Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
218
 

Çamaşırhaneler Yümelikler

Geçmişte bu günkü gibi köy evlerinde, kasabalarda her an akan ne musluklar, ne de çamaşır makineleri vardı. Köylerde evlere 80 li yıllarda ancak çeşme, sonrasında çamaşır makineleri yerini aldı. Öncesinde makinelerin yerine ahşap tokaç vardı. Çamaşır tokaçlanarak yıkanırdı... Köyün ortak mallarından her mahallede köy çeşmeleri vardı. Kızlar oğlanlar bir birini bu çeşme başlarında görebilmek için fırsat kollar idi. Tabi buradaki romantizm bir yana kadıncağızlar su mu taşısın, dağ gibi çamaşır mı yıkasın? Bunun en pratiği çamaşırı suyun yanına götürmek. İşte bu pratikten hareketle köy ve kasabalarda çamaşır yıkamak için ortak kullanım alanları olan yümelikler dediğimiz mekânlar yapılmış.

 Evin dışındaki bumekânlara Adana yöresinde yunaklık, Isparta’da yüneklik, Burdur, Dirmil ve çevre köylerinde, yümelik deniyor.Yumak sözcüğü Koca Yunus’un sekiz yüzyıl önce kullandığı sözcüktür şu dörtlükte:

 

Bir garip ölmüş diyeler

Üç gün sonra duyalar

Soğuk suyla yuyalar

Şöyle garip bencileyin

 

Bu kelime halkın dilinde bozulmadan, değişmeden kullanıla gelmiş. Kirli giysilerin yıkandığı ortak kullanım alanı olan bu mekânların diğer adı çamaşırhanedir. Gerçi çamaşır iç giysilerin toplam adı olsa da genelde hepsi için kullanılıyor.

 

Evet genellikle bu yümeliklerin içinden, yakınından akarsu geçer ya da su kaynakların yakınında yapılmışlardır. Yümeliklerin içinden bir akarsu geçerdi. Çamaşır yıkayanlar su için yapıdan dışarı çıkmak zorunda kalmazdı. 

 

Değerli dinleyenler, bu tür yümelikler köylerde, kasabalarda tüm Burdur ilinde ve Anadolu’nun birçok yerinde kullanılmıştı.

 

Yümeliklerin mimarisi genellikle taş duvardan yapılmış, ahşap çatılı basit yapılardı. Bu ortak yümeliklerin mimarisinde önemli bir sanat özelliği yok. İşlevsellik ön plandadır.

Dikdörtgen bir şemaları vardı. Kapıları genellikle yoktur ama yümelikte duman tütüyorsa, asılı bir çamaşır varsa asla bir erkek oraya girmezdi.

 

Çatak ve Çörten köyünde birer yümelik vardı. Dirmil o zaman kasabaydı ve iki yümeliği bulunmaktaydı. İçini incelediğimizde düz taşlardan beşin üzerinde düzenek vardı; burada giysiler tokaçlanırdı. Sıcak su ile külün bekletildiği yalaklar vardı. İçerde kazanlarda kaynatılan sular bu yalaklara yine ahşap tasmaklarla aktarılırdı. Bu sıcak suyun içine kül konurdu. Küllü su en iyi doğal kir ve yağ çözücüdür.

Değerli dinleyiciler küllü su çamaşıra dökülür ve ahşap tokuçla çamaşırlar tokaçlanırdı. Tokaçlanan çamaşır duru suda durulanır, sıkılır; son olarak sabunlarla çitilendikten sonra, yakınlardaki mekânlara serilir, asılırdı; çamaşır yıkayan kadının işi bitene kadar yümeliğin yakınında çamaşır serili kalırdı. Çamaşırcı kadınların işi bitince henüz kurumasa da çamaşırları alır gider evinde bir daha sererdi.

 

Değerli dinleyenler burada o dönem çamaşır için külün önemini çoktu ve bunu anlatan kendi yaşanmışlığımdan minik bir öykü aktarmak istiyorum sizlere.  7-8 yaşlarındaydım. Bir gün evimizin avlusuna iki eşek yükleriyle girdi. Ardından “Ev sahibi” diye seslenen iki kadın geldi. “Kül var mı kül?” dediler. Annem “var” deyince eşeklerin yüklerini çözdüler. Çözdükleri yük yükseklerde yetişen kiriş otuydu. Kiriş otu ve annemin biriktirdiği kül takas yapıldı. Kiriş getiren kadınlar da, bir kül biriktirecek kadar aynı yerde uzun süre ateş yakamayan Yörük kadınlarıydı. “Her gün bir yerden göçmek ne iyi/ Hergün bir yer konmak ne güzel/ Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.” der Mevlana, değerli dinleyenler.

 

Bir de yükseklerde çam, ardıç, sedir gibi ağaçlar olur ki bu ağaçların külü uçuverir. Çamaşır için daha aşağılarda yetişen meşe ağacının külü gerek olduğundan Yörükler kül için aşağıya inmişlerdir.

 

Biz gelelim yümelikleri anlatmaya.

 

Yümelikte işlerini bitiren kadınlar yalaklarda mutlaka sıcak su bırakırlardı. Bu bırakılan sıcak suyla gençler, işten gelenler erkekler yıkanıp eve öyle geçerlerdi. Hatta yümelikte çamaşırcı varsa yıkanmak isteyen gençler beklerdi. Çamaşırcı kadınlar da dışarıda gençlerin bekleyip beklemediğine bakarlar, bekleyen varsa mutlaka sıcak su bırakırlardı. Zira evlerde bu günkü banyo düzenleri, sıcak su düzenleri yoktu.

 

Yümelikler, yani çamaşırhaneler köylerde kasabalarda ortak kullanım alanlarıydı. Yani kamusal alanlardı.  Şimdi hemen hemen her evde çamaşır makinesi var. Bu tür mekânlar köylerde kasabalarda artık terk edilse de bu kamusal hizmet şehirlere taşındı dersem hiç şaşırmayın.

Belediyeler bunu da bir hizmet alanı olarak görmekteler. Şehirdeki yoksullar, öğrenciler, bekârlar belediyelerin bu çamaşırhanelerde giysilerini yıkıyorlar.

 

Yani çamaşırhaneler her eve giren çamaşır makinelerinin kolaylığı nedeniyle köylerde terk edilse de, kalabalıklaşan yaşam alanlarının ortak kullanım alanları olarak kentlerde var olmaya devam ediyor. Örneğin Antalya’da  Muratpaşa  Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü'nce hizmete açılan Meltem, Kızıltoprak, Yeşildere ve Zeytinköy semtlerinde ücretsiz hizmet veren çamaşırhanelerin yoğun ilgi gördüğünü söyleyebiliriz.

Değerli dinleyenler bu ortak yümelik alanı bir bizde değil elbette, Avrupa’nın en gelişmiş sanat kenti Viyana’da da ortak yümelikleri görme olanağım oldu.

Avusturya’nın Viyana kentinde kiralık evlerin yüzde yetmişi belediyeye ait. Ve her sitenin veya binanın bodrum katlarına belediye tarafından modern çamaşır yıkama ve çamaşır kurutma makineleri konduğunu gördüm. Her ailenin çamaşır yıkama günü ve saati planlanmış durumda.  22 ocak 2020 Ant. Rad. Konuşma metnim.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 647
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

Gazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Kastamonu Eğitim Yüksekokulu Sınıf Öğrt. bitirdikten sonra A...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster