Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ekim '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
168
 

Çalma kapımı, çalarlar kapını!

dışı gibi tertemiz

her daim içimiz de

ne kin var

ne nefret içimiz de   

( H. E. )

Diyelim ki, AK Parti İktidarı bir kanun çıkarsa da, çeşitli devlet ve özel üniversitelerde görevli Dr, Doç ve Profesör 47 Öğretim üyesi’nin işine son verse, ne düşünürsünüz?

“-Ne mantıksız bir soru bu muhterem? Olur mu hiç öyle şey? Böyle bir kanun çıkarıp bunu uygulamaya kalkan bir iktidarın, aklını peynir ekmekle yemiş olması gerekir! Böyle bir uygulamaya öğretim üyesi, öğretim görevlisi ve öğrencileriyle hiçbir üniversite de evet demez; ülkenin aydınları, öğretmenleri, gazetecileri ve sivil toplum kuruluşları da…”diyorsunuz, öyle mi?

Gerçekten, düşündüm de, ne mantıksız bir soru sormuşum ben! İktidar ya da TBMM neden böyle bir kanun çıkarsın ki, durup dururken?

Haklısınız; “yapmaz” diyorum ben de hiçbir iktidar, böyle bir hata.

Öyleyse,  ne diye mi sordum bu soruyu?

“-14 Mayıs 1950’de yapılan seçimlerde, 27 yıllık CHP iktidarını devirip yönetimi ele geçiren DP iktidarı mı yapmıştır, böyle bir yanlışı? Öyle ya 1954 ve 1957 seçimlerini de kazanınca, zafer sarhoşluğu ile, kendi eliyle kendi ayağına  kurşun sıkan aymaz misali, böyle bir kanun çıkarmış olabilir belki!..” diye düşünüyorsanız, yanıldığınızı söyleyeyim hemen.

Gerçi DP iktidarı, “Üniversitelerin bağımsızlığına gerekli özeni göstermedi; basın özgürlü-ğünü ayaklar altına alıp çiğnedi” gibisinden eleştirildiği halde, bırakın 47’yi,  7 öğretim üyesinin bile işine son vermemiştir; on yıllık iktidar döneminde.

DP iktidarı değil; o iktidarı, “Anayasayı çiğniyor, diktatörlüğe gidiyor” diye suçlayıp bir gece askeri bir darbeyle yönetimi ele geçiren Millî Birlik Komitesi’dir; bu kanunu çıkaran.

Hem de sorudaki gibi, 47 akademisyen değil; 147 akademisyen…

Şaka değil bu, gerçek…

27 Mayıs 1960 günü, milletimizin seçimle başa getirdiği Adnan Menderes hükümetini devirip Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ı, Başbakan Menderes ve hükümet üyeleri ile DP milletvekil-lerini tutuklayan Milli Birlik Komitesi, yönetimi ele geçirdikten beş ay sonra 29 Ekim 1960 günü yayımladığı kanunla üniversitelerimizde görevli 147 akademisyenin işine son vermiştir.

Kimler kimler var, o 147 kişinin içinde bir bilseniz!.. Ordinaryüs Profesör ve Doçent Dr. unvanlarını belirtmeden birkaç örnek vereyim:

Ekrem Şerîf Egeli,Ali Fuat Başgil, Kâzım İsmail Gürkan, Zeki Zeren,  Emin Onat, Hilmi Ziya Ülgen, Müfide Küley, Tarık Zafer Tunaya, Sabahattin Eyuboğlu, Mina Ungan, Yavuz Abadan, Bülent Nuri Esen, Halet Çambel, Nusret Hızır, Cevdet Perin, Memduh Yasa, Mukbil Özyörük, İhsan Ünlüler, Abdülkadir Karahan, İsmet Giritli…

Bu ünlü “hoca”lardan en az birkaçını siz de tanıyorsunuz mutlaka.

Acaba devlete ve millete ne gibi ihanetleri oldu da görevden alındı bu 147 kişi?

Ancak bu soruyu hiç kimse sormadı, soramadı o zaman.

 Niçin mi?

27 Mayıs 1960 günü, diktatör olan bu iktidar yıkılarak yerine “özgürlük ve demokrasi”yi savunan bir yönetim geldiği için!..

38 kişiden oluşuyordu,  o MBK diye kısaltılan o Millî Birlik Komitesi.

Kim mi seçmişti onları?

İlle de birilerinin seçmesine ne gerek var! Kellerini koltuğa alarak bu göreve kendi kendilerini seçmişti onlar.

Orgeneral de vardı içlerinde, korgeneral de… Albay, yarbay da vardı; binbaşı; yüzbaşı da…

Hepsi de kahraman ordumuzun, şerefli ve de yurtsever subay ve komutanlarıydı yani.

İyi ki, böyle bir kanun DP gibi “diktatör bir iktidar” zamanında çıkmamıştı! Yer yerinden oynar; işçiler, çiftçiler, öğrenciler, aydınlar, yazarlar, çizerler sokağa dökülürdü; vallahi! Hele muhalefet ve CHP kıyameti koparırdı. Bu kanuna el kaldıran milletvekillerinin ne vatan hainlikleri kalırdı, ne bilim düşmanlığı…

Bu kanunu yapan 38 kişilik MBK için, bu sıfatların hiçbiri kullanılamazdı elbet!

Dolayısıyla, hiç kimseden, hiçbir kurumdan olumsuz bir ses çıkmadı. Yalnızca Ankara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi rektörleri “bu kanunla bir ilgileri olmadığını” belirterek görevlerinden istifa ettilerse de  kısa bir süre sonra istifalarını geri aldılar.

Tükürdüklerini neden yaladılar acaba?

MBK baskı mı yaptı; danışıklı bir dövüş müydü bu yoksa? (Yok daha neler!..)

Bu konuda, sonradan da bir açıklama yapan olmadı nedense!

147 kişinin hepsi de, Ord. Prof. Dr. Ekrem Şerif Egeli gibi, “Mahkeme kadıya mülk olmaz;  hiçbir post sahibine kalmaz. Bu bir nöbet değişimidir.” Gibisinden, “Emriniz baş üstüne!” dercesine boyun eğdiler.

Ancak, 147’nin içinde olmayan, hemşerimDoç. Muammer Aksoy, (daha sonra Prof.) “Hayretler içindeyim. İçlerinde tasfiye edilmesi lazım gelenler vardır. Olmayanlar da var. Bunun yolu bu değildi. Üniversite kendi içinden bunu yapabilirdi.” deme cesaretini göstermişti.

Üniversitelerden 147 akademisyenin bir kanunla tasfiye edilmiş olmasının çok yerinde olduğunu, bazı zaruretler gerektirirse böyle tavsiyelerin faydalı bulunacağını” ifade eden MBK üyesi Orhan Erkanlı, Numan Esin veİrfan Solmazer, bu demeci verdikten 14 gün sonra, kendileri de Milli Bir Komitesi’nden tasfiye edilmişlerdir.

Üniversitelerden 147 kişinin tasfiye edilmesinin çok yerinde ve faydalı olduğunu açıklama görevinin bu üç üyeye verilmesinin tesadüf olduğunu söyleyebilir misiniz siz?

“Tesadüf”derseniz, ne biçim bir tesadüftür bu!

13 Kasım 1960 günü, MBK Başkanı Cemal Gürsel, radyodan her beş dakikada bir kendi sesiyle yaptığı konuşmada, MBK’yı oluşturan 38 üyeden 14’ünün tasfiye edildiğini duyurur.

Ve 27 Mayıs gecesi İstanbul Radyosunu ele geçirip radyodan darbe yapıldığını ilk duyuran Albay Alparslan Türkeş’in de aralarında bulunduğu 14 MBK üyesi, yarım saat içinde yakalanıp tutuklanarak ordu ile ilişkileri kesilip emekliye sevk edilirler.

Bununla da yetinmeyip derhal Hindistan, Meksika gibi ülkelere “sürgün” gönderilirler.

“Çalma kapımı, çalarlar kapını”deyişi, böyle durumlar için mi söylenmiştir acaba?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 302
Toplam yorum
: 52
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 263
Kayıt tarihi
: 21.02.11
 
 

1942'de Antalya'ya bağlı Akseki ilçesinin Gödene (Menteşbey) adlı kuş uçmaz kervan geçmez bir köy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster