Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '11

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
4728
 

Cambaza bak cambaza!

Cambaza bak cambaza!
 

Vakti zamanında; çok büyük bir kumpanya, Anadolu’nun çeşitli köy, kasaba ve şehirlerinde gösteriler sunmak üzere kalabalık bir kadro ile yola çıkmış.

O köy senin, bu kasaba benim deyip, oradan araya gezip duruyor ve çeşit çeşit oyunlar sergileyip, halkın beğenilerine sunuyorlarmış.

Kumpanya, çok renkli, kalabalık, arabalar, karavanlar ve malzemelere sahipmiş. Oyuncuları da keza renkli kişilikleri ve neşeleri ile takdir görüyorlarmış. Her gittikleri yerlerde hasılat rekorları kırıyorlar, seyirciler gösterileri seyretmek için dizi dizi kuyruklar oluşturuyorlarmış.

Kumpanyanın sahibi de bu durumdan son derece hoşnut; arkadaşlarını sürekli teşvik ediyor, daha güzel ve kaliteli oyunları sahnelemek adına gayretlendiriyormuş. Herkesler hallerinden memnun, mutlu ve mesut bir halde üzerlerine düşen görevleri yapıyorlarmış.

Kumpanyada, cambazlar, palyaçolar ve oyuncular daha iyiyi, daha güzeli sahnelemek adına var güçleri ile çalışıyorlarmış.

Hikâye bu ya!

Gel git zaman, O da ne? Bu kalabalık kadronun içerisinde, nedeni belirsiz bir şekilde huzursuzluk baş göstermiş. Bu duruma, ilk zamanlar nedenini bulamadıkları gibi, çözüm de getirememişler.

Meğer! Kumpanya kadrosundaki bir cambaz ortalığı karıştırmaya başlamış.

Eeee, bunu anlayıncaya kadar da epey zaman geçmiş ve kadrodakilerin aralarında kırgınlıklar ve huzursuzluklar git gide artar olmuş.

Geceleri, karavanların içine gölge gibi süzülüp, oyuncuların gösteride sunacakları replikleri gizlice alıyor, ezberliyor ve tam tepedeki salıncaktan, bir diğerine parende atarak geçerken seyircilere bu çaldığı repliklerle nağmeler yapmaya başlıyormuş.

Repliği çalınan ve cambaz tarafından okunan repliğinin yerine oyunda ne söyleyeceğini bilemez bir halde, şaşkın şaşkın kalakalıyormuş.

Cambaz, diğer cambazlara da tepeden bakıp!

-Ben çok başarılıyım! Bu işte tekim! Hiç biriniz bana erişemezsiniz!

-Üstüme gelmeyin sakın! Hepinizi mahvederim! Diye de tehditler savuruyormuş.

Bir gün palyaçonun giysilerini gizlice alıp, gösteride üzerine giyiyor, diğer bir gün oyunculardan birini kıyafetlerini saklıyor, oyunun sahnelenirken araz çıkmasına neden oluyormuş.

Tüm kumpanya kadrosundakiler, böyle devam etmesi halinde kumpanyadaki dirlik, düzen ve beraberliğin bozulacağını, genç oyuncuların olumsuz etkileneceğini, gösterilerin eskisi gibi seyirci çekemeyeceğini fark etmişler.

Cambaza dur demenin zamanı gelmiş de geçiyormuş!

Cambaz ise, hiçbir suçu yokmuş gibi, pişkin pişkin gülüp söylüyor, gösterilerinde çalıntı replikler ve giysiler ile şov yapmaya devam ediyormuş. Uyaranlara kızıyor, uyarılara kulak asmadığı gibi, bildiğini okumaktan vaz geçmiyormuş.

Huzursuzluğun, giderek artmasından ötürü, oyuncularının birer ikişer kadrodan ayrılmaya başladığını gören kumpanya sahibi durumdan vazife çıkarmış ve duruma el koymaya karar vermiş.

Gösteriye sunmak üzere, cambazın haberi olmadan, el birliği ile yeni bir oyun hazırlamışlar.

Bu oyunda, gelen bütün seyirciler de rol alacak ve top yekûn sahnelenecekmiş.

Önce, kasaba halkına yeni oyun ve rolleri usulünce, yoluyla yordamıyla anlatılmış. Tüm hazırlıklar büyük bir gizlilik ve özenle hazırlanmış. Herkes, seyirciler dâhil titizlikle rollerini ezberlemişler.

Yeni oyunun, sahneleneceği gün gelip çatmış!

Perde açılmış, önce birkaç cambaz, daha sonra palyaçolar ve oyuncular sahnede yerlerini almışlar. Bizim cambaz, dünyayı ben yarattım edası ile sahneye çıkmış. İpe tırmanmış, salıncağa çıkmış, ellerini pudralamış, en yüksek salıncağın üzerinden yay gibi gerilip diğer salıncağa tam geçecekken!

O da ne?

Seyircilerin tamamı, oyuncular, malzemeciler ve tüm kumpanyanın elemanları ne malzeme var ise toparlamaya başlamışlar. İpler, tramplen, demir merdivenler ve aksamın tamamını hızla karavanlara ve arabalara yüklemişler.

Bizim cambaz şaşkın! Aşağıda olup bitene bir anlam verememiş. Öylece bakakalmış!

Tüm malzemelerin taşınması bittikten sonra, oyunda rol alan herkesler, sahnenin ortasına gelip iç içe halkalar oluşturup, hep bir ağızdan;

CAMBAZA BAK CAMBAZA!

Diye tempo tutup, bağırmaya başlamışlar.

Oyuncular, arabalara binmiş ve arabalar ile karavanlar harekete geçmiş. Seyirciler de rol aldıkları bu oyundan memnun olaraktan tüm kumpanyayı, bir başka kasabaya doğru güle güle uğurlamışlar.

Cambaza ne mi olmuş?

Maskesi düştüğü için kimsecikler ona yardım elini uzatmamış!

Hala tek başına kaldığı O salıncağın tepesinde, onu oradan indirecek bir hayırsever bekliyormuş!

Yazarın notu: Sayın arkadaşım, Beran Uzer’e bu kategoride öykü yazacağıma dair söz vermiştim. Bu öykü, okuyanlara Pazar neşesiymiş.

Ayşen Arslangiray Kura

26.6.2011/Kuşadası 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Teknoloji, "cambaz"ları daha çeşitli ve ulaşılmaz yapabiliyor ya o da bir yere kadar. Farkına vardığımızda, farkedilir hale getirip hatta ısrarla fark ettirmek gerekir ki cambazlıklardan korunalım :) Sevgiler, selamlar, aydınlık ve mavi ve de şimdilik serin bir sabahtan; günaydınlarla. :)

derinmavi.. 
 27.06.2011 9:35
Cevap :
Günaydın canım arkadaşım günün aydın, mutluluk rüzgarların daim olsun. Sana dolu dolu, yarı aydınlık şehrime az buçuk selamlar.Mavilerin en derininden sevgilerim sana gelsin. Öptüm canım.....  27.06.2011 9:54
 

Cambazdan önce yazdım mı bilmem!:) Genelde çok pişkindir ve kendisi için yazılanları üzerine almaz ama başkası için yazılanları üzerine almaya alışıktır! Selamlar...

M.Talip Girgin 
 26.06.2011 22:21
Cevap :
Sayın arkadaşım, bizim öyküdeki cambaz! Yazık ki mağduru oynuyor şimdilerde. İp üzerinde takılı kalmış. Sevgi ve saygılarımla.  27.06.2011 1:06
 

Ayşen hanım, öykü senin kurgun olmalı...Satır aralarında sanki bir mesaj var gibi geldi bana...Belki de isteyerek derinlere dalmadım, ama anlatımın güzeldi, çocukken seyrettiğimiz cambaz gösterilerine doğru uzandım seninle...Sevgilerle...

Yurdagül Alkan 
 26.06.2011 22:16
Cevap :
Canım ablacığım, tabii ki benim kurguladığım bir öykü, Beran Hanım'a blog kategorisinde öykü yazacağım demiştim ama kategorisini değiştirmişler. Ne yapalım sağlık olsun. Na anladıysanız o. Saygı ve sevgilerimi gönderiyorum dolu dolu İmbatla.  27.06.2011 1:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 531
Toplam yorum
: 2839
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1285
Kayıt tarihi
: 14.11.10
 
 

Aydoğdu; kızgın güneşinde Ağustos'un, sararmıştı altın sarısı başaklar. Kırlangıçların göç dansın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster