Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Haziran '15

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
435
 

Çalar saat

Çalar saat
 

Yol uzun...Aydınlık görünen yollar karanlık...


Küçük çocuk okuldan gelir gelmez çantasını yere fırlatıp, odasına koşup çalar saatini yokluyordu. Babası birinci sınıfı bitiren oğluna karne hediyesi olarak oyuncak araba almıştı. Bir gün çarşıda gezerlerken camekânda yer alan, horoz desenli çalar saati keşfetti. Satıcı, onu çalıştırınca pek komiğine gitti.  Kırmızı arabasından hemen vazgeçti.

Ödevlerini yapmadan önce sürekli onunla oynuyordu. Yaşıtları dışarıda top oynarken, onun daha başka planları vardı. Sevdiği kıza bir hediye almak istiyordu. Ama bir türlü aklına bir şey gelmiyordu. Arabalarından birini verse onu mutlu edemeyeceğini düşünüyordu. Çalar saatini vermek de istemiyordu. Çünkü ondan bir tane vardı ve biricik babasının hediyesiydi. Biraz düşününce onu mutlu etmeyi ve onunla daha iyi arkadaş olmak için bunu yapmalıydı. Ertesi sabah saatini, okula gitme zamanına kurup çantasına koydu. Serviste sevdiği kıza verip, sabahları kendisini hatırlatacak bu saatle uyanmasını söyledi. Küçük kız içinde bu nasıl hediye deyip onu çantasına koydu.

Ders bitiş zili çaldığında küçük kız bu hediyesini annesine göstermek için sabırsızlanıyordu. Kızı eve geldiğinde ona hediye edilen saati gören anne, gülümsedi. Kızının odasına koydu. Küçük kız şimdiden alarmı kurup, yarın bu saatin sesiyle uyanmak istiyordu. Sabah olunca alarm sesini duymamıştı. Bu hediyeden sıkılan ve onun işe yaramadığını düşünen küçük kız, arkadaşına geri verdi. Oysa alarmı küçük kız yanlışlıkla bir saat sonraya kurmuştu. Küçük çocuk büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı. Derslere bile katılmamıştı. Eve gelince saatine bakıp, ağladı. Masasına koydu. Olanlar aile tarafından gülünçtü ama onun için çok şey demekti. Ödevlerini yapıp, saatini kurup, yatağına girdi. Saati çaldığında, gözlerini açtığında evde annesinin ağlamaklı sözlerini duyuyordu. Kalabalık sesler kulağını tırmalıyordu. Ağlama seslerinin olduğu yere doğru ilerledi. Babasına ağıtlar yakıldığını gördü. Şaşırdı, ne yapacağını bilemedi. Hıçkırıklar içinde ağlamaya başladı. Annesi onu kendisine çekti. Birbirlerine sarıldılar. Babasını bugün toprağa koyacaklardı. Çocuk, saatini de yanına alıp mezarlığa gittiler. Toprağının üzerine çiçekler koydu. Babasının hediyesini de başucuna koydu. Onun toprağını titrek elleriyle sarıp, öptü. Hediyesi için ona binlerce kez teşekkür etti.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 272
Kayıt tarihi
: 16.12.10
 
 

Merhabalar. Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdim. Ordu Yeni Haber gazete..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster