Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
17940
 

Camdaki Gerilim

Camdaki Gerilim
 

Sekiz yıl kadar önceydi, yeni bir ev almıştık. Evi inşaat halinde almış olmak, içinde istediğimiz değişiklikleri yaptırma imkanı vermişti bize. Taşınırken de gene imkanlarımız ölçüsünde eşyaları yenilemiş ve özenerek dekore etmiştik yeni evimizi.

Seviyor ve beğeniyordum evimi, arkadaşlarımın da güzel bulmaları gururumu okşuyordu. Misafir ağırlamayı seviyorduk, dost ve arkadaşlarla sık sık birlikte olmaktan hoşnuttuk.

Yalnız hepimizin dikkatini çeken bir durum vardı; her misafir esnasında ya da misafir gittikten sonra evde bir şeyler kırılıp dökülüyordu. Mesela tabak takımları, bardaklar olmayacak kazalara uğrayıp kırılıyordu. Hatta daha da ilginci bazı cam eşyanın durduk yerde patlamasıydı. Bunların arasında en bariz olanı, kızlarımın odasında asılı olan lambanın bir gün hayli gürültülü şekilde patlaması ve cam parçalarının odaya saçılmasıydı.

Cam eşyalar kırıldıkça söylediğimiz bir söz vardı; "nazar çıkıyor!" İnanca göre nazar insanı ya da eşyayı etkileyebilirdi ve tercih edileni eşyayı etkilemesiydi. Çünkü bir bardak ya da tabağın kırılması ile nazarı "ucuz atlatmış" oluyorduk.

Uzunca bir süre sonra temizlik esnasında bir vazo kırıldı. Çok değer verdiğim dostlarım tarafından hediye edilmişti ve kırıldığına üzülmüştüm. Bir benzerini ya da eşini bulmak ümidiyle Denizli'de faaliyet gösteren ve ünlü firmalara ürünler yapan Denizli Cam fabrikasına gittim. Ama aradığım vazo bulunamadı çünkü söz konusu fabrika sadece firmalara toptan satış yapıyor ve ürünleri işlenmemiş halde veriyordu. Firmalar cama kendi desenlerini vererek satışa sunuyorlardı.

Bu arada fabrikayı gezme imkanım oldu. Camın kızgın fırınlarda şekil almasını, soğutulmasını izledim. İşçilerin günlük kotayı doldurma sevincine şahit oldum, belirlenen kotanın üzerinde üretim yapıldığında prim alıyorlardı. Bütün ürünler el yapımıydı, inanılmaz bir işçilik söz konusuydu.

Bir arkadaşımın eşi olan fabrika müdürü Mehmet Bey, bana bütün bu süreci ayrıntılı olarak anlattı. Bir de camın geriliminden söz etti. Söylediğine göre camın yapımı esnasında yaşanan bu süreçler mutlaka eksiksiz yaşanmak zorundaydı. Mesela cam sıcak fırında gereğinden daha az kalırsa ya da diyelim ki soğutma ve şekli sabitleme sırasında bir aksama yaşanırsa camın kullanımı esnasında sorun çıkabilirdi.

Bir de, o hiç unutmadığım açıklamayı yaptı: "Camda belli bir gerilim vardır ve yapım esnasında bu giderilmek zorundadır. Eğer bu gerilim cam eşyanın yapımında giderilmez ise daha sonra kullanım sırasında cam kendi kendine patlayıp dağılabilir..."

Hala merak ederim, bütün gergin camlar bizim evde mi toplanmıştı yoksa gerçekten nazar mıydı?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Yazınızı okudum. Hobi olarak cam çalışmaları yapan biri olarak yazma ihtiyacı hissettim. Gerçekten de nazar olarak yorumlanan aslında camda biriken stresin dışavurumudur. Uygun şekilde soğutulmayan cam eşit şekilde soğumadığı önce dışı sonra içi soğur. Bu eşitsiz soğuma camın bir kısmının diğer bölümlerine göre daha hızlı yoğunlaşmasına yol açar ve bu geç soğuyan taraf ile bir gerilim yaratır. Bu gerilim derecesine göre cam bazen hemen bazen yıllar sonra o camın kırılmasına yol açar. İnsanlar da bunu nazar diye isimlendirir :)

Uğur Kol 
 28.10.2010 17:04
Cevap :
Bilgilendirme için teşekkür ederim Uğur Bey. Milliyet Blog'a hoş geldiniz, güzel paylaşımlarda buluşmak dileğiyle..  28.10.2010 18:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 219
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 7187
Kayıt tarihi
: 24.05.10
 
 

22 yıl eğitimcilik yaptım. Ege'nin güzel kenti Denizli'de yaşıyorum. Evliyim ve iki kızım var. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster