Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Şubat '15

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
252
 

Çalışmak ahmaklıktır, peki ya sizce ?

Çalışmak ahmaklıktır, peki ya sizce ?
 

paul lafargue


“Sevme, içme ve tembellik dışında, Tembellik edelim her şeyde”
 
Lessing
 
Tembellik Hakkımı istiyorum. Haydi, yan gelip yatalım, armutlar pişip ağzımıza düşsün. Elbette bu değildi “Tembellik Hakkı” ama insanı insanlıktan çıkaran çalışma saatleri, sosyal yaşamdan koparıp alan bedensel-zihinsel dinçliğe sahip olmak. Gezip görmek, okumak, ruhunun ve bedenin gelişimi için gerekli olan sosyal yaşantıya karışabilmek. Doktor Beddoe şöyle diyor: “Bir ırk, ancak bedensel gelişiminin doruğuna vardığında, enerji ve ahlak gücünün en yüksek noktasına ulaşır.”
Büyük doğabilimci Charles Darwin de böyle düşünüyordu.
 
Vedat Günyol’un önsözde bizlere aktardığı gibi, aslında tembellik insanın doğasında var ve Fransızca çalışma sözcüğü Travail ‘zahmetli iş’ hatta ‘işkence’ anlamlarını da içeriyor. Biraz düşünecek olursak, eski çağlarda çalışmanın kölelere özgü, zorunlu bir yaşama biçimi olduğu geliveriyor aklımıza. Eskiçağ diyoruz da, peki yaşadığımız çağda durum ne kadar farklı acaba?
 
Boş zaman, T.S. Eliot’a göre, ‘kültürün temelini’ oluşturur. Roussseau da, çok daha öncesinde, ünlü 1778 tarihli éd’Alembert’e Mektup’ adlı yazısında şöyle dile getiriyor éTembellik Hakkı’nı, yani boş zaman hakkını: “Halkın, ekmeğini kazanmak için sarf ettiği zamandan başka zamanı yoksa, yazık. Ekmeğini sevinçle yiyebilmesi için de zamanı olması gerek (…)”
 
Lafargue, çalışmaya değil, insanı insanlıktan çıkaran aşırı çalışmaya karşı mücadele ediyordu. “Ceza sömürgelerinde kürek mahkûmlarının günde alrı saat, Antillerdeki kölelerin dokuz  saat; oysa 1789 Devrimi’ni gerçekleştirmiş ve o gösterişli İnsan Hakları’nı ilan etmiş “Fransa’da ise çalışma saatleri önce on, sonra on iki ve en sonunda on yedi saate kadar çıkarılmıştı. “Kapitalist toplumda çalışma, her çeşit düşünsel yozlaşmanın , her türlü organik bozukluğun nedenidir.” diyordu Lafargue kitabında. Bir yandan ekonomi uzamanları, din görevlileri, dönemin önde gelen isimleri -ki Lafargue bunları çanak yalayıcıları olarak tanımlar- çalışmanın faziletlerini kutsarken, bir başka ekonomist Destutde Tracy, onlara şöyle sesleniyordu: “Yoksul uluslarda halkın rahatı yerindedir. Zengin uluslardaysa, Halk genellikle yoksuldur.”
 
1880’lerde Fransa’nın o günkü koşullarında yazılan, kadınlardan çocuklara insanlık dışı çalışma şartlarının, kapitalist düzene, köleleştirme, makineleştirme sürecine tepkisini ve buna karşı insanların tembellik hakkını savunan bu kitap, bir başkaldırı başyapıtı niteliğinde. Günümüzde de çalışma saatleri dışında insanın kendisine, sevdiklerine, uğraşlarına, vakit, emek ve para ayıramadığını, günden güne makineleşen, yalnızlaşan, kendileriyle ve çevreleriyle kavgaya tutuşan, yetişmeme-yetmeme öfkesiyle gülümsemeyi, hoşgörüyü, kendimizi unutturan bu düzenin içinde bir an durup “Yaşasın Tembellik!” demeli; ne dersiniz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 251
Kayıt tarihi
: 27.03.12
 
 

Dağcılık sporu ile çocuk yaşlarda tanıştı. 1984 yılında ilk yüksek irtifa tırmanışını gerçekleşti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster