Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '13

 
Kategori
Çalışma Yaşamı
Okunma Sayısı
513
 

Çalışma yaşamına ara veren neden hep Kadın........

Çalışma yaşamına ara veren neden hep Kadın........
 

Bir kaç gün önce doğum izninin 24 aya çıkması ile ilgili bir blog yazısı yazmıştım. Hatta biraz mizahi bir olay olmuş ve yazımın başlığı doğum izni 24 aya çıksın mı diye yanlış yazılmıştı.Bu yanlışlık konuya daha mizahi bir yaklaşım getirdiği için düzeltmek gereği de duymadım ne yalan söyleyeyim.

Bu yazımda doğum izni sebebiyle 24 hafta işinden uzaklaşan, hatta bazı psikologların bebeğin sorunsuz olması amacı ile anneye 3 lie 5 yıl işinden uzak kalma tavsiyesinin kadını iş hayatından iyice uzaklaştıracağını ve daha sonra geri dönüşün çok zor olduğunu da yazıma ilave etmiştim. Hatta daha da ileri giderek yazının sonunda bir komplo teorisi yaparak olayların kadınları iş hayatından uzaklaştırmak isteyen erkeklerin planı olabileceğini de belirtmiştim.

Bu yazımdan bir kaç gün sonra karşılaştığım bir araştırma bütün yazdıklarımın bilimsel olarak kanıtladığını istatistiklerle anlatıyordu. Bu araştırmadaki istatistik sonuçlarını sizlerle paylaşmak istedim. Ne de olsa bir önceki yazımın destekleyicisi oluyor bu istatistikler.

Çaışan kadınların evlendiktan, ev sorumluluğunu üstlendikten ve bebek sahibi olduktan sonra iş hayatında sorunlarının başladığı ve bu durumda çucuğuna karşı suçluluk hissi duyan kadının bir süre sonra dönmek üzere işine ara verdiği, ama bu süre sonunda işe dönmesinin süre uzadıkça imkansızlaştığı yazıda rakkamlarla ispatlanıyor.

Kadınların istihdamda yeterince yer alamamalarının ilk  sebebinin % 60 oranda işverenin doğum, annelik sorumluluklarından dolayı kadın adaylar yerine erkek adayları seçmeleri olduğunu bu sayılar incelendiğinde görüyoruz. Kadın istihdamının azlığının ikinci sebebi ise % 50 oranla işin ağır çalışma koşulları ve seyahat gerektirmesi sebebiyle erkek adayların tercih edilmesi geliyor.

Çalışan kadınların en önemli birinci sorunu % 67 oranla evli kadınların evdeki sorunların üstesinden gelememesi olarak tesbit edilmiş. Çalışan kadınların diğer önemli sorunları sırası ile kariyer basamaklarında yeterince destek görememek, mobbinge daha fazla maruz kalmaları, işyerinde kreş ve emzirme odaları olmaması, eşit işe eşit ücret alamamak, kriz dönemlerinde ilk olarak işten çıkarılmak, iş yerinde cinsel taciz olarak görülüyor.

Kadınların iş yaşamında karşılaştıkları sorunlar, çocuk yetiştirme amacı ile işine ara verip tekrar dönememeleri kadınların yönetim kurullarında yer almalarını engelliyor. Yönetim kadrosundaki kadınların oranı  en yüksek oran % 40,1 ile Norveç ,en düşük % 1,9 ile Şili  olarak gözüküyor. Türkiye  bu listede % 10,8 ile ortalarda yer alıyor.

Dünyada 10 işletmeden 1 inin kadınlar tarafından yönetildiğini belirten Uluslararası iş Raporları, kadınların çalışma yaşamında tepelere çıkmasının çok zor hatta imkansız olduğunu da belirtiyor.

Çalışma yaşamında kadınların evlilik, bebek ve ara verme nedeni ile karşılaştıkları bütün bu sorunların ancak doğru kurgulanmış yeni iş modelleri yaratılarak, esnek çalışma koşulları yaratılarak çözümleneceği de öneriler arasında.

Bence kadınların evlilik ve bebek nedeni ile iş yaşamında karşlıaştıkları bu hendikaplar sadece erkeklerin egoistliğinden ve dünyayı sadece kendilerinin zannetmelerinden kaynaklanıyor. Erkekler bana kızmasınlar ama neden evlilik ve bebek sadece kadını iş yaşamından uzaklaştırıyor da aynı etkiyi erkekler de yaratmıyor. Diyeceksiniz ki kadınlar doğuştan var olan annelik duyguları sebebiyle bebeklerini kimselere bırakamıyorlar ve işlerini ihmal ediyorlar. 

Ben bunun farklı örneklerini gördüm. Paris'ye yan dairemizde oturan komşumuz 3 yaşında bir çocukları olan çalışan bir aile idi. Bir süre sonra hanım hamile kaldı ve yeni bir bebek sahibi oldular, Bu bebek sonucunda genç çiftin yaptıkları uygulama beni o zaman çok etkilemişti. Bu olayda baba ki Fransa'da da babalar da isterse doğum izni alabiliyorlar, doğum izni alarak yeni doğan bebeği evde oturup baktı, anne ise çalışma yaşamına devam etti. Diyeceksiniz ki anne, bebeğini nasıl emzirdi. Teknolojinin fazla geliştiğini, gece sağılan sütün derin dondurucuda saklanarak ihtiyaç anında bebeğe verildiğini unutmayalım.

Ben diyorum ki kadın veya erkek diye ayırmayalım, kim uygunsa bebeğe o baksın. Hiçbir kadın bebeği ve evinin sorumluluğu sebebiyle uzun yıllar yaptığı yoğun eğitimler sonucu binbir zehmetle elde ettiği işinden ayrı kalmasın ve çalışma yaşamına aynen erkekler gibi devam edebilsin. İnanın o zaman bebekler de daha mutlu yetişiyor ve aile daha huzurlu oluyor.

 

   

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Duygu Asena'nın dediği gibi KADININ ADI yok. Selamlar...

rukiye orhan 
 13.03.2013 10:05
Cevap :
Sayın Rukiye Ganım. Yorumunuz için çok teşekkürler. Bir önceki yorumunuzu cevaplayamadan silindi.Yorumunuzu cevaplayamadığım için beni mazur görün. Dediğiniz gibi kadının adı yok. Umarım bizden sonraki nesillerde kadın daha güçlü olur. Sevgiler  13.03.2013 13:02
 

Sevgili Kardeşim! Neden olmasın o çocukları kadın babasının evinden getirmiyor ya.Mademki eşitlik diyoruz erkek de doğum izni alıp bakmalı, çocuklar ikisinin.Selam ve sevgiler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 12.03.2013 17:33
Cevap :
Ben de sizin gibi düşünüyorum.Sevgili Nahide Hanım.Ben çok şanslı idim. Aynen benin gibi düşünen ve tüm zorluklarımı paylaşan bir eşim vardı. Ne yazık ki tün kadınlar benim kadar şanslı değil ve çalışma yaşamına devam edemiyorlar, çok istedikleri halde. Yorumunuz için çok teşekkürler.Sevgiler  12.03.2013 20:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 811
Toplam yorum
: 1052
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1009
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster