Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mayıs '18

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
70
 

Can/ sızım

Can/ sızım
 

 
kar hançeriydi uykun
sıcak yaz tadıyla 
alıp götürürken sessizce seni
içimdeki gürültüyü
ben bildim, ben duydum yalnızca
 
kimse, kimsenin öyküsünde
başrolü oynayamıyor 
“ateş düştüğü yeri yakıyor” anne
 
yanım, yörem
karanlığın bağrı arka sokaklar/da 
tutunamayanlardanım
 
sensizlik
boğazımda, zincirli demir bir halka/ yalnızlık
ve o benden çok adım önde
 
/hiç yalan söylemedin ki sen bana
şu ana kadar
ama bu ettiğin, en büyük yalan anne
demedin
“anneler de ölürmüş” diye/
 
susmak kabullenmektir
sustun, sustun öylece
demek ki, ö l d ü n anne
 
bıraktığın sessizliği
anlatmak ne mümkün 
hangi gömü eşdeğer olabilir ki bu sükûta
 
kapanan gözlerinde durdu 
söndü, silikleşti hayat
acımasız gerçekliğinde
ölümün elleri 
çekip, yuvarlıyor kendi d e r i n l i ğ i n e
her yer aynı mesâfe 
acıdan f i r â r edilemiyor anne
 
“sesleri bana ninni gibi” dediğin
saatlerinin hepsini susturdum
sen susarken 
sesleri saplanıyor göğsüme
 
dikiş makinan 
siyah bir örtüyle kaplanmış olsa da 
ellerinin üstünde durduğu 
bir sinema perdesi
tıkır tıkır işliyor sesi
ayrılığa bölünen beraberliği dikiyor gölgen
 
körleşiyor zamanın aynası
siyah, soğuk bir bıçak kesiyor
çoğul renkleri
dünya kadar büyüyor geceler
her birini içiyorum son damlasına kadar
 
gece sarhoşu bedenimin
titrek elleriyle
sana yazıp çizdiği 
dayanağım masadan
senli rüyaları olan, uykular dileniyorum
 
kemiren, bitmeyen kalp ağrımla içimdesin 
ve senle ben yâdellerde
varlığıyla, birbirinin hayatından
artık geçemeyecek olan/ gece yolcularıyız 
 
mavide duramayan, saralı zaman
sararıp düşüyor yere durmadan
diri, duru, deniz bakışları kayıp
çok uzak ufuklara sürgün
gün/ geceye hep mağlup
 
giderken, beyazı da götürdün üzerinde
başka bir milât bu
ıssız, gri çorak bir ova
kımıltı yok hayat dallarında
susmuş sesler
boş, bomboş, anlamsız dünya
kayboldum senden sonra
 
bugün benim doğumgünüm anne
büyü(medim)düm
elli yaşını geçik
hâlâ salya sümük
bilmediği sokaklarda 
annesini arayan
küçük bir kız çocuğuyum
 
senin beni kollarına aldığın gün
yeni dünyadan korkarken
kokunla susturduğun ben/i
susturamıyorum
 
bir dudağıma, bir yüreğime bastırıyorum tütünü
unutmuş/ gün ışığını çağırmıyor pencerem
yorgansız gecelerim
üşüyorum ellerin olmadan
 
açıkta her yer 
yıkıldı kartal yuvamız
bir cami avlusunda göçtü yarınlarım
kışa tutsak oldu baharlar
erimiyor buz salkımları saçakta
toprak altından k a p a l ı görüşlerimiz
 
ne yüreğim ne de ayaklarım/ istekle
götürmedi beni hiçbir yere 
bunca zaman
sığamadım/ sığınamadım
toprağının yığınına dökülen
can sızıma/ s a n a koşuyorum bir tek
 
8 Mayıs 2011
 
Hâdiye Kaptan
 
c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
Toplam blog
: 495
Toplam yorum
: 1656
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 138
Kayıt tarihi
: 16.05.11
 
 

Güzel Sanatlara tutkulu, Türk sanat müziği hayranı,  deniz ve İstanbul âşığı şiiryazar bir fâni....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster