Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mart '14

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
148
 

Cahit'in ölümü...

Cahit'in ölümü...
 

Florya plajı...


Yıl 1967..Fabrikada bir yılım dolduğundan yıllık izne çıktım ama gidecek bir yerim olmadığından İstanbul’da ki teyzemlerin Fındıkzade de ki evlerine konuk oldum…Teyzemin iki oğlu bir kızı vardı.. Kız, benden üç yaş büyüktü.. Hepimizin ablasıydı.. Cahit benden bir yaş büyük, Mehmet de bir yaş küçüktü..İsimlerimizle değil de, birbirimize abi abla diye hitap ederdik..O günlerin saygı anlayışı biraz farklı mıydı ne…!!!
 
Ben çevrenin çok yabancısı olduğumdan Cahit beni hiç yalnız bırakmaz, bana sahip çıkardı.. Öylesine ağırbaşlı bir delikanlıydı ki, kendinden en az on yaş büyükler bile Cahit Bey diye seslenirlerdi..
 
Hafta sonu, beni bahane ederek Florya Halk plajına gidildi.. Her zamanki gibi Cahit sürekli yanımdaydı ve denize de birlikte giriyorduk.. Asla boyumuzu geçmiyor, denizde top oynayanların yanında bizde eğleniyorduk.. Bir ara on metre ilerimizde ki iskeleye gideceğimi ve oradan atlayacağımı söyleyerek yanından ayrıldım ve iskelenin üzerinden yine boyumu geçmeyen yerden atladım ve Cahit’in yanına geldim ki, Cahit yoktu…Sağa sola bakındıktan sonra çevremde ki herkese sordum ama kimse görmemişti ve adıyla bağırıp çağırmama karşın bulamamıştım…
 
İşte o esnada ablam geldi ve yemeğe beklediklerini söyledi..Cahit’i sordu, bende bilmediğimi, iskeleden döndükten sonra üç beş dakikada ortadan kaybolduğunu sinirli bir şekilde söyledim…Ablam, Cahit’in asla beni yalnız bırakmayacağını söyledikten sonra ailecek aramaya başladık…
 
Aradan dört saat geçmişti ve Cahit ortalarda yoktu…Artık insanlar dövünmeye ve beni sürekli sorguya çekmeye başlamışlardı…Bildiğim kısa bilgiyi ne kadar yinelediğimin farkında değildim ama bana inanmadıklarını seziyordum…
 
İşte tam bu sırada bir kız çocuğunun çığlığı ile irkildik... Hepimiz o tarafa yöneldiğimiz de Cahit'in, tahta iskelenin kumsalla birleştiği yerde  ve iskelenin karanlığında sanki özel olarak gizlenmiş şekilde bulduk ve çevremizde ki bir doktorun yaptığı suni teneffüs sonucu nefes aldığını gördük... Derhal hastahaneye eniştemin arabasıyla götürdüler ve bizler de eve geldik...
 
İşte ne olduysa evde oldu ve ben gençliğimin en acımasız ve en zalimce baskı ve işkencelerine tanık oldum.. Herkes bana "Katil" gözüyle bakıyordu.. Derdimi Mehmet'ten ve ablamdan başkasına anlatamıyordum..Teyzem bile bana "Şimdi Ankara'ya gidip annene ne diyeceksin.. Cahit'i öldürdüm de geldim mi diyeceksin" diye sesinin çıktığı kadar bağırıyordu...
 
Henüz eniştemden bir haber gelmemişti ama ev sanki bir ölü eviydi.. Herkes ağlıyordu veya ağlamaya çalışıyordu veya ağlıyormuş gibi yapıyordu... Ben ağlayamıyordum.. Onlar gibi yapıyor, ağlamaya çalışıyor ama beceremiyordum.. Üzerimde öyle baskı vardı ki, bir an önce kendimi dışarı atmak istiyordum ama gecenin bu vakti  nereye gidebilirdim...Tek tesellim Mehmet'di...
 
Yanımıza bir kadın geldi.. Mehmet ile ben,içeride ki masaya kollarımızın üzerine yüzümüzü yaslamıştık.. Elinde kolonya ile bizleri rahatlatmaya çalışacaktı ki, benim saçıma döktüğünde kafamı kaldırdım ve yüzüme bakınca, kafamı sertçe iterek "Sen Mehmet değilsin" dedi ve yanımda ki Mehmet'in kafasına sanki öz evladıymış gibi duygulu sözler ederek dökerken Mehmet " O benim abim, farkeder mi" diyerek kadını tersledi..
 
Ve yüzyıl gibi gelen birkaç saatten sonra sabahın ilk ışıkları evin içine dolmaya başlamıştı ki, eniştem girdi kapıdan içeri... Başta teyzem ve ablam olmak üzere tüm kadınlar eniştemin üzerine saldırmışken eniştem "Allah bizden çok seviyormuş" dedi ve ev başımıza yıkıldı...
 
Cahit'in midesinden hiç su çıkmamış , sadece dişlerinin arasında bir parça yosun varmış...Doktorlar "kalp" demişler...Sevinmeli miydim ? Ne gezer... Bu kez de, benim Cahit'in yüzüne su atarak onun havasız kalmasına ve kalp krizi geçirmesine neden olduğumu söyleyerek üstüme çullandılar...
 
Artık dayanacak gücüm kalmamıştı ki,  bulduğu ilk boşlukta Mehmet beni dışarı çıkardı ve yürüyerek Aksaray'a gelip kendimi Ankara'ya giden ilk otobüse attım...
 
Teyzem, yani annemin ablası ve annemin tek kardeşi olan teyzem, hala hayatta ama benim eşimi, kızlarımı ve torunlarımı daha bir kez görmedi...
 
Oğlunun katilinin (!) ailesini merak edecek değil ya...!!!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 167
Kayıt tarihi
: 12.06.13
 
 

Amele Koleji Mezunuyum... Amele-i Teali Cemiyetinin  Kelaynak Sınıfından bir Emekli ameleyim...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster