Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mayıs '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
121
 

Çağlayan Adliyesinin önü esasen tüm adliyelerin önü

Çağlayan Adliyesinin önü esasen tüm adliyelerin önü
 

Döğüşen olunmamalı, konuşan olunmalı


Bu gün yine Çağlayan Adliyesi önünde taraflar kavga etti, bir kişi az daha linç edilecekti. Umutsuz değilim; AKP Hükümetinin adliye ve asayiş ile  ilgili makamları, kör ve sağır olsa bile biri mutlaka bu gidişe dur diyecek. Niye taraflar aynı adliyeye çağırılır; biribirilerini yesinler diye mi? 

Yıllardır, adliye koridorunda veya önünde, mahkeme için gelen hasımların döğüşmesini izleriz. İzlerken üzülerek, ama umutluca bir yetkilinin bulacağı çareyi beklerim. Yıllardır sabırla bekliyorum; bugünden sonra belki siz de bekleyeceksiniz o kararı.

Kavga etmişler veya başka bir nedenle ölümle sonuçlanan bir olay yaşamışlar; kinlenmişler, intikam duygusu kabarmış, kan davası gütmeye başlamışlar ki; kan davası demek bulduğun ilk fırsatta, mümkünse ilk gördüğün yerde çek vur, intikamını al ve sen de onun anasını ağlat anlamına gelir.

Çağlayan Adliyesinde de son günlerde sıkça yaşandığı gibi mahkeme için gelen hasımlar, birbirini görünce ''kan beyinlerine sıçramakta'' ve ''savaşı'' başlatmaktadırlar. Bu yıllarca böyle olmaktadır ülkemizde. Bir yetkili çözüm üretip de veya derdi kendi derdi bilip de ''zumzuğunu'' masaya vurarak ''yeter'' dememiştir. Umutsuz değilim, diyecek biri, demeli de...

Yahu kardeşim! Bu adamları neden bir araya, yüz yüze, yani karşı karşıya getirirsiniz. Hani horoz döğüşünden zevk alırcasına; bir koltuğunda biri, diğer koltukta öteki; getir adliye önünde bırak kapışsınlar, sende yıllardır seyret, hiçbir çözüm üretme... Bu nasıl bir acizlik ve aymazlık, çaresizlik, umursamazlık, vurdum duymazlık, ama umutsuz değilim; çözecek biri mutlaka çıkacak, çıkmalı da...

Tele konferansla ifade alınılan ve geçer sayılan bir çağda; iki kanlı-bıçaklıyı neden bir araya, karşı karşıya getirirsiniz? Yanlarında onlarca yakınlarıyla... Üstelik silah ve bıçaklarıyla; bir savaş boyaları eksik (maalesef onu da kan ile yapıyorlar).

Bir mahkemede ''Tellioğullarının'' ifadesini al, başka bir günde veya başka bir mahkemede de ''Güllüoğullarının'' savunmasını.

''Yarın kimin başına geleceği bilinmez'' diyerek biraz daha ajite etmekte yarar olabilir.

Sarp Dikkaya

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1250
Kayıt tarihi
: 11.11.11
 
 

İyi-kötü, kendimize göre bir Fırat idik, ama artık okyanusa karıştık, emekli memurum. Dünyada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster