Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Kasım '09

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
1507
 

Cahit Sıtkı Tarancı

Cahit Sıtkı Tarancı
 

Cahit Sıtkı Tarancı'ya ait okuduğum ilk şiir ' Gün eksilmesin penceremden ' şiiridir.

Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!


Sonraları bir şarkıda güfte olarak da kullanılan bu şiiri, şairin diğer şiirlerini de okuma isteği uyandırmıştı bende. En bilinen şiiri, şiir dünyamızın klâsiklerinden olmuştur; Otuzbeş yaş şiiri.

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün...


Diye başlayan ve neredeyse ağır bir hüzünle devam eden bu şiiri beni çok sarsmıştı okul çağlarımda. Neydi şairi saran bu melankolinin nedeni? Oysa, doğduğu yıllarda çok az kişiye nasip olacak bir eğitim almıştı. Bu da bir anlamda zor koşullarda yaşamadığı gerçeğini gösteriyor bizlere.

1910 sonbaharında doğan şair; Fransız Saint Joseph Lisesi, Galatasaray Lisesi, Mülkiye Mektebi ve Yüksek Ticaret Okulu'nda okumuş, yüksek öğrenimini de Paris'te Sciences Politiques'de sürdürmüştür. 1954'te hastalanmış ve 1956'da Viyana'da tedavi gördüğü hastanede, yine bir sonbahar günü ölmüştür.

Şiirlerinde hem yaşama dair cıvıltılar, hem de ölümün karanlık yüzü vardır şairin. Sanki ölümden çok söz edince, ölümü kendisinden uzaklaştıracakmış gibi düşündüğünü düşünmüşümdür. Tıpkı korkunun üstüne gitmek gibi...Ama ne yazık ki, şiirinde öngördüğü gerçek kendisi için geçerli olamamıştır. 46 yaş şimdilerde hayatın baharı bile sayılıyor. 46 yaşında, en verimli olacağı yaşta, ölümün o karanlık ve sinsi tuzağı çoktan kurulmuştu melankoli kokan dizelerin sahibi Cahit Sıtkı için.

Haydi Abbas, vakit tamam...dizesi de zamansız gidişinin bir öngörüsüymüş sanki. Abbas şiiri her ne kadar bambaşka bir öykü yüzünden yazılmış olsa da, ben kendi adıma hep böyle düşünmüşümdür.

Yine okul çağlarımda, bu kez cıvıltılarla başlayan bir şiirini sevmiştim. İlk okuduğum şiiri de, bu şiiri de ders kitaplarımızdaki şiirlerdendi. Cıvıltılı, yaşam dolu şiirinin sonlarına geldiğimde yine aynı hüznün sürdüğünü gördüm. Bir şiirin içinde sanki dört mevsimi yaşatıyordu Cahit Sıtkı bize. Şiir şöyle başlıyordu;

Bugün hava güzel,
Bugün içim içime sığmıyor.
Annemden mektup aldım,
Memlekette gibiyim.
Allaha çok şükür karnım tok;
Elimi uzatsam kahve fincanı dudaklarımdadır.
Kuşlar kaçmıyor benden;
Bir güvercin kanadında okşuyorum
Göklerin maviliğini.
Serçelerin cıvıltısıyla siniyor içime
Ağaçların yeşilliği.

Ve aynı şiir şöyle sonlanıyordu;

Şayet ölürsem,
Helallaşmaya vakit kalmadan,
Hatırdan çıkarmayın beni;
Dünyaya benden selam olsun,
Her nefes alıp verişiniz.


Doğal ki aşklardan, ayrılıklardan da söz etmiştir şiirlerinde. Onların içinde bile zaman zaman ağırlaşan hüznü okuyabilirsiniz. Utanarak yazmam gerekir ki, Cahit Sıtkı'nın öykülerini hiç okumadım. Bu yazıyı yazma nedenlerimden birisi de bu zaten; öykülerini bulup okuma isteğim vardı ne zamandır. Bu yazıyla bir kez daha anmak istedim Cahit Sıtkı'yı.

İçinde yine dört mevsimlik duyguyu, ikilemleri barındıran bir şiiriyle başbaşa bırakıyorum sizleri.


Aşk Adamı

Dolaştığım denizlerce düşünüyorum,
Bineceğim son gemi değil midir
Hayır sahibi omuzlarda giden tabut.
Herkes gibi teselliye muhtaç olsaydım eğer,
Derdim ki: ‘Elbet bir ağlayanım olur benim de;
Ramazan geceleri Yasin okuyanım,
Baharda kabrime menekşe getirenim de.’

Fakat bütün bunlar da olur,
Yine tasa etmem,
Yine kırılmam kimseye.
Ben aşk adamıyım,
Sevmeye geldim insanları,
Gönlümle, elimle, kafamla sevmeye;
Hesapsız, karşılıksız,
Ayrılık gayrilik gözetmeden.
Gün gelip gidersem şayet,
Öyle severekten gideceğim ki,
Karanlık kıyılardan bile olsa,
Candan selamlarım,
Civarımdan geçecek gemileri;
Güneşli gemileri;
Şarkılı gemileri;
İçlerinde kendim varmışım gibi!

Mehmet Sinan Gür bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Tülin, alıp eskilere götürdün beni... Yaş Otuzbeş şiiri hangimizin içini kanatmamıştır ki acaba? Bana hep; ''Vakit varken sevin, sevin sevebildiğinizce...'' dermiş gibi gelirdi. severek okudum sende Tarancı'yı. Ellerin yüreğin dert görmesin. geciktiğim için bağışla lütfen. Sevgilerimle.

hazandagüzeldir 
 21.02.2010 11:12
Cevap :
Sevgili Taner, ne hoş, ben de şu anda senin son 3 yazını okuyup yorum yazdımdı. Yazının ne zaman okunduğunun ne önemi var Taner. Önemli olan yazının okuyana bir şeyler eklemesi. Sen de beğendiğine göre sorun yok:) Cahit Sıtkı'nın hüznünü bile severim ben...Sevgilerimle...  21.02.2010 11:19
 

Belki ayrı yazı konusu olabilecek bir olayı,yazınızı okuyunca, burada anlatmak gereği duydum. C.Sıtkı, Galatasaray Lisesinde okuyan bir taşra çocuğudur.Arkadaşları hep İstanbul'un kalburüstü ailelerinden gençlerdir.Sınıfta,yatakhanede hep kız arkadaşlarından söz ederler,mektuplar okurlar.Hiç kız arkadaşı olmayan C.Sıtkı bu duruma,anlatacak bir şeylerinin olmayışına üzülür.Sonunda çaresini bulur.Bir kızın ağzından kendisine mektuplar yazar,Sirkeci Büyük Postahane'den postalar,gelince de arkadaşlarına okur. "Yahu Cahit,diliyle,duygularıyla sana benzeyen bu kızı nereden buldun?" diye sorarlar. Bu mektuplaşma bir yıl kadar sürer.C.Sıtkı bu anısını şöyle bitirir: "Galiba sonunda ihanet eden yine ben oldum." Aynaya baktığında A.Haşim gibi kendisini çirkin bulan; ama Türk şiirinin en güzel şairlerinden biri olan Cahit Sıtkı'ya saygıyla. Size de saygılarımla.

Numan Kurt 
 27.01.2010 16:04
Cevap :
Numan bey, size bir özür borcum var. Yorumlarınızdan birini yanıtlamadığımı biliyor ve hangi yazıma yorum yazdığınızı arıyor / tarıyordum. Geç de olsa buldum yorumunuzu. Teknik bir konu olduğu için bağışlamanıız diliyorum. Dediğiniz gibi, ayrı bir yazı konusuymuş aktardığınız anı. Bence bunu yazmalısınız. Çok ilginç ve iç sızlatıcı, ama öğrenilmesi gereken bir anı bu. Abbas şiirinin de çok hoş bir öyküsü vardır Tarancı'nın. Lütfen yazın Numan bey. Saygı ve selâmlarımla...  02.02.2010 22:25
 

Türkçedeki tüm ses imkanlarını kullanarak, inanılmaz zengin, keşifsel ve yaratıcı bir şiir senfonisi sunan Cahit Sıtkı Tarancı ve şiirlerini paylaşan bu güzel yazı için teşekkür ederken; onun ruhsal özgürlük özlemini ve yaşama sevincini anlatan "BAHAR SARHOŞLUĞU" adlı şiiriyle küçük bir katkı da benden müsadenizle; İlk sevgilimin gülüşüne benzer/ Bir nisan havası değil mi esen?/Zincirlere kelepçelere inat,/Kanatlarımı açmak zamanıdır;/ Allahasmarladık kaldırımlar./Yuvası saçakta kalan kırlangıç,/ Yavrusu dallara emenet serçe./Derken camiler üstünde güvercin,/Minareler katından geçiyorum,/ Gökyüzü mahallesi İstanbul'un./Süt beyaz bir martıyım açıklarda,/Gemilere ben yol gösteriyorum./Buğday ve ilaç yüklü gemilere./Bir kanat vuruşta bulutlardayım;/Bir süzülüşte vatanım dalgalar! Saygı ve selamlarımla...

hamra 
 26.11.2009 13:22
Cevap :
Elbette Cahit Sıtkı tek yazıya sığmazdı. Ne iyi ettiniz de bu güzel şiiriyle zenginleştirdiniz yazımı. Ve biliyor musunuz, ben Cahit Sıtkı'nın şiirlerini okurken dizeleri canlanır sanki. Süt beyaz martı olur, kanat vurur, bulutlara değerim. Sanki beni yazar o dizeler. Cahit Sıtkı yağmur yağdırır şiiriyle. Bu vesileyle sizi tanımış olmak da çok güzeldi. Hoş geldiniz diyor, saygı ve selamlar yolluyorum size...  26.11.2009 17:32
 

Sevgili Tülin, hani gül üstüne gül koklanmaz denir ya, şimdi ben de aynı yazarı yazarsam nasıl olur bilemiyorum... Aslında seni kırmak istemem tabii, bari arası biraz soğusun,ne dersin?

Melek Koç 
 19.11.2009 17:01
Cevap :
Sevgili Melek, bence şöyle düşün ve lütfen ara vermeden yaz; ' Sinema ' kategorisinde aynı film üzerine onlarca yazı yazılıyor. Bu, çeşitlilik içindeki birliği çok seviyorum ben. Senin baktığın pencerede, daha önce farkedemediğim detayları görmek çoğaltıyor beni. Umarım anlatmayı başarabilmişimdir. Merakla bekleyeceğim yazını. Sevgimle...  19.11.2009 22:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 262
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1399
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster