Mantıklı bir ömürmüş gibi bir de doğum ve ölüm tarihlerini yazmışlar. Ulan 6 ay yaşamış, ne doğumu, ne ölümü! Sinek bile daha fazla yaşıyor be! 

Bu mezarlıklardaki doğum ve ölüm tarihleriyle Allahın vadesinin bir ilgisi olamaz. Bu olsa olsa aptalların aptalca düşünce ve eylemleriyle belirlenen zıttırıbıttırık bir zaman dilimini gösterir. Uleması gelsin vereyim cevabını. Yel aldı, sel aldı şeklinde bir hayat ve ölüm olamaz. İnsan hayatının belli bir süresi vardır. Üç aşağı beş yukarı herkes bu süreyi yaşar. Salaklar hariç tabii ki! 

Adam mezardakini görüyor, 60 yıl yaşamış. Kendi ellisinde. 10 yılım kaldı diye paniğe kapılıyor. Hiç böyle yaş hesabı yapmam. Tostumu yer beklerim hahahahahaha! Yaşımız başımıza bela! Hayvanın biri kaldırıp bir söz atıyor ortaya: “Çökmüşsün” Hiç yaşlanmayalım o zaman. Elimizde mi lan! Zaman geçiyor, şeklimiz değişiyor. Anlayışla karşılamalıymışız. Kızmamalıymışız. Sakin olmalıymışız. Adam moruk diyor, sakin olacakmışız. Bir kafada indiririm valla! Sana moruk diyor, kendi 50’sinde cartayı çekmiş! Hani moruktum! Sen de koruk oldun, eline sağlık ezrail baba hahahahahaha! 

Yaş konusunda işinize gelmiyorsa dürüst olmayın çünkü soranlar dürüst değiller. Yalan atın. 60 ise 40, 50 ise 30 deyin. Kimliğinize mi bakacaklar? İnanmazlarsa inanmasınlar. Sanki doğru söylediğinizde inanacaklar mı? Şakadan birine 74’üme girdim dedim. Adam daha yaşlı görüyorsun demez mi! Vay hayvan oğlu hayvan! 20 yaş fazla söyledim yetmedi, inandıramadım herifi. Yoluna yürüyemeyen bir adama kaç yaşındasın denir mi? Gözün kör mü, adam yoluna yürüyemiyor işte. Kaçsa kaç, sana ne! Ama Allah’ın bu konuda adaleti çok hoşuma gidiyor. Size böyle dalga geçer gibi yaşınızı başınızı soranlar sizden önce nalları dikiyorlar. 

İnsanları yaş stresinden kurtarmak lazım. Yaş bir insanın durumunu göstermez. İnanmayacaksınız ama 35’inde şarapçı Rıza’yı karısı cinsel yetersizlik nedeniyle dava açıp boşadı. 78’inde bir başka Rıza ise sen bana karılık yapamazsın diye kendisinden 16 yaş küçük kadını kabul etmedi. Siz neyin hesabını yapıyorsunuz? Bir kimsenin durumunu anlamak için kimliğine, yaşına bakan salaktır. Aynada suratınıza bakacağınıza şeyinize bakın! 

İnsanın hayatını kimlikte yazan yaşına göre belirliyorlar. Bu yaşta bunu yapamazsın. Şu yaşta şunu yapamazsın. İnsan hangi yaşta neyi yapamaz? Elbette vardır yapamayacağımız şeyler. Ben elli küsur, askerlik yapıp top oynayabilir miyim? Ama benim yapabileceğim şeyler de var. Hem de azımsanmayacak kadar. Hem de çoğu gençlerin yaptığı şeyler. 20’sinde delikanlı da yapıyor, ben de yapıyorum. Ben şimdi nasıl yaşlı oluyorum, anlamıyorum. 

Ha, 90’a, 100’e merdiven dayamış. İnsanın ne kadar yaşayacağı belli zaten. Yolun sonuna yaklaşmış. Dinç bile olsa yaşlı dersin. 60 yaşında birine nasıl görünürse görünsün yaşlı diyen eğer bunu bilinçli olarak söylüyorsa terbiyesizdir. Kişilerin durumuna bakarak da yaşlı diyemezsin. Belki hastadır, hastalık geçirmiştir, fakirdir kendine bakamıyordur, genetik olarak görünüşü öyledir, hal tavır ve konuşmaları nedeniyle öyle görünüyordur… Sen adamın yaşlı olduğunu nereden biliyorsun? Koştun, arkandan yetişemedi. Hastadır belki. Sen madem gençsin Avcı Musa’nın itine yetişsene! 

Cahil bir ülkede, cahillerin arasında yaşıyorsan, bir de üstelik her hangi bir nedenle görünüşün yaşlıysa… u yedin gitti! Rezil maskara olursun. Madara ederler seni. Yengemin yatağını ayırdığını bile söyler bu cahil köpekler! 

İnsanların cahilliği bitmez ve bu çile, bu stres devam eder. Sizin yaşınızı soranlar bilgisiz insanlardır. Size yaşlı diyenler kültürsüz, bilgisiz insanlardır. Ama bir yandan da ülkenin yarısı böyle. Sokağa çıkıyorsunuz eve dönünceye kadar 10 tane abi, 20 tane dayı, 30 tane amca, bir o kadar dede duyuyor; iliklerinize kadar sinir stresle doluyorsunuz. Bilgisiz kültürsüz şehir ayıları sizi sokağa çıktığınıza pişman ediyor. 30 yaşındaki biri sadece çocukların abisidir. 20 yaşında biri hiçbir şekilde abi(doğal ağabeylik ayrı) değildir. Dayı serserilere denir. Bir adama dayı demek ona hakarettir. 40 yaşında birine amca diyen, adama düpedüz küfür ediyordur. 50 yaşında dede olmaz. 50 yaşında birine dede diyen kimse (kendi gerçek dedesi değilse) akıldan noksandır. 

Bu cehalet maskaralığından kadınlar erkekler kadar mağdur değiller. Çok ekstrem boynuzlu öküzler orta yaşlı kadınlara teyze diyorlar. Ama abla sözü çok yaygın. Kadınlar nedense bu hitabı seviyorlar sanki. Bu nedenle bu söz hakaret olmuyor. Ama özellikle bazı cahil kadınların söyledikleri, erkekleri aşağılayan (amca, dayı, dede) leri o kadar bilinçsiz ve terbiyesizce söyleniyor ki insanı kanser ediyor. Benim şahit olduğum bir olayda 58 yaşında buruşuk yüzlü bir kadın 52 yaşında adama amca demişti. Bu rastgele söylenmiş bir hitap değil yanlış oluşmuş bir bilincin sonucuydu. Kadınlar için 50 yaşın üzerindeki erkekler ( üstelik bir de fakir, bakımsız ve önemsiz biriyse) yaşlı olarak algılanıyor. Kadın için fakir erkek 50 yaşının üzerindeyse yaşlıdır. Kadın için fakir erkeğin yaşı en fazla 40 olacak. Kadınlar için 50 yaşında zengin gençtir. 60 yaşında mevki sahibi, şöhretli erkek gençtir. Hepsi bir arada 70 yaşında erkek kadın için hala gençtir. Ama 50 yaşında fakir ve bakımsız erkeğe cahili okumuşu, köylüsü, şehirlisi bütün kadınlar amca der, onu yaşlı görürler. Nüfus kâğıdına bile bakmazlar. 

Bir de içimizde hastalar var. Adam diyor ki “Sabaha çıkmaya senedin var mı” Ben bu adamı boğarak öldürürüm! Ne senedi be! İnsanları saçma sapan bir ölüm tribine sokmuşsunuz! Sizlere bir yerlerden haber mi geliyor? Ansızın ölenlerin hayatına bakın; ya bir hata vardır ya da bir aptallık! Bir kazan çorba yemek de hatadır. Senin karnın keşkek kazanı mı? Hiçbir şey yapmadım, öldüm! Cigara bile içmedim, öldüm! Bin tane ölüm nedeni var. Yapmışsındır birisini. Azrail’e bahane bulacağına hayatını sorgula! 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hüzün buruk keyifli her ne olursa olsun, dolu dolu yaşanmış yıllar anıların deposudur, anlat anlat bitmez. Yaşanmamış yıllar küflenmiş boş zaman depolarıdır, dehliz gibidir. Benim 100 Milyon $ serveti olan bir ahbabım var, bana sen benden zenginsin ve ölürken gözün açık gitmez, yaşadıklarını öbür taraftada anlatırsın diyor. Kendinin de ne burada ne orada anlatacağı bir şey olmadığı gibi ölürken bırakacağı mirasın nasıl rezile dileceği merakın mezar ona herkesten dar gelecekmiş. Tabii ki sizin de hayalleriniz bu dünyaya sığamayacak kadar çoktur. Özetle esas olan anın hakkını verebilmektir. Keyifler Selamlar...

Kadri KANPAK 
 11.09.2011 23:10
Cevap :
Çok popüler bir bakış açısı bu, bildiğim kadarıyla. Vehbi Koç'un fakirle soğan hikayesi... Doğru elbette.Yaşanmışlıklar ne kadar fazlaysa hayat o kadar anlamlı oluyor.Hayatı basit yaşayan insanlar daha mutlu. Ben biraz aç gözüm. Öğütle doymuyorum.  12.09.2011 16:52
 

Her babayiğidin harcı değildir. Okumuş cahillerle sarılı çevrede, sizi birileri çok kızdırmış anlaşılan. Öyle diyenlere aldırmayın. Bana yaşımı soranlara, ne kadar gösterdiğimi soruyorum! Bu yanılgılarda yanımızdakiler de etken olabilir. Oğlum deyince herkes şaşırıyor. Dert etmeyiniz, alışkanlıklar zor değişir. Yine de bu yazı birkaç deniz yıldızını kurtarmış gibi oldu. Esenlik, huzur dolu nice bayramlara erişmeniz dileğiyle...

Ayten Dirier 
 07.09.2011 1:06
Cevap :
Ayten hanım merhabalar olsun efendim.Bu isyanlar elbette benim hayatımla da ilgili ama yine de bu konuda ortada yaygın bir sorun olduğunu düşünüyorum.  09.09.2011 11:05
 

Ne mutlu kerim Korkut'a. Böylesi bir zamanda, böyle bir yüreklilik göstermek gerçekten cesaret işi. Selamlar...

Mesut KARİP 
 03.09.2011 12:16
 

Bayramın ruhuna ters düşen; ama kadının erkeğe, erkeğin kadına yaklaşımı, hitabı ve cinsel çekimi-çekimsizliği hakkındaki dönemruhu bir çırpıda gözler önüne seren bir yazı! Epeyce de "sert". :-(( Bunu size yazdıran olayı, düşünceyi, tanıklığı veya asıl sebebi -o her neyse onu- bilmek isterdim, doğrusu... Emeğinize sağlık. Selamla, derin saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 02.09.2011 8:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 4918
Toplam yorum
: 13031
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 671
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster